İçerik
T2 Trainspotting
Yine uyuşturucu “kafası”nı çağrıştıran müzikler ve renklerle, estetik görüntüler çıkıyor ortaya. Fakat hikaye ilki kadar cesur ve sağlam değil doğrusu. Bu kez sanki, evet uyuşturucu bizi ne hale getirdi, gördünüz mü, kaç yaşımıza geldik, bir baltaya sap olamadık, gibi bir altmetin okumak mümkün.
İçerik
Their Finest / Aşkın Çekimi
Filmin türünden ve iyimserlikle gülümsetmeye çalışmasından ötürü olsa gerek savaş biraz fonda kalıyor ve dramatik sahnelerin çok üzerinde durulmuyor. Mesela Catrin’in dışarda bir bomba saldırısına yakalandıktan sonraki sahnesi, filmin duruşunu tam anlamıyla özetliyor.
İçerik
Maudite Poutine (Shambles) / Darmaduman
Maudite Poutine, bir suç filmi gibi başlayıp drama doğru evrilen bir yapım. Sahip olduklarının farkına varmayıp elindekilerini de yitiren, bir kaybedenler hikayesi.
İçerik
Destruction Babies / Yıkım Bebekleri
Destruction Babies’in sadece şiddet teması içermelerinden ötürü Fight Club (Dövüş Kulübü, 1999) ve A Clockwork Orange (Otomatik Portakal, 1971) gibi kült olmuş yapımlar ile karşılaştırılmasının anlamsız olduğunu belirtmek lazım. Çünkü iyi bir fikirle ortaya çıkıp istediğini tam olarak aktaramamış bir yapımla karşı karşıyayız.
İçerik
Paterson / Sıradanlık yine çok sıradışı!
Jarmusch kamerasıyla Paterson’a odaklanırken, onu çevreleyen kent yaşamını da betimlemektedir bize: otobüse binen insanların kendi aralarındaki konuşmaları, Paterson’un her akşam gittiği bardaki genel sohbetler bir fikir veriyor bize Paterson’un yaşamının çerçevesi hakkında.
İçerik
Buster's Mal Heart / Buster'ın Hasta Kalbi
Buster's Mal Heart filminde, bağımsız yapımlara yakışan küçük güzel fikirler ve planlar var. Bu da yapımın çıtasını yükseltiyor ve daha akılda kalıcı bir film ortaya çıkmasını sağlıyor.
İçerik
Christine – Delirmenin Eşiğine Gelmek
Christine karakterinin çok sivri ve baskın bir kişilik olmasından ötürü film, kimi zaman amacının dışına çıkıyor. Medya eleştirisi yerini “delirmenin eşiğine gelmiş bir kadının bunalımı”nı anlatan bir filme bırakıyor.
İçerik
The Salesman / Satıcı
Bilindiği üzere İran şeriat kurallarına göre yönetilen bir ülke. Hal böyle olunca toplumdaki bir çok suç/suçlama/iftira bireyler arasında çözülmeye çalışılıyor. Zira ötesi kırbaçlama, ağır cezalar ve hatta ölüme dek gidebiliyor. İşte usta yönetmen bir yandan da bu sistemdeki adalet eleştirisini de yapıyor olay üzerinden. Bu anlamda da oldukça yerici bir çalışma olduğunu da eklemeli.
İçerik
Tereddüt - Yolculuk, önce içeriye, sonra dışarıya doğru.
Kadın cinselliğinin toplumsal ve psikolojik etmenlerini masaya yatırmak gibi bir dert edinmişken yönetmen bunu sergilemeden anlatmayı da pekala tercih edebilirdi fakat aksine gerçekten de cüretkar davranmış ve uzun planlar boyunca sevişme sahneleri katmış filme. Açıkçası uzun zamandır bu kadar estetik sevişme sahneleri izlememiştik özellikle de Türk sinemasında. T
İçerik
Bodkin Ras
Bodkin Ras filminde dram, komedi, gizem türleri tadında kullanılmış. Oyunculuk deneyimleri olmamasına rağmen bireyler kendilerini canlandırdıkları için karakterler inandırıcı.
İçerik
Kalandar Soğuğu: Dört Mevsimli bir Karadeniz esintisi
“Kalandar Soğuğu” festivallerden aldığı övgüyü kesinlikle vizyonda da hak ediyor. Son zamanların gelmiş geçmiş en başarılı sinematografisine sahip.
İçerik
BORN TO BE BLUE - Doğuştan Kederli
Chet Baker’ın önemli şarkılarından biri olan ve filme de ismini veren “Born to Be Blue”, sanırım müzisyenin melankolik tarzını yansıtmak istenilmesinden ötürü “Doğuştan Kederli” ismiyle çevrilmiş.
İçerik
Yollar, Festivaller, Filmler...
Bu ülkede kaç film festivali var? Çok… Ama gerçekten kaç tane diye sorarsanız cevap kısacık bir sayı: üç… İstanbul Film Festivali, Adana Altın Koza, Antalya Altın Portakal… Eğer heves sönmez de yaşamaya devam ederse belki Malatya…
İçerik
Tartışmalar, ödüller..vs.
Belki abartıyorum ama jürilerinden birinde görev aldığım bir festivalin bir parçası olmuşum gibi de hissediyorum kendimi, tabii Türkiye’deyse o festival. Adana Altın Koza’da Şenay Aydemir ve Coşkun Çokyiğit’le birlikte Siyad jürisiydik ve şimdi bana festivalin bir parçası olmaktan eleştirmenliğe geçiş bir miktar zor geliyor.
İçerik
Popüler Sinema, Altın Koza'nın nabzını tutuyor: 3.Gün
19. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali bütün hızıyla devam ediyor. Açılış kokteyliydi, hoş geldiniz yemeğiydi derken geçen iki günün ardından, üçüncü günün tamamını festival filmlerine ayırdık.
İçerik
Venedik Film Festivali'nde 10.Gün
Ve bugün son Altın Aslan adaylarnın da gösterimi yapıldı. Artık sonuçları bekleme zamanı geldi. Ben hemen bizim Fipresci jürimizin ödüllerini açıklayayım. Ana Yarışmada birinciliği Paul Thomas Anderson’ın “Usta”sına verdik. “Usta” benim beğendiğim bir film değil ama çok beğendiğim başka bir film de olmadı. Seidl’in “Cennet: İnanç”ını tercih ederdim ama o filmi de çok çoşkuyla savunacak kadar beğenmiş değildim.
İçerik
Venedik Film Festivali'nde 9.Gün
Festival yorgunluğu çökmeye başladı. Toronto başlayınca Venedik’te gazeteci sayısı da azaldı. Artık intiaklar oynanıyor. Cumartesı sabahı Brian De Palma’nın “Tutku”suyla dananın kuyruğu kopacak. FIPRESCI jurisi olarak kararımızı aşağı yukarı verdik. Jürilerde kararlar ortak verildiği için yazdıklarımdan sonucu tahmin etmeye boşuna kalkmayın. Benim değil jürinin seçimi söz konusu.
İçerik
Venedik Film Festivali'nde 8.Gün
Harmony Korine 16 yaşında “Kids”in senaryosuna imza attığından beri, Amerikan bağımsız sinemasının yaramaz çocuğu olmayı sürdürüyor. Adını Amerikan üniversitelerinin bahar tatilinden alan “Bahar Tatilcileri” (Spring Breakers) Korine’in bugüne kadar yaptığı en ana akım film.