İçerik
Malatya, kayısıdan ibaret değil!
3. Malatya Uluslararası Film Festivali, kendi adıma resmen film gibi geçti, gezdim, tozdum, iliklerine dek bir kenti yaşadım. İstanbul, Adana ve Antalya'da da yarışan filmlerin hepsini izlemiştim, haliyle Malatya'nın, kayısıdan ibaret olmadığına ve Malatya Malatya bulunmaz eşin türküsünün doğruluğuna şahitlik etmek kaldı geriye...
İçerik
Malatya'da gezerken de film izliyor gibiyiz!
Bana göre her festivalin farklı bir dokusu var. Bu sene üçüncüsü yapılan Malatya Film Festivali yerli yapımlarda Antalya ve Adana'nın devamı misyonunu üstleniyor.
İçerik
Bir yandan da hayat bizi gözetler!
Pelin Esmer belgeselden yavaş yavaş kurmacaya çektiği tarzında bu kez kadın ve erkek hayatlarının yalnızlık dengelerini ve kesişim noktalarını sorguluyor.
İçerik
Popüler Sinema, Kristal Kayısı'nın nabzını tutuyor: 2.Gün
Malatya Film Festivali, Popüler Sinema yazarları için verimli geçtiği kadar okurları için de verimli geçecek... İlk günden itibaren yoğun bir programla devam eden festivalin eleştirilecek pekçok yanı olsa da pekçok artıya da sahip. Güzel bir film seçkisi ile izleyiciyi heveslendiren festivalin en büyük handikapı çok film ve az salon çelişkisi nedeniyle neredeyse her filmin bir defa gösterilmesi.
İçerik
Kristal Kayısı Uluslararası seçkisiyle öne çıkıyor!
Malatya Film Festivali, sinema düşkünleri için tam bir keşif alanı... Sinema yazarımız Murat Tolga Şen Malatya'dan yazıyor.
İçerik
Kurdeşen Dökülecek!
Başlık tabii ki, P.T. Anderson’ın 2007 tarihli “Kan Dökülecek” adlı filmine gönderme yapıyor ama kelime oyunu yapmanın keyfi ağır bastığı için; yoksa filmin “kurdeşen döktürecek” kadar sıkıcı olduğunu düşünmüyorum! Ama bir başyapıt olduğunu düşünenlere de kesinlikle katılmıyorum.
İçerik
Bir Ailenin Çözülüşü
William Friedkin ismi zikredilince, akla ister istemez korku klasikleri arasında yer alan Şeytan (The Exorcist, 1973) geliyor. Daha sonra Kanunun Kuvveti (The French Connection, 1971), Dehşetin Bedeli (Sorcerer, 1977) ve Devriye (Cruising,1980) gibi çizgi dışı filmleri ile anılıyor 1935 doğumlu yönetmen.
İçerik
Tim Burton’dan korku harmanı!
Geçen haftalarda vizyona giren Paranorman’ın Tim Burton’ın tarzıyla ne kadar da aynı olduğunu yazmıştım. Frenkenweenie ile benzeşen yanları bir hayli fazla. Aynı ellerden çıkmanın haricinde iki animasyon da toplum dışına itilmiş çocuklar, korkuyla harmanlanmış hayatlarında hep ölülerle uğraşıyorlar. Birisi (Norman) gittikleri yerde ruhları rahat etmeyen ölülerle alakadardı, Frenkenweenie’de ise Victor ölüp giden çok sevdiği köpeğini tekrar geri getirme derdinde!
İçerik
Bond, 50. yılını Türkiye’de kutluyor
Özellikle Türkiye çekimleri sayesinde ilgi alanımıza giren yeni James Bond filmi Sykfall nihayet vizyonda. Sam Mendes’in yönettiği film, Bond’un 50. yılına yakışır bir seyir sunuyor.
İçerik
Dünyanın Orta Yerinde Aşk İçin Ağlıyorum...
“Evim Sensin”, Güney Koreli güzelim “Hatırlanacak Bir Anı”nın (Nae Meorisokui Jiwoogae) büyük bölümünü uyarlayıp, finali de yerli işi “Beni Unutma”dan alan, dramatik bir aşk hikayesi, özetle...
