İçerik
Korsanlar, Darwin, Kraliçe Victoria ve diğerleri...
Korsanlar hakkında en güzel şey nedir? Yağmalama mı? Palalar mı? Yoksa jambon gecesi mi? Haklısınız, korsanlık deyince akla gelen ilk seçenekler bunlar değil belki ama zaten bizimkiler de öyle bilindik korsanlara pek benzemiyorlar.
İçerik
Yılan mı daha zehirli insan mı?
Türk sineması ilk yönetmenlik denemesi olan ıskarta filmlerle doldu taştı. Çok az üretim hem ilk film denemesi olup hem de gelecek için ümit vaad etti. İşte o az filmden birisi de bu hafta vizyona giren Mar.
İçerik
Şu kâinatta barışçıl bir uygarlık yok mu?
Steven Spielberg'in ardılları, "Üçüncü Türden Yakınlaşmalar"(Close Encounters of the Third Kind, 1977) ile " E.T.: The Extra-Terrestrial"(1982) adlı filmlerinde verdiği, dünya dışı uygarlıklardan gelenlerin de barışçıl olabileceğine dair umutlu mesajları çürütmek için adeta, savaş oyunlarını geliştirdiler de geliştirdiler . İşin kötüsü, üstat Spielberg de 2005 yılında dünyaları yeniden savaştırdı ("War of the Worlds")!
İçerik
Tepenin Ardı’nda bir festival!
İstanbul Film Festivali’nin gediklisi sayılırım artık. Günde beş film izlediğim günlerden yavaş yavaş üç filmli günlere gelmeme bakılırsa bayağı yorulmuşum. 31 yıldır yapılan festivalde kimler geldi kimler geçti… Abbas Kiorastami’den Carlos Saura’ya kadar… Bütün klasikleri orada izledim, yönetmenlerime yönetmen, filmlerime filmler kattım. Hayatıma anlam, zamanıma değer kattım…
İçerik
Telekinetik güçleri olan liseliler
Gençlerin önce eğlence sonra karmaşayla dolu karanlık ve hazin öyküsünü anlatan bu mockumentary (belgesel izlenimi veren kurgusal film) özellikle son 15 dakikasındaki müthiş görsel efektlerle izleyenleri koltuklarına yapıştırıyor. Filmi, ‘Stabbing at Leia’s 22nd Birthday’in 10 milyon kezin üzerinde görüntülenmesiyle internet ortamında sansasyon yaratmış olan Josh Trank yönetiyor.
İçerik
Hasetten Kuduranlar ya da Festival Sıkıntısı
Konuya başka bir yerden girmeme müsaade edin. 2 Aralık 2005’te Kim Ki-duk’un “Yay” adlı filmiyle ilgili yazımda yönetmene yönelik şunları söylemişim: “(…) Kim Ki-Duk’a … naçizane fikrimizi söyleyelim: (…) sendeki bu kıskançlıkla bu iş zor yürür arkadaş. 'Yay' Kim Ki-duk’un 12. filmiydi. Umarız 13.sü bir kıskançlık cinayetini anlatmaz.”
İçerik
Hollywood’u döven kadın
Steven Soderbergh için ne denebilir ki? Bir çok yönetmenin başarılı filmi var. Ama onun neredeyse bütün filmleri hem gişe de hem sinema sanatı adına değerli. Bunun yanında en önemlisi ise kendini tekrarlamayan bir yönetmen olması.
İçerik
Hepinizi Kurtaracağım Ulan!
Cuma’ya “Film” diye bir film gösterime girecek, basın gösterimi de yapmışlar, o sebepten Maçka G-Mall sinemasındayız. Dostumuz Nizam Eren’le sohbetteyken filmin oyuncuları, teknik ekibi de çevrede dolanıyor. Heyecanlı oldukları her hallerinden belli, Nizam filmin dört önemli oyuncusundan biri olan Cumali Karakaya’yı davet ediyor. O da Film’in aslında festivaller için çevrildiğinden ama aldığı olumlu tepkiler yüzünden vizyonda seyirci karşısına çıkma kararı aldıklarından bahsediyor ve zaten güdümlenmemiş, duru bir akıl ile filmi seyretmek istediğimden başka bir şey de duymak istemiyorum, sadece “o ne özgüven o” diyorum içimden.
İçerik
Tepenin Ardı'nda 'düşman' var!
Memleket sineması bizi hüsrana uğratarak başlamıştı 2012'ye, hatta geçen yıl Altın Koza ve Altın Portakal'da arka arkaya birbirinden kötü yerli işi filmler izleyince, projeler çoğalıyor, kalite ise giderek azalıyor diyerek kendi aramızda konuşmaya bile başlamıştık. Tam umudumu yitirirken, İstanbul Film Festivali hızır gibi yetişti resmen...
İçerik
İki arada bir derede kalmak…
Yeniden Doğuş 1981 yılında Joe Dante’nin yönettiği Uluma (The Howling) isimli kurt adam filmiyle başlayan serinin sekizinci ve şimdilik son ayağı.
