İçerik
American Honey / Acı tatlı bir büyüme hikayesi
Film bireysel bir hikâye anlatıyor gibi görünse de içeriğiyle Amerikan toplumuna ışık tutma özelliği gösteriyor ve gereğinden fazla şişirilmiş Amerikan Rüyası balonunu sorguluyor. Bu balonu daha giriş sekansında patlatan Arnold, sonrasında mizacını yumuşatıyor.
İçerik
Kabakçığın Hayatı / Animasyon deyip geçmemeli
Popüler animasyonlarda alışık olduğumuz bir tempoya sahip değil Kabakçığın Hayatı, hatta oldukça ağır bir tempoya sahip olduğunu söylemeliyiz. Sonsuz saygıyı hak etse de, bir stop-motion olarak – madem kıyas ettik - Koralin kadar etkileyici bir teknik görebileceğinizi de söyleyemem açıkçası bu filmde.
İçerik
"Snowden" / Sam Amca Bizi İzliyor
Snowden, gerçek bir olayı anlatmaktan çok kişi odaklı ilerleyerek izleyicinin ana kahramanla özdeşleşmesini sağlamaya çalışıyor. Ama asıl mesele olan “bizi izleyen Sam Amca” konusunda çok etkileyici olmayı başaramıyor. Ayrıca başkanlığı bitmek üzere olan Obama’nın, düşündüğümüz kadar güvenilir, demokratik ve özgürlükçü olmadığını söyleyebilmek pek de cesaret istemez herhalde.
İçerik
"Anthropoid" / Savaşın “insanımsı” bir tarafı yoktur
Yaşanmış olayları sinemaya uyarlama bir yerde tarihi sorumluluğu olan bir işe dönüşebiliyor. Sean Ellis bu sorumluluğun bilincinde görünüyor. Fakat yine de hikâyesini fazla suya sabuna dokunmadan anlatmayı tercih ediyor.
İçerik
"Snowden" / United States of Roughneck!
Film boyunca ABD'nin kirli çamaşırlarının ortaya dökülüşünü izlerken bir yandan da medyanın sahte yüzünü, fırsatçılığını da tanıklıklarımız arasına ekliyoruz. Ama asıl mevzu Obama'nın coşkuyla başkanlığa gelişinin ardından yıllar içinde nasıl bir hayal kırıklığına dönüştüğünün mesajını da alttan alta yiyoruz Oliver Stone'un bakış açısıyla.
İçerik
"Incarnate" - Şeytanın Oğlu
Film, çok güzel bir konuyu anlatmak istemesine rağmen, ne yazık ki genelinde tek mekanda sıkışıp kalmasından ve karakterlerin vasatlığından dolayı yarı pişmiş bir şekilde duruyor. Inception ve Exorcist gibi iki büyük yapımın temellerini sırtında taşıyan Incarnate (Şeytanın Oğlu), Brad Peyton’ın elinde maalesef yarım yamalak kalmış.
İçerik
Assassin’s Creed - Bir uyarlayamama meselesi
İmgelerle arası iyi olmayan filmin “elma” metaforunu yüzeysel geçiştirdiği ise kör gözüm parmağına açıklığında. Cennetten kovulan Âdem ve Havva’nın itaatsizliğinin tohumu daha büyük bir ilgi alakayı hak ediyor olsa da...
İçerik
The Unknown Girl - Meçhul Kız
The Unknown Girl’de ise doktor Jenny odağı o kadar güçlü ki, yan karakterler hikayenin derinleşmesi için hiçbir şekilde faydalı olamıyorlar, oldukça flular, sadece fon gibiler. Jenny’nin psikolojik durumunu merak etmemiz açısından etkileyici oluyor bu odak elbette, neden bu kadar asosyal, çalışkan bir doktor olarak insanlarla içiçe olsa da neden iletişimde bu kadar beceriksiz?
