İçerik
Popüler Sinema, Kristal Kayısı'nın nabzını tutuyor: 2.Gün
Malatya Film Festivali, Popüler Sinema yazarları için verimli geçtiği kadar okurları için de verimli geçecek... İlk günden itibaren yoğun bir programla devam eden festivalin eleştirilecek pekçok yanı olsa da pekçok artıya da sahip. Güzel bir film seçkisi ile izleyiciyi heveslendiren festivalin en büyük handikapı çok film ve az salon çelişkisi nedeniyle neredeyse her filmin bir defa gösterilmesi.
İçerik
Tim Burton’dan korku harmanı!
Geçen haftalarda vizyona giren Paranorman’ın Tim Burton’ın tarzıyla ne kadar da aynı olduğunu yazmıştım. Frenkenweenie ile benzeşen yanları bir hayli fazla. Aynı ellerden çıkmanın haricinde iki animasyon da toplum dışına itilmiş çocuklar, korkuyla harmanlanmış hayatlarında hep ölülerle uğraşıyorlar. Birisi (Norman) gittikleri yerde ruhları rahat etmeyen ölülerle alakadardı, Frenkenweenie’de ise Victor ölüp giden çok sevdiği köpeğini tekrar geri getirme derdinde!
İçerik
Bond Batman’a Dönüşürse…
Dikkat: Okuyacağınız kritik bazı sürpriz bozanlar (spoiler) içerir. Bundan hoşlanmayan okurlarımızın önce filmi izlemesini tavsiye ederim.
İçerik
Politik sinemanın hüznü!
Yazıma öncelikle Babamın Sesi’ni ikinci kere izlediğimi ve sonrasında filmin kafamda oluşan olumsuzlukları bir nebzede olsa giderdiğini söyleyerek başlamak istiyorum. Festivallerde yoğun film izleme bombardımanı halindeyken filmlere yeterince konsantre olamadığımı düşündüm Babamın Sesi’ni ikinci kere izlerken…
İçerik
Epik roman beyazperdede
Neredeyse her köşe başında afişini gördüğümüz dev prodüksiyon Bulut Atlası bugün ve gelecek arasında bir bağ kuran epik romanın beyazperde uyarlaması. İnsanlık, varoluş ve yaşam üzerine karmaşık bir şeyler söylüyor ve final de kaçınılmaz olarak derin, puslu düşüncelere itiyor.
İçerik
İnsan her yerde ve her zaman insan
Fragmanıyla bile büyük sansasyon yaratan Bulut Atlası-Cloud Atlas bu hafta vizyonda. Birçok sinemaseveri hayalkırıklığına uğratsa da tam bir görsel şölen. Bayram tatili için doğru bir tercih…
İçerik
Hey Norman, Paranorman…
Paranorman elbette akla önce Paranormal Activity’i getiriyor ister istemez ama işin içine stop motion 3D girince nasıl bir etki yaratacağını merak ettim gerçekten de. Aslında bu tarz karanlık atmosfer içeren, küçükler için tasarlanmış gibi görünse de aslında büyükleri hedefleyen animasyonlara yabancı değiliz. Başımızda Tim Burton gibi stop-motion ustası olunca sağolsun bayağı bir şey gördük geçirdik. Mesela bayıldığım Ölü Gelin… Koralin ve Gizli Dünya’da aynı yolun yolcusu zira Lika adlı şirketin ürünü ikisi de. Yani Coralin ve Paramorman aynı şirketten çıkmış işler. O yüzden atmosfer hakimiyet ikisinde de yüksek ve benzer…
İçerik
Kimliğinden utanmayan bir Çanakkale filmi
Sinan Çetin’in Çanakkale Çocukları travmasından sonra modern Türkiye’nin doğuşunu müjdeleyen Çanakkale Savaşı’nı doğru bir şekilde sinemalaştıran Yeşim Sezgin’in Çanakkale 1915 filmini sakın kaçırmayın…
İçerik
Sinemayı Unutmak!
Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde perşembe gününü yazmak da bana düştü. Hepsi ilginç ve görece tuhaf 10 yarışma filminin tamamlandığı yağmurla karışık bu yorucu günün ardından otele döndüm, Porto Bello adlı bu emekli turist otelinde olmayan Almancamı geliştirmekten sakınarak ve adeta kaçarak, odama sığındım.
İçerik
Popüler Sinema yazarlarının Altın Portakal favorileri
Altın Portakal'ın günbegün nabzını tutan festivalin en dinamik ekibi, "Portakal"daki kendi favorilerini seçti.
