İçerik
Pizza Müptelası Kahramanlarımız Geri Döndü
90'lı yılların unutulmaz çizgi film serilerinden biri olan Ninja Kaplumbağalar, beyazperdedeki 5.macerasına daha bir yüksek bütçe,gelişmiş 3D ve live-action teknolojisiyle devam ediyor.
İçerik
SÜPER BABA: Baba olmanın mahiyetini gösteren zayıf bir film!
David Wozniak, hayatını bir türlü düzene sokamamış beceriksiz bir et teslimatçısıdır. Ailesi tarafından pek fazla ciddiye alınmayan, kız arkadaşıyla da arası iyi gitmeyen talihsiz bir adamımız aynı zamanda. Bir de çetenin tekine 80.000 dolar borçlanmış. Bunlar yetmezmiş gibi de 20 yıl önce Grabosski Levitt Kliniği adında bir sperm bankasına ''Starbuck'' takma adıyla 693 tane bağış yapmıştır. Bu bağışlardan 533'ü meyvesini vermiş. Ve 20 yıl sonra da 533 çocuktan 142 tanesi gerçek babalarını tanımak için kollarını sıvamıştır.
İçerik
Eski dosttan düşman olmaz!
Önlerinde saygıyla eğildiğimiz üç büyük aktörü, Al Pacino, Christopher Walken ve Alan Arkin’i buluşturan Eski Dostlar (Stand Up Guys) vizyonda. Makul süresi, muhteşem oyunculukları ve seyirciyi sürekli diken üstünde tutan atmosferiyle izlenmeyi hak eden bir film var karşımızda.
İçerik
Maskesiz Süper Kahraman
Senaryosunu ünlü müzisyen Nick Cave’in yazdığı Kanunsuzlar, üç kardeşin Büyük Buhran olarak isimlendirilen 1930’lar Amerika’sında geçen hikâyesini anlatıyor.
İçerik
Tim Burton’dan korku harmanı!
Geçen haftalarda vizyona giren Paranorman’ın Tim Burton’ın tarzıyla ne kadar da aynı olduğunu yazmıştım. Frenkenweenie ile benzeşen yanları bir hayli fazla. Aynı ellerden çıkmanın haricinde iki animasyon da toplum dışına itilmiş çocuklar, korkuyla harmanlanmış hayatlarında hep ölülerle uğraşıyorlar. Birisi (Norman) gittikleri yerde ruhları rahat etmeyen ölülerle alakadardı, Frenkenweenie’de ise Victor ölüp giden çok sevdiği köpeğini tekrar geri getirme derdinde!
İçerik
Bond Batman’a Dönüşürse…
Dikkat: Okuyacağınız kritik bazı sürpriz bozanlar (spoiler) içerir. Bundan hoşlanmayan okurlarımızın önce filmi izlemesini tavsiye ederim.
İçerik
Politik sinemanın hüznü!
Yazıma öncelikle Babamın Sesi’ni ikinci kere izlediğimi ve sonrasında filmin kafamda oluşan olumsuzlukları bir nebzede olsa giderdiğini söyleyerek başlamak istiyorum. Festivallerde yoğun film izleme bombardımanı halindeyken filmlere yeterince konsantre olamadığımı düşündüm Babamın Sesi’ni ikinci kere izlerken…
İçerik
Epik roman beyazperdede
Neredeyse her köşe başında afişini gördüğümüz dev prodüksiyon Bulut Atlası bugün ve gelecek arasında bir bağ kuran epik romanın beyazperde uyarlaması. İnsanlık, varoluş ve yaşam üzerine karmaşık bir şeyler söylüyor ve final de kaçınılmaz olarak derin, puslu düşüncelere itiyor.
İçerik
İnsan her yerde ve her zaman insan
Fragmanıyla bile büyük sansasyon yaratan Bulut Atlası-Cloud Atlas bu hafta vizyonda. Birçok sinemaseveri hayalkırıklığına uğratsa da tam bir görsel şölen. Bayram tatili için doğru bir tercih…
İçerik
Hey Norman, Paranorman…
Paranorman elbette akla önce Paranormal Activity’i getiriyor ister istemez ama işin içine stop motion 3D girince nasıl bir etki yaratacağını merak ettim gerçekten de. Aslında bu tarz karanlık atmosfer içeren, küçükler için tasarlanmış gibi görünse de aslında büyükleri hedefleyen animasyonlara yabancı değiliz. Başımızda Tim Burton gibi stop-motion ustası olunca sağolsun bayağı bir şey gördük geçirdik. Mesela bayıldığım Ölü Gelin… Koralin ve Gizli Dünya’da aynı yolun yolcusu zira Lika adlı şirketin ürünü ikisi de. Yani Coralin ve Paramorman aynı şirketten çıkmış işler. O yüzden atmosfer hakimiyet ikisinde de yüksek ve benzer…
İçerik
Önümüz düşman, ardımız vatan...
Liselerimiz, üniversitelilerimiz, yurtlarını savunmak için hayatlarının baharında gönüllü oldular. Onlar, asla beklemediler, yaşamak ne güzel şey demediler. Memleket olmadan gelecek düşü kurulur mu? Tereddütsüz Çanakkale'ye koştular, adeta yarışırcasına...