İçerik
Oyalayıcı bir fantezi
Blair Cadısı’na hatta onun öncülü olan Cannibal Holocaust’a teşekkürler! Sayelerinde icat edilmiş olan Found footage / Buluntu film, en popüler sinema yapma yöntemlerinden biri oldu çıktı. Başlangıçta bütçesiz sinemacıların sığındığı bu yöntem, Cloverfield’dan sonra büyük bütçenin ve görkemli özel efektlerin de alanına girdi ve işte Chronicle/Doğaüstü’ de bu şekilde kotarılmış bir film…
İçerik
Pastanın yeni dilimi çok lezzetli
‘En lezzetli dilimi en sona ayır’ mottosuyla geri dönen Amerikan Pastası serisinin bu filminde ilkinden bu yana aralıksız seyrettiğimiz Jason Biggs, Alyson Hannigan, Eugene Levy ve Seann William Scott’ın yanı sıra ilk iki filmden hatırladığımız Tara Reid, Shannon Elizabeth ve Chris Klein gibi isimler kadrodaki yerini almış. Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini ise ikinci uzun metrajlı işine imza atan Jon Hurwitz ve Hayden Schlossberg ikilisi üstleniyor. Amerikan Pastası Buluşma’nın en büyük sürprizlerinden biri Stifler’ın beklenen intikamı.
İçerik
Dr.Seuss'dan her yaştan seyirciye eğlenceli dersler
Dr.Seuss olarak tanınan ve sevilen, Amerikalı yazar, şair, çizer, besteci ve 2.Dünya Savaşı 'nda binbaşı olarak görev yapmış, 2 Emmy ödüllü Theodor Seuss Geisel (1904-1991), çocuklara yönelik yazdığı kitaplarla düş dünyalarının kapılarını sonuna dek açmıştır...
İçerik
Unuttun beni zalim!
Romantik komedilerin ya da romantik dramların formülü genelde ulaşılamayan, kaybedilen, kanırtan, gözyaşıyla birlikte kimi zaman gülünen, kimi zaman da daha diplere saplanılan bir durum barındırır!
İçerik
Pastanın içinden çıkanlar
Amerikan Pastası’nı 1999 yılında seyrettiğimde hem ilginç bulmuş hem de fazla abartılı bir gençlik komedisi olduğunu düşünmüştüm. Çünkü tamamıyla cinselliğe dayanan kaba bir komediydi. En rahatsız olduğum şey ise o kaba espirilerin ve olayların sanki normal ergenlik hareketleri gibi sunulmasıydı.
İçerik
Gerçek bir balina kurtarma operasyonu
Büyük Mucize sadece bir balina kurtarma operasyonu hikâyesi değil. Aynı zamanda politik oyunların, medyanın gücünün, yer yer iç içe olan çıkarcı tutumunun, Greenpeace’in gönülden mücadelesinin ve büyük sermayenin nasıl da nabza göre şerbet verdiğinin filmi. Bazen fazlasıyla didaktik olup, eski bir anlatım tarzıyla karakterlerin derinine inmese de verdiği mesajlarla takdir edilmesi gerek. Gerçekte de bir aktivist olan Drew Barrymore’u, bir Greenpeace gönüllüsü rolünde bakımsız ve makyajsız bir halde izliyoruz.
İçerik
Cem Yılmaz’dan 'Sevimli hayalet' olursa…
Genç Pietro umutsuz aşkının peşinden Sicilya’dan Roma'ya taşınmış ve cinselliğini henüz keşfetmekte olan utangaç biridir. En yakın dostu ve kuzeni (aslında anneleri kuzen) olan Lea ile kiralık bir yer bakınırken unutulmuş bir ev bulur ve oraya taşınır. O bir pastanede kruvasan ustasıdır ancak kurduğu
hayal bambaşkadır. Amatör bir oyuncu olarak çok yetenekli olduğu söylenemez ama bu hayalini mutlaka gerçekleştirmek istemektedir. Evin ise kiralayan kadının asla bahsetmediği bir sırrı vardır. Burası hayaletlerle dolu bir evdir ancak bu hayaletlerin derdi Pietro’yu korkutmak değil… Onlar gerçek
dünyadan daha çok korkmaktalar.
İçerik
Ülkücüler de 12 Eylül’le hesaplaşıyor!
80’li yılların derin ve sarsıcı etkisiyle hesaplaşma içine giren sinemamız bu kez de bedel ödeyenlerin diğer ayağı olan Ülkücülere uzanıyor. İki saatlik belgesel 80’li yılların öncesi ve sonrasıyla sınırlı kalıyor ama günümüzde yükselişe geçen Kürt milliyetçiliğine bir kalkan oluşturmak için de ortaya konulmuş
izlenimi uyandırıyor aynı zamanda!
İçerik
Terence Davies’le İstanbul’da
İstanbul Film Festivali’nin en sevdiğim yanı, film gösterimleri değil. Onları da çok seviyorum elbette ama filmlerin yaratıcılarıyla aynı mekanı paylaşabilmek, sohbet edebilmek, onları insan olarak tanıyabilmek festivalin en sevdiğim yanı.
İçerik
Titanik 3D
Tüm zamanların dünyada en fazla hâsılat yapan ikinci filmi (ilki, yine Cameron'dan "Avatar")ve 11 Oscar kazanan üç filmden (diğer ikisi: "The Lord of the Rings: The Return of the King" ve "Ben-Hur") biri olan "Titanic", 15 yıl sonra hala etkili... Hem sinema sanatı ve kavramının içini dolduran, hem de insan olduğumuzu fena halde hissettiren bir büyük yapım (anımsatalım, Titanic'in batışının 100.yılı ve bu yeni versiyon 3D).