İçerik
Popüler Sinema, Altın Portakal'ın nabzını tutuyor: 4.Gün
Adana’dan sonra Antalya macerasının ortasındayız. Dördüncü günü de yazmak bana kaldı.
İçerik
Popüler Sinema, Altın Portakal'ın nabzını tutuyor: 3.Gün
49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali bütün hızıyla devam ederken, festivalin, ulusal yarışma bölümü özelinde, geçen seneye oranla çok daha verimli geçtiğinin altını çizmek lazım.
İçerik
Popüler Sinema, Altın Portakal'ın nabzını tutuyor: 2.Gün
Altın Portakal Film Festivali’nde 2. Günü yaşıyoruz ve festival katalogu halâ çıkmış değil. Basın odasındaki bilgisayardan Altın Portakal’ın web sitesine girmeye çalışıyorum ama o da açılmıyor. Kırk dokuzuncusu düzenlenen bir festivalde, Türkiye’nin en köklü film festivalinde artık bu tip sorunlar yaşanmamalı.
İçerik
Popüler Sinema, Altın Portakal'ın nabzını tutuyor: 1.Gün
Bu yıl 49. Kez yapılan seneye 50. yıla giriş yapacak olan Uluslararası Antalya Film Festivali her zaman ki gibi bol onur ödülleriyle açıldı. Açılış her yıl kanıksadığımız üzere Cam Piramitte yapıldı. Birçok basın mensubu arkadaşım gibi ben de açılışı ekran başında izlemeyi düşünüyordum ama sonra kararımı değiştirdim ve salonda yerimi aldım. Ömür Gedik konseri ve ödüllerle devam eden gecenin konsepti genel olarak durağandı.
İçerik
Savaşmak Değil Konuşmak!
Kuzey İrlanda sorunu için bir iç savaş durumu demek tam doğru olmaz ama tümüyle yanlış da değil. Kuzey İrlanda Büyük Britanya’nın bir parçası fakat kendi içinde bir bölünmüşlük yaşıyor. Protestanların büyük çoğunluğu Britanya’nın parçası olarak kalmayı istiyor. Katoliklerin kafası ise daha karışık. Serbest İrlanda ile birleşmek isteyen de var, Britanya’da kalmak isteyen de.
İçerik
Önümüz düşman, ardımız vatan...
Liselerimiz, üniversitelilerimiz, yurtlarını savunmak için hayatlarının baharında gönüllü oldular. Onlar, asla beklemediler, yaşamak ne güzel şey demediler. Memleket olmadan gelecek düşü kurulur mu? Tereddütsüz Çanakkale'ye koştular, adeta yarışırcasına...
İçerik
Tartışmalar, ödüller..vs.
Belki abartıyorum ama jürilerinden birinde görev aldığım bir festivalin bir parçası olmuşum gibi de hissediyorum kendimi, tabii Türkiye’deyse o festival. Adana Altın Koza’da Şenay Aydemir ve Coşkun Çokyiğit’le birlikte Siyad jürisiydik ve şimdi bana festivalin bir parçası olmaktan eleştirmenliğe geçiş bir miktar zor geliyor.
İçerik
Popüler Sinema, Altın Koza'nın nabzını tutuyor: 5.Gün
Adana Altın Koza Film Festivali'ni sırayla yazıyoruz, Murat Tolga Şen, Banu Bozdemir, Murat Kızılca, Serdar Akbıyık derken, yarışma filmlerinin gösteriminin tamamlandığı beşinci günü anlatmak da bana düştü. Ancak Serdar Akbıyık'ın düz anlatım yerine, neşeli ve esprili bir anlatım yolunu seçmesi, hevesimi kaçırdı. O maceradan maceraya koşarken, ben video gösterim odasında tamamladım koca günü... Şimdi ne anlatayım, loş bir odada, önümde bilgisayar, kaçırdığım filmleri izledim teker teker mi diyeyim, haylı sıkıcı, gayet bunaltıcı. Video izlemenin, sinemada olmaktan daha keyifli olduğu anlar, elbette var. Bazı sanat filmlerini hızlandırmak gibi, misal... Ancak 'Rüzgarlar' filmini hızlı hızlı geçmek de işe yaramadı, ben hızlandırdıkça sanki o, inadına yavaşlıyordu. Esnemekten çenem çıktı, harbiden beni aşıyordu bu film, donmuş kalmış gibiydi resmen sahneler...