İçerik
‘Mal sahibi mülk sahibi hani bunun ilk sahibi’
Ruby Spark’tan sonra bu kadar yakın zamanlı bir yazarlık üzerine söyleyecek sözü olan bir film beklemiyordum doğrusu. Ruby Spark biraz fantastik bir açıdan bakıyordu yazarlığa, yazarın karakteriyle giriştiği kedi fare oyununa… Çalıntı Hayat / The Words biraz da fikir, eser hırsızlığı ve onun vicdanı üzerinden yokluyor seyirciyi…
İçerik
Görünmeyenler’i fazlaca görmek!
Evet bazı salgınlar vardır dünya çapında başlar yerele uzanır, önce biraz bekler, ağızda gevelenir sonra ayaklarını uzatır ve uyarlama denen şeyin keyfini çıkarır! Evet
İçerik
AMERİKALILAR SAHTE FİLMLE ADAM KAÇIRIYOR… ARGO FUCK YOURSELF!
Oyuncudan yönetmen olur mu? Olur elbette… Karşımızda Rushmore dağı misali örnekler var; Clint Eastwood, Robert Redford, Mel Gibson… Şimdi de Ben Affleck!
İçerik
Film gibi kurtarma operasyonu!
İran sinemasıyla, sosyal hayatı ve yazarlarıyla her an markajımda olan bir ülke. Operasyon Argo’nun İran’la ilgili bir film olduğunu üstelik de Ben Affleck’in yönettiğini duyunca şaşırdım açıkçası.
İçerik
Bir otel dolusu canavar
Çocuklarıyla sinemaya gitmek isteyen aileleri Kont Dracula, kızı Mavis, bir insan evladı ve canavarlar ordusunun başrollerde olduğu bir animasyon beklemekte. Otel Transilvanya, 118 yaşına basan kızını insanlardan uzak tutmaya çalışan Kont Dracula’nın boşa çabalarını anlatıyor.
İçerik
Bu dağdaki karlar erimez
Nefes’ten sonra Güneydoğu Anadolu’daki çatışmaları odağına alan ikinci film Dağ, vizyona girdi. İki askerin hayatta kalma savaşını anlatan filmin finali izleyiciyi gözyaşına boğuyor.
İçerik
Sonunda vampirler birbirine giriyor
Dört yıldır macera, aşk, arkadaşlık ve kavgalarını izlediğimiz vampir Edward, kurt adam Jacob ve insanken vampire dönüşmesine tanık olduğumuz Bella’ya veda etme vakti geldi.
İçerik
Malatya’da Şampiyonlar Ligi
Türk Sinema Festival yelpazesinin üç büyükleri İstanbul, Antalya ve Adana’nın ödüllü filmlerinin yarıştığı 3. Malatya Film Festivali sinemamızın Şampiyonlar Ligi gibiydi...
İçerik
On Binlerce Ölüye Rağmen…
Bu film keşke hiç çekilmemiş olsaydı, ben de keşke hiç seyretmemiş olsaydım. “Dağ” hakkında açıkçası yazmak istemiyorum. Çünkü bu filmin yapılmış olması, barışa yönelik beklentimi zayıflatan bir şey.
İçerik
Malatya, Einstein, Quvenzhané Wallis ve Diğerleri
3. Malatya Uluslararası Film Festivali gayet renkli geçiyor. Her biri ayrı ayrı anlatılmaya değer gezilerin yanına, daha önce görme fırsatı bulamadığım yabancı filmleri de eklersek, dört dörtlük bir festival geçirdiğimizi söyleyebilirim.
İçerik
Malatya, kayısıdan ibaret değil!
3. Malatya Uluslararası Film Festivali, kendi adıma resmen film gibi geçti, gezdim, tozdum, iliklerine dek bir kenti yaşadım. İstanbul, Adana ve Antalya'da da yarışan filmlerin hepsini izlemiştim, haliyle Malatya'nın, kayısıdan ibaret olmadığına ve Malatya Malatya bulunmaz eşin türküsünün doğruluğuna şahitlik etmek kaldı geriye...
İçerik
Malatya'da gezerken de film izliyor gibiyiz!
Bana göre her festivalin farklı bir dokusu var. Bu sene üçüncüsü yapılan Malatya Film Festivali yerli yapımlarda Antalya ve Adana'nın devamı misyonunu üstleniyor.
İçerik
Bir yandan da hayat bizi gözetler!
Pelin Esmer belgeselden yavaş yavaş kurmacaya çektiği tarzında bu kez kadın ve erkek hayatlarının yalnızlık dengelerini ve kesişim noktalarını sorguluyor.
İçerik
Popüler Sinema, Kristal Kayısı'nın nabzını tutuyor: 2.Gün
Malatya Film Festivali, Popüler Sinema yazarları için verimli geçtiği kadar okurları için de verimli geçecek... İlk günden itibaren yoğun bir programla devam eden festivalin eleştirilecek pekçok yanı olsa da pekçok artıya da sahip. Güzel bir film seçkisi ile izleyiciyi heveslendiren festivalin en büyük handikapı çok film ve az salon çelişkisi nedeniyle neredeyse her filmin bir defa gösterilmesi.
İçerik
Kristal Kayısı Uluslararası seçkisiyle öne çıkıyor!
Malatya Film Festivali, sinema düşkünleri için tam bir keşif alanı... Sinema yazarımız Murat Tolga Şen Malatya'dan yazıyor.
İçerik
Kurdeşen Dökülecek!
Başlık tabii ki, P.T. Anderson’ın 2007 tarihli “Kan Dökülecek” adlı filmine gönderme yapıyor ama kelime oyunu yapmanın keyfi ağır bastığı için; yoksa filmin “kurdeşen döktürecek” kadar sıkıcı olduğunu düşünmüyorum! Ama bir başyapıt olduğunu düşünenlere de kesinlikle katılmıyorum.
İçerik
Bir Ailenin Çözülüşü
William Friedkin ismi zikredilince, akla ister istemez korku klasikleri arasında yer alan Şeytan (The Exorcist, 1973) geliyor. Daha sonra Kanunun Kuvveti (The French Connection, 1971), Dehşetin Bedeli (Sorcerer, 1977) ve Devriye (Cruising,1980) gibi çizgi dışı filmleri ile anılıyor 1935 doğumlu yönetmen.
İçerik
Tim Burton’dan korku harmanı!
Geçen haftalarda vizyona giren Paranorman’ın Tim Burton’ın tarzıyla ne kadar da aynı olduğunu yazmıştım. Frenkenweenie ile benzeşen yanları bir hayli fazla. Aynı ellerden çıkmanın haricinde iki animasyon da toplum dışına itilmiş çocuklar, korkuyla harmanlanmış hayatlarında hep ölülerle uğraşıyorlar. Birisi (Norman) gittikleri yerde ruhları rahat etmeyen ölülerle alakadardı, Frenkenweenie’de ise Victor ölüp giden çok sevdiği köpeğini tekrar geri getirme derdinde!