İçerik
"Bukowski"nin Sineması
“Kader tanrıçasının zalim olduğu ve sonunda hepimizin posasını çıkaracağı doğru; ama sıkı, ölümsüz bir kaybedenden daha yıldırıcı hiçbir şey yoktur. İşin sırrı şunda yatıyor; herkes kaybedebilir, kaybetmek yeteneklerin en kolayıdır.” der usta Bukowksi. Ki kendisi de, 40 yaşına kadar büyük bir kaybedendi, elbet bir gün kazanacağını bilen…
İçerik
ŞEYTAN FİLMLERİ: Din tabanlı korku alt türü
Bir anlamda insan benliğindeki kötücül arzuların korku zemininde canlanmasını sağlayan bir alan diyebiliriz. Şeytan filmi özellikle son 45 yılda A sınıfında kimi muhafazakar olmasıyla eleştirilen, ama genelde olgun-realist vizyona sahip ve bambaşka türlerle iç içe geçen yapıtlarla yol aldı. Daha ziyade aynı motifleri-formülleri tekrar etmesi ve din ile haşır neşir olmasıyla burun bükülen alt tür, her şeye rağmen anılası bir tarihi sürece sahip.
İçerik
Slasher filmleri: Korkunun ‘ciddiyet’ ile imtihanı
1960 yılında doğduktan sonra belli dönemlerde furyaya dönüşen ‘slasher filmi’, polisiyenin seri katil filmi alt türünün şiddet ve istismar öğeleriyle yoğrulmuş korku versiyonudur. Sinemada fazlasıyla genç kitleyi yakalamak için kullanılan bu şablonun tarihsel gelişimini ele aldım.
İçerik
80’ler aksiyon sineması: Kaslı adamlar ve kocaman silahları!
Peşpeşe gösterime giren filmlerden anlıyoruz ki Hollywood 80’ler aksiyon filmlerinin ruhunu ısrarla çağırmakta… Demokratların ülkeyi yönettiği bir sırada yapılan bu hareketin politik tepkiselliğinden dem vurulabilir elbette ama tüm bu cehennem ateşinin sorumlusu “kas adamların” beyazperdede salına salına dolaştığı 80’leri hatırlamak çok daha keyifli bir yolculuk olacaktır.
İçerik
İdeolojisiyle tehlikeli, şablonuyla yeniliklere açık
Geçtiğimiz hafta “Esaret”in vizyona girmesiyle aklımıza gelen rehine gerilimleri, “Köpeklerin Günü”nden “PVC-1”e, “Fidye”den “Sıkıyönetim”e uzanan örnekleriyle ‘dünya çapı’nda temsil bulan bir tür. Ben de alanın ‘sosyopolitik/ahlaki sorgulamalar’a odaklanan omurgasını, duruşunu, tehlikeli ideolojik bakışını ve zeki müdahalelerle sarsılıp güncellenmesinin sonuçlarını mercek altına aldım.
İçerik
Sibel Kekilli: Pornodan Kralın Odasına Giden Yol…
Sinemayı modern bir şehre benzetecek olursak Porno endüstrisi her zaman kanalizasyonun oralarda bir yerdedir. Kimse mecbur kalmadıkça oraya inmez. Orada yaşayan kimse de yukarı çıkamaz. Traci Lords gibi bazı B filmlerinde oynayarak porno kariyerini sonlandıran şanslı isimler bile her zaman o kokuyu üzerlerinde taşır.
İçerik
Türk Sineması Korkutuyor
Bu ay vizyona giren “Dabbe: Bir Cin Vakası” vesilesiyle, Türk sinemasında korkunun hangi sularda seyrettiğini ve ne ölçüde başarılı olduğunu irdelemeye çalışalım elimizden geldiğince…
İçerik
Batman'in "Bad Men"leri
"Kara Şövalye Yükseliyor" filmi tüm dünyayı kasıp kavururken, "Batman" in belalı düşmanlarından en zorlu beş tanesini sizler için seçtik...
İçerik
Psikiyatri seansının gerilimli formülü
Kapalı alanda sıkışmanın korkuda bir formül oluşturduğu söylenebilir. Bu durum da bu hafta vizyona giren “Uyarısız Şiddet: ATM” ile bir kez daha karşımıza çıkıyor. Peki sinema tarihi boyunca Alfred Hitchcock, Vincenzo Natali, Neil Marshall ve Mustafa Altıoklar gibi çeşitli isimlerin elinden geçmiş bu şablon, ne kadar aktif ve donanımlı?
İçerik
Tarantino'nun Esin Kaynakları
Kuşkusuz ki, dünya sinema tarihinde seyircinin zihnini açan, janrları tazeleyen, türleri harmanlayan ve tüm bunları yaparken de, kendini yenilemeyi hiç ihmal etmeyen bir usta Quentin Tarantino… Filmografisindeki neredeyse tüm eserlerine başyapıt muamelesi gördürmeyi başarmış bir sinema doktoru.