İçerik
Eski Dostlar - Yeni Düşmanlar
Doksanlı yılların sonunda video oyunu olarak hayatımıza giren Resident Evil’ın sinemaya da sıçraması gecikmedi. Paul W.S. Anderson’ın yapımcı, senaryo yazarı ve yönetmen olarak yer aldığı aynı isimli ilk filmin yapım tarihi 2002 idi. Resident Evil maliyetinin üç katından fazla gişe geliri elde edince, aynı video oyun cephesinde olduğu gibi, doğal olarak bir seriye dönüştü. İnişli çıkışlı bir grafik çizen seri, Resident Evil: Apocalypse (2004), Resident Evil: Extinction (2007) ve Resident Evil: Afterlife (2010) ile devam etti. Serinin beşinci ve şimdilik son halkası ise bu hafta salonları işgal edecek olan Resident Evil 5: İntikam (Resident Evil: Retribution).
İçerik
Pixar, kontrol manyağı analar ve 'Cesur' kızlar...
Disney ve Pixar'ın ortaklığından, haliyle bir başyapıt bekleniyor, ancak "Cesur" (Brave), kült mertebesinden hayli uzak bir animasyon, gişede coşmaktan, popüler olmaktan, yani üstüne konuşmaktan da muaf, bir bakıma... Lakin...
İçerik
ATM: Acayip, Tuhaf ve Manidar
“Uyarısız Şiddet: ATM” filmiyle ilgi söyleyeceğim ilk şey, tek kelimeyle fiyasko olduğudur. Bu saçma sapan filmin, yola çıktığı gerilim ve korku türü ile her hangi bir alakası yok, bankamatik, paramatik vs. üzerinden zengin sınıfa ve kapitalizme giydirmeyi direkt hedeflemediği de malum... Üstelik senaryo facia, diyaloglar kötü, oyunculuklar dökülüyor, kurgu desen evlere şenlik ve nihayetinde berbat bir final. Vasatı bile tutturamayan, salt gişeyi düşünen, az maliyetle çok kazanayım diyen sıradan bir yapım bu, özetle. İzleyici deneme tahtası değildir ve yaptığı işe özenmeyen, seyirciye de asla saygı duymaz.
İçerik
Yeniden zıplıyoruz: Her belaya derman, Spider-Man…
Sam Raimi’nin giderek kan kaybeden Örümcek üçlemesinden sonra Peter Parker ve maskeli kişiliği Spider-Man bir kez daha gişede şansını deniyor. Aslına bakarsanız ben Raimi’nin çektiği Örümcek Adam filmlerinden pek hazzetmem.
İçerik
Lübnan’dan Vizontele Manzaraları
Nadine Labaki’nin adını Karamel (2008) adlı filmiyle tanımıştık. Lübnanlı yönetmen, bir arkadaşıyla birlikte yazdığı filmde başrollerden birini de üstlenmişti. On parmağında on marifet olan Labaki daha ilk filmiyle Cannes’da boy göstermiş ve çok da beğenilmişti (her açıdan beğenilmişti çünkü Labaki çok da çekici bir kadın).
İçerik
Bir kemancının ölüme yatması
Sevmeden evlendirildiği karısı tarafından kemanı kırılan ve hayata küsen bir keman virtüözünün ölümü çağırdığı son bir haftasını anlatan sıradışı, esprili ve melankolik bir film Azrail’i Beklerken. Senaryo yazarı ve yönetmenleri Persepolis ile dünyaca ünlenen Marjane Satrapi ve Vincent Parannaud. Azrail’i Beklerken, Persepolis kadar politik bir film olmasa da arka planda İran’ı resmederek Satrapi’nin siyasi duruşunu devam ettiriyor.
İçerik
Pamuk Prenses halk kahramanı olursa!
Konu sıkıntısından mıdır nedir bilinmez eski masallar önümüzde değişik versiyonlarda diziliyor. Geçen senenin filmi Kız ve Kurt, Kırmızı Başlıklı Kız denkleminden yola çıkan ama bambaşka yollara sapan bir filmdi. Beni asıl heyecanlandıran bu sene başlarında vizyona giren Tarsem Singh imzalı Pamuk Prenses’in Maceraları: Ayna Ayna Söyle Bana / Mirror Mirror’dı.
İçerik
Monica bile zamanı durduramıyor
Yakıcı Bir Yaz vizyona girdi. Filmin kadrosuna bakınca çok şeyler beklediğim bir yapımdı. Ama ne yazık ki beni hayalkırıklığına uğrattı. Bunun iki sebebi var birincisi yönetmenin bakış açısı, diğeri ise zamanın acımasızlığı. Ne olursak olalım. Durduramadığımız veya çaresini bulamadığımız en büyük şey zamanın sürekli akıyor olması ve insanın üstündeki etkisi.
İçerik
Zamanla sınırlandırılamayan animasyon başyapıtı!
'En İyi Film' dalında Oscar'a aday gösterilen ilk animasyon... Ayrıca, 'ses', 'müzik' ve üç şarkısıyla ayrı ayrı 'en iyi şarkı' adaylıkları olan; Alan Menken besteleriyle 'müzik' ve yine Menken ile Howard Ashman (40 yaşında öldü ve ödülünü göremedi) ortak çalışması "Beauty and the Beast" adlı parçayla da 'şarkı' olmak üzere iki Oscar kazanan film...