İçerik
Venedik Film Festivali'nde 10.Gün
Ve bugün son Altın Aslan adaylarnın da gösterimi yapıldı. Artık sonuçları bekleme zamanı geldi. Ben hemen bizim Fipresci jürimizin ödüllerini açıklayayım. Ana Yarışmada birinciliği Paul Thomas Anderson’ın “Usta”sına verdik. “Usta” benim beğendiğim bir film değil ama çok beğendiğim başka bir film de olmadı. Seidl’in “Cennet: İnanç”ını tercih ederdim ama o filmi de çok çoşkuyla savunacak kadar beğenmiş değildim.
İçerik
Venedik Film Festivali'nde 9.Gün
Festival yorgunluğu çökmeye başladı. Toronto başlayınca Venedik’te gazeteci sayısı da azaldı. Artık intiaklar oynanıyor. Cumartesı sabahı Brian De Palma’nın “Tutku”suyla dananın kuyruğu kopacak. FIPRESCI jurisi olarak kararımızı aşağı yukarı verdik. Jürilerde kararlar ortak verildiği için yazdıklarımdan sonucu tahmin etmeye boşuna kalkmayın. Benim değil jürinin seçimi söz konusu.
İçerik
Ne Gelirim, Ne de Görürüm!
Sagopa Kajmer’in güzel bir şarkısı var, adı “Ben Hüsrana Komşuyum” orada şöyle bir söz geçiyor “Çok bildimlik yaparsan çok düşmüşlük yaşarsın, yok derdimlik yaparsan dert görünce saparsın.” İşte “Şimdi Gel de Gör Beni”nin Lola’sı tam da bu dertten muzdarip!
İçerik
Çocuklar Şeker de Yiyebilsinler!
Son yıllarda korku sineması adına en farklı örneklerin Fransa’dan çıktığı söylenebilir. Yeni Fransız Dehşet Sineması olarak isimlendirilen bu yeni dalganın köşe taşlarından biri de İşkence Odası (Martyrs, 2008) idi. Son derece saldırgan, sert ve bol kanlı İşkence Odası ile izleyenleri şoka uğratan Pascal Laugier, merakla beklenen yeni filmi Sır ile karşımızda.
İçerik
Venedik Film Festivali'nde 8.Gün
Harmony Korine 16 yaşında “Kids”in senaryosuna imza attığından beri, Amerikan bağımsız sinemasının yaramaz çocuğu olmayı sürdürüyor. Adını Amerikan üniversitelerinin bahar tatilinden alan “Bahar Tatilcileri” (Spring Breakers) Korine’in bugüne kadar yaptığı en ana akım film.
İçerik
Venedik Film Festivali'nde 7.Gün
Olivier Assayas’in Altın Aslan için yarışan filmi “Mayıstan Sonra” tahmin edilebileceği gibi 68 Mayısının ardından gelen yıllardan yani 1970’lerin başından söz ediyor. Assayas genç bir oyuncu kadrosuyla kendi hayatından izler taşıyan bir film yapmış.
İçerik
Bourne yeni yüzüyle karşımızda
Akdeniz’den baygın bir şekilde çıkarılan ajan Jason Bourne ile 12 yıl önce tanışmıştık. Üç film boyunca hayatta kalma mücadelesini ve kimliğini bulma yolcuğunu izledik. Bourne’un Mirası, hayatta kalmak için savaşmak zorunda olan yeni bir ajanı izleyiciyle tanıştırmak için perdeyi yeniden açıyor. Ama bu kez Matt Damon yerine yeni bir yüz, Jeremy Renner ile... Yönetmen koltuğundaysa ilk üç filmin senaristi Tony Gilroy var.
İçerik
Venedik Film Festivali'nde 6.Gün
Bir yönetmenin ilk filmiyle Venedik’te Altın Aslan için yarşsması sıradan bir şey değil. İsrailli Rama Burshtein “Boşluğu Doldur” (LEMALE ET HA’CHALAL) adlı filmiyle bunu başarmış.
İçerik
Kadınlara Gerçekçi Dokunuşlar
Şöyle bir durup geriye baktığımızda sinema tarihimizde kadınlara ait filmler çeken, filmin merkezine kadını koyan sayılı yönetmenin var olduğunu görürüz. Bunlardan kanımca en önemlisi (ki o bile sadece belli dönemlerde bu yaklaşımı uygulamıştır) Atıf Yılmaz’dır.
İçerik
Venedik Film Festivali'nde 5.Gün
Terrence Malick’in bir dahi oldugunu benim de düşünmüşlüğüm vardır. “Ince Kırmızı Hat”ı Berlin’de seyrettiğimde çok etkilenmiştim. Bir de garip bir ilişkim oldu Malick’le. Gayet nadir film yapan bu yönetmenin filmleri ne zaman büyük bir festivale gitsem beni buldu. İlk Berlinale’mde de ilk Cannes’ımda da Malick yarıştı ve filmi en iyi film seçildi. İlk Venedik’imde yine Malick yarışıyor. Bakalım tarih tekerrur edecek mi? Ben yine Cannes’da olduğu gibi Venedik’te de Malick’in eli boş dönmesi için duacıyım. Bu kez geçen seferkinden daha çok.