İçerik
Sen Sağ Ben Selamet – Yol komedisinden beklentiler
Sen Sağ Ben Selamet, bir çok komedi işinde gördüğümüz oyuncuları bir araya getirerek, çıtasını yükseğe koyar nitelikle, ama maalesef çıtanın çok ama çok altında kalmış durumda
İçerik
Rogue One: A Star Wars Story - Rogue One: Bir Star Wars Hikayesi
Rogue One, adeta tanımadığımız karakterler ile orijinal Star Wars ruhunun güzelce harmanlanmasından oluşturulan bir ana yemek olarak önümüze çıkıyor. Yanında eski üçlemenin nostaljik sosları da var. Yemeğin sonuna doğru ise, tepemizden bir Empire Strikes Back rüzgarı da esmiyor değil hani.
İçerik
"Zuzula" – Cin Kovanına Çomak Sokmak
Filmde yer alan oyunculuklar da başarısız ve yapay. Filmde yer alan karakterlerin tepkileri olması gereken doğal refleks ve davranışlardan fazlaca uzak. Normal hayattaki insanların vereceği doğal tepkilerin yoksunluğu ile oyunculukların ekstra yapaylığı birleşince film izleyiciyi kendinden bir hayli uzaklaştırıyor.
İçerik
"Tereddüt"süz yılın en iyilerinden!
Bu yıl Altın Portakal'da önemli başarılarla dönen, usta yönetmen Yeşim Ustaoğlu'nun "Tereddüt" filmi vizyona giriyor.
İçerik
Tereddüt - Yolculuk, önce içeriye, sonra dışarıya doğru.
Kadın cinselliğinin toplumsal ve psikolojik etmenlerini masaya yatırmak gibi bir dert edinmişken yönetmen bunu sergilemeden anlatmayı da pekala tercih edebilirdi fakat aksine gerçekten de cüretkar davranmış ve uzun planlar boyunca sevişme sahneleri katmış filme. Açıkçası uzun zamandır bu kadar estetik sevişme sahneleri izlememiştik özellikle de Türk sinemasında. T
İçerik
Kümes - Hayatta planlar beklenmedik şekilde giderse ne olur?
“Kümes, komediyi de dramı da bir arada verirken arada aksayan ama başarılı bir olay örgüsüyle veren bir yapım. Ufuk Bayraktar, ilk yönetmenliğinde çok başarılı.”
İçerik
Nocturnal Animals - Gece Hayvanları
Roman ile gerçek, iç içe anlatıldığı için özellikle filmin kurgusu dikkat çekiyor. Bazı ufak detaylardaki gerçek ile kurgu arasındaki benzerlikler de gözden kaçmıyor.
İçerik
Sen Benim Herşeyimsin – Aile olabilmek bu kadar zor mu?
Genel olarak absürt durum komedileri ve dramlarıyla izlediğimiz Tolga Çevik’in kızını ve oğlunu oynatması da film için büyük bir artı olmuş. Kızı Tuna Çevik’in şahane performansı zaten filmi alıp götürmüş
İçerik
Görümce - Görümcesel Fenteziler ürünü
Senaryodaki havada kalmış bazı sorunlar olmasa, aslında daha bağlanabileceğimiz bir komedi olacakmış Görümce. Ama Gupse Özay, Yeliz’i şahane oynamış. Karakter oluşumu için baya uğraşmış gibi görünüyor.
İçerik
Babamın Kanatları - Bu bozuk düzende işçiysek canımızın ne kadar kıymeti var?
Tabii film işçi sınıfına ve işçi ölümlerine dikkat çekerken, sadece kaza sonucu olan ölümlere değil, maalesef Türkiye’de sistemin çarpıklığı, hukuğun düzgün işlemeyişi, insan yaşamının değersizliği gibi meseleler sonucu yaşanan facialara, ölümlere dikkat çekiyor ve bunu cesur bir anlatım diliyle yapıyor.