İçerik
Formülleri ve hikayeleriyle futbol filmleri
“Babam İçin”in vizyona girmesiyle aklımıza sinema tarihinde çekilen futbol filmleri geldi. Peki spor filminin bu daha Avrupa bazlı alt türü nasıl yollardan geçerek bugünlere geldi?
İçerik
80’ler ve Yeşilçam: Mayolu, bikinili Seksi Kadınlarımız!
Daha önceki dosyalarımızda ele aldığımız gibi, Türk seks filmlerinin yıldız oyuncuları aşağı yukarı bellidir. 70′lerin bu lanetli sinemasının “pornocu” olarak hatırlanan ve aslında çok azı öyle olan başta gelen oyuncuları; Arzu Okay, Zerrin Egeliler, Melek Görgün, Feri Cansel, Mine Mutlu, Elif Pektaş, Necla Fide, Figen Han, Dilber Ay, Zafir Seba, Zerrin Doğan, Alev Altın, Meltem Doğan, Meltem Işık gibi isimlerdir.
İçerik
Kesişen hayatlara özel formül
Jean Renoir’ın “Oyunun Kuralı” ile sinemaya merhaba dediği bilinen kesişen hayatlar filmi, Federico Fellini’den Emir Kusturica’ya Robert Altman’dan Rodrigo Garcia’ya uzanan bir çerçevede sinema belleğimizde iz bırakmıştır. 70’lerde felaket filmlerinin ana şablonunu oluştururken şimdilerde romantik-komedilerde de ‘işlev veren’ bu formül, geçtiğimiz cuma “Dikkat Bebek Var!” ile karşımıza çıktı.
İçerik
Sinemada 3D Teknolojisi: Kurtarıcı mı, kabus mu?
Avatar’la birlikte yükselen 3 Boyutlu (3D) sinema teknolojisi öyle bela, öyle istila edici bir şey ki, sağımız solumuz bu tekniğe göre çekilmiş ya da “Clash of the Titans” gibi sonradan 3D’ye devşirilmiş filmlerle doldu. Sezon gerçek bir “gözlüklü seyirciler” resmi geçidine dönüşecek çünkü hergün 3D olarak çekilmiş onlarca filmin haberi geliyor. Aklımıza takılan soru şu; ev sinemasının oldukça yüksek bir seyir zevki vaadettiği şu günlerde, 3D teknolojisi, toplu gösterim yapan sinema salonları için bir kurtarıcı mı, yoksa 7. sanat sinemayı hepten lunapark eğlencesine çeviren teknolojik bir güve mi?
İçerik
"Yenilmezler"de kim kimdir?
Son zamanların en çok konuşulan filimi "Yenilmezler"de kimin ne iş yaptığı, nereden geldiğini ayrıntılşı bir şekilde öğrenmek isteyenlerdenseniz, buyurun buradan...
İçerik
Bu Bond Hemşo Bond
Son James Bond filmi Skyfall Türkiye’de çekilince bizim için ayrı bir anlam kazandı. Adana ve İstanbul’daki çekimler gazette sayfalarında yer buldu. Biz de sizing için bütün James Bondları mercek altına aldık…
İçerik
Psikolojik dünyanın korkusal karşılığı
Atmosfer, tekinsiz öğeler ve sürpriz sonun üzerine giderken doğaüstü motiflerden uzak duran ve perili ev filmi ile akrabalık kuran bir alt tür. Gotik korku filmi Hitchcock’un “Rebecca”sı ile 1940’ta başladığı sinema yolculuğunu “Cinnet”, “Tiksinti”, “Büyü”, “Ölüm Provası”, “Küçük Kıyamet” ve haftaya vizyona girecek “Ölümün Sesi” gibi duraklardan geçerek sürdürüyor. En önemlisi de alt türün “Altıncı His” sonrası son 15 senede ‘canavar’ ve ‘hayalet’ gibi motiflerin saf dışı kalmasını takiben fazlaca korkunun uğrak temsilcisine dönüşmesi elbette.
İçerik
Bedenim şiddetine feda olsun!
1996 yılında Anthony Burgess’in Otomatik Portakal’ını oyunlaştırmak üzere toplaşmıştık. Amosferimiz harikaydı ve biz ‘tanrı bir Rock şarkıcısıdır’ diye kikirdeyecek kadar bıçaklı süt içmiştik! Yasaklı bir filmdi ve biz ne yapıp edip izlemiştik… Şiddetle harmanlanmış bir avuç gencin yazarın karısına yaptıkları, bu yazının konusunu tam olarak karşılamasa da zorbalıktan beslenen bir seks iması her yanına sinmiş bir filmdi sonuçta karşımızdaki… Antichrist elbet bizi bu filmlere çeken, o sularda neler olmuş dedirten… Gore (kanlı) ile seksi / pornoyu harmanlayan Trouble Everyday / Her Gün Başka Bir Bela aslında şiddeti kontrolsüz bir sevişme ateşiyle ortaya sürüyordu. ‘Yerim ben seni’ dedirten tarzda hem de… Çiftlerin doz aşımı, yamyamlık çizgisinde ilerliyor bu da bir nevi şiddet olarak kazınıyor hafızalara…