İçerik
Venedik Film Festivali'nde 4.Gün
Festivalin en heyecanla beklenen yarışma filmlerinden biri bugün gösterildi: Paul Thomas Anderson’ın ”Usta”sı (The Master) yönetmenin ”Kan Dökülecek”ten sonra yaptığı ilk film. Kan Dökülecek ikisi Oscar, birisi Berlin’de Gümüş Ayı olmak üzere 70 civarında ödül kazanmış bir filmdi. Daniel Day Lewis gibi güçlü bir oyuncusu vardı ve aslında anlattığı karakteri son derece yetersiz bir biçimde tasvir etmesine rağmen etkileyici olabilmişti. Safi bir kötülüğün temsilcisi gibiydi filmin petrol zengini kahramanı. Metafiziğin konusu olacak bir kötülüğün. O filmin bir de din adamı kahramanı vardı.
İçerik
Bourne'nun Mirasyedileri...
Sürekli aktör harcayan ama kendisini hep sağ kalan, son filmde de İstanbul'u kırıp, döküp, harcayan kibirli ve soğuk Bond'a alternatif diyebeleceğimiz bu asri zamanlar işi ajan-casusluk üçlemesi, ya da bilinen adıyla Bourne Serisi, çok beğenilince ve haliyle bir milyar dolardan fazla bir gelir elde edince, dört köşe olmak isteyenler, "Bourne'nun Mirası"na (The Bourne Legacy) göz diktiler, özetle...
İçerik
Venedik Film Festivali'nde 3.Gün
Venedik Günleri adlı bölümde Miu Miu adlı moda şirketinin ısmarladığı 4 kısa filmden oluşan “Kadınların Hikayeleri”ni moda şirketinin (miu miu) web sitesinden görebilirsiniz (http://www.miumiu.com/it/wtales/2/film). Lucrecia Martel ve Giada Colagrande’nin filmleri ilginçken, Zoe Cassavetes ve Massy Tadjedin’in filmleri ise bende iz bırakmadı.
İçerik
“BÜYÜ DE BABAN SANA…”
19. Altın Koza Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması’na başvuran kısa filmleri izlemek üzere 7-8 Ağustos’ta ön jürinin diğer üyeleri Selim Demirdelen ve Asiye Dinçsoy’la buluştuk. İzledikçe hevesim kırıldı, izledikçe aklıma onlarca soru düştü, izledikçe biraz hayat benden soğudu, biraz ben hayattan soğudum... Ama daha çok üzüldüm ve korktum.
İçerik
Venedik Film Festivali'nde 2.Gün
Dün yazdığım filmlerin ikisi de yarışmalı bölümlerde yer almıyordu. Mira Nair’in “Kararsız Kökten Dincisi” festivalin açılışını yapmıştı, Sarah Polley’nin “Anlattığımız Hikayeleri” ise yarışmasız Venedik Günleri bölümündeydi.
İçerik
Woody Allen’la yaşamak ister misiniz?
Son dönemlerde sürü sepet vizyona giren Fransız filmlerinden biriyle daha karşı karşıya olduğumu düşündüğüm için ayaklarımı sürüyerek gittim Paris Manhattan’a. Açıkçası basın bülteninde de yazanlar çok iyi şeyler vaat etmiyordu bana. Woody Allen hayranı genç bir kadının aforizmaları ne kadar ilginç olabilirdi ki? Üstelik ben tam bir Woody Allen hayranı olduğum halde bunları söylüyorum.
İçerik
Mirastan Men Edilecek Kadar Kötü!
80’ler aksiyon sineması açıkta bırakılmış bir elma şekeri gibi... Aradan geçen 30 yıldan sonra bile üşüşen sinek çok oluyor. Bu hafta izleyeceğimiz tamamen gişe kaygısıyla yapılmış Bourne’un Mirası da işte böyle bir film!
İçerik
Ergenlik başa bela ama Saftirik harika!
Öncelikle üçüncüsünü izlediğimiz ve benim bayıldığım bir seriden bahsedeceğim için mutluyum. Ama bazı filmlere fizanda olsa bile gelen, salonu hıncahınç dolduran sinema yazarı arkadaşlarımı bu filmde göremeyince biraz bozuldum açıkçası. Çocuk komedisi ilgilerini çekmiyor olabilir, bir çocuk filminde görülmek klaslarını sarsıyor olabilir ve hadi en önemli sebep olarak dublajlı olduğu için tercih etmediler diyelim.
İçerik
Venedik Film Festivali'nde 1.Gün
Bu yazıyı yazmaya başladığım sırada 69. Venedik Film Festivali daha resmen başlamamıştı ama film eleştirmenleri için gösterimler başlayalı bir gün olmuştu. Bu yıl festivalin başkanı degişti; Marco Mueller’in yerini Alberto Barbera aldı.
İçerik
Paralı herifler, çocuk gelinler...
Dilsiz bir gece... Dışarıda kanlı bir çarşaf bekleyen akbaba, pardon akraba, içeride kız çocuğuyla, ihtiyar adamı buluşturan bir dram, yani gerdek odası... Lanet başlık parası, körpe beden pazarı... Böyle gelmiş, böyle gider diyenler, vicdansız olmayı gelenek belleyenler, çocukları gelin edenler... Evet, çocuk gelinler gibi gerçekliği oranında yakıcı bir konuyu, kurgulayıp beyazperdeye taşıyan "Lal Gece", hani neredeyse tamamı bir odada geçse dahi, etkileyiciliğinden herhangi bir şey yitirmeyen bir seyirlik, özetle... Ötesinde Reis Çelik'in şu ana dek çektiği en iyi film bu, hiç şüphesiz. Ve resmen oyunculuk gösterisi yapan İlyas Salman gibi bir ustayı, 24 yıl sonra sinemayla tekrar buluşturduğu için seyretmeye ve seyrettirmeye değer.