İçerik
2012 Model Yeşilçam Filmi
Özcan Deniz, tıpkı sanatçı dostu Mahsun Kırmızıgül gibi, müzisyen kimliğinden sonra sinemacı kimliğini ortaya koymaya başladı. İlk filmi “Ya Sonra”da nasıl bir sinema anlayışı olduğunun ilk sinyallerini vermişti. Hollywood kalıplarını muntazam kullanarak eli yüzü düzgün, gişe odaklı bir film koymuştu ortaya. Aynı stili, 2004 yapımı “A Moment to Remember” adlı bir G.Kore filminden uyarladığı “Evim Sensin”de uyguluyor.
İçerik
Anne, Gör Beni!
“Babamın Sesi”nin basit bir konusu var. Diyarbakır’da yaşayan Mehmet (Zeynel Doğan)ve hamile eşi, yeni ve daha büyük bir eve taşınırlar. Mehmet taşınma sırasında gurbette çalışıp, ölen babasına gönderdikleri kasetlerden birini bulur. Mehmet’in annesi Bâse/Asiye (Bâse Doğan) Elbistan’da tek başına yaşamaktadır. Mehmet yalnız yaşamasını sakıncalı gördüğü yaşlı annesini yanına almak ister. Görünmeyen ve söylenmeyen nedenler arasında belki annenin doğacak toruna bakması beklentisi de olabilir.
İçerik
Ağlayan Yetim James Bond!
Geride 50 yıllık bir tarih, 23 film, 6 James Bond oynayan oyuncu, 11 yönetmen var Bond tarihinde. Bir de kasaya konmuş bugünün parasıyla beş milyar Dolar var. Tarihin en çok kazanan dizisi yapıyor bu rakam James Bond serisini. Ona kazandırdığımız paralar karşısında bugüne kadar ne sundu bize James Bond?
İçerik
Bond Batman’a Dönüşürse…
Dikkat: Okuyacağınız kritik bazı sürpriz bozanlar (spoiler) içerir. Bundan hoşlanmayan okurlarımızın önce filmi izlemesini tavsiye ederim.
İçerik
Politik sinemanın hüznü!
Yazıma öncelikle Babamın Sesi’ni ikinci kere izlediğimi ve sonrasında filmin kafamda oluşan olumsuzlukları bir nebzede olsa giderdiğini söyleyerek başlamak istiyorum. Festivallerde yoğun film izleme bombardımanı halindeyken filmlere yeterince konsantre olamadığımı düşündüm Babamın Sesi’ni ikinci kere izlerken…
İçerik
Aşk hayal olduğu sürece iyidir!
Lütfen Beni Öldürme / Stranger Than Fiction yazar Karen Eiffel’in ana karakteri Harold Crick’i nasıl öldüreceği üzerine bir filmdi. Karakterin yazara müdahalesi gerekir zira yazar onun yazdıklarını anında yaşadığını bilmez. Ruby Spark / Hayalimdeki Aşk da bu minvalde giden bir film. Ama daha duygusal, çünkü karakterine aşık olan bir yazar hakkında…
İçerik
Epik roman beyazperdede
Neredeyse her köşe başında afişini gördüğümüz dev prodüksiyon Bulut Atlası bugün ve gelecek arasında bir bağ kuran epik romanın beyazperde uyarlaması. İnsanlık, varoluş ve yaşam üzerine karmaşık bir şeyler söylüyor ve final de kaçınılmaz olarak derin, puslu düşüncelere itiyor.
İçerik
İnsan her yerde ve her zaman insan
Fragmanıyla bile büyük sansasyon yaratan Bulut Atlası-Cloud Atlas bu hafta vizyonda. Birçok sinemaseveri hayalkırıklığına uğratsa da tam bir görsel şölen. Bayram tatili için doğru bir tercih…
İçerik
Hiçbir güç vatan sevgisinden daha üstün değildir
Çanakkale 1915, 11 milyon TL bütçesiyle yılın iddialı Çanakkale filmlerinden. Senaryo, ‘Şu Çılgın Türkler’ kitabıyla satış rekorları kıran Turgut Özakman’ın ‘Diriliş-Çanakkale 1915’ kitabından yola çıkılarak, yine Özakman tarafından yazıldı.
İçerik
Asteriks ve Oburiks gizli görevdeler! Peh!
Asteriks ve Oburiks çizgi romandan sinemaya sevimli bir şekilde uyarlanmış bir film. Gerçi Fransızların o muhteşem! esprilerinin çeviride gittiği o yüzden perdeye aval aval bakıldığı savunulsa da son filmde yani Asterik Oburiks Gizli Görevde’de bunun gayet bize uyarlanmış olduğunu gördük!