Film
Bu Son Olsun
Kendilerine Balat semtini mesken tutmuş beş evsizin hayattaki tek gayeleri, karınlarını doyurmaktır. Onlarla aynı mahallede yaşayan ve sol gruplardan birine üye olan Sinan ile Lale arasında gönül ilişkisi vardır. Sokaklarda başlayan hikâye, bir dizi yanlışlıklar komedisi sonucu evsizlerin kendilerini siyasi mahkûmlarla birlikte cezaevinde bulmasıyla devam eder.
Film
İçimdeki Şeytan
1989 yılında acil yardım hattı Maria’dan üç kişiyi vahşice öldürdüğünü belirten bir çağrı alır. Yirmi yıl sonra, Maria’nın kızı Isabella o gece olanların peşine düşer. Annesinin akıl hastası mı olduğunu, yoksa kötü ruhlar tarafından mı ele geçirildiğini öğrenmek için, annesinin de müşahade altında tutulduğu, akıl hastalarının yattığı hastahaneye gider.
Film
Karanlıklar Ülkesi: Uyanış
Hapisten kurtulmayı başaran Selene, kendisini Vampirler'in ve Lycanlar'ın varlığını keşfeden insanların yaşadığı yeni bir dünyada bulur ve iki ölümsüz türün arasındaki savaş kaldığı yerden alevlenerek büyür...
Film
Berlin Kaplanı
Ayhan Kaplan, Berlin’de yaşayan, geçimini boksörlük ve bodyguardlık yaparak sağlayan bir Türk vatandaşıdır. Ayhan ve antrenörü Cemal için işler pek yolunda gitmemektedir.
İkisi de artık hayattan bir mucize beklemektedir. Filmimiz olası bir mucize ihtimalini anlatmaktadır.
İçerik
İşte 2012'nin en kötüleri!
Amerikan sinemasının "en kötülerine" verilen "Ahududu Ödülleri"ne (Razzie Award) bu yıl Türkiye'de "Alacakaranlık" adıyla gösterime giren "Twilight" serisinin sonuncu filmi olan "Alacakaranlık Şafak Vakti Bölüm 2 (The Twilight Saga: Breaking Dawn - Part 2)" damgasını vurdu.
İçerik
Hayal perdesi, Kasım - Aralık 2012 Sayısı Yayında
Derginin vizyon sayfalarında bu sayıda, Wachowski Kardeşler’in Tom Tykwer’la birlikte çektiği Bulut Atlası, Orhan Eskiköy ve Zeynel Doğan ikilisinin yönettiği Babamın Sesi, Bahman Ghobadi’nin Türkiye’de çektiği yeni filmi Gergedan Mevsimi, James Bond serisinin son halkası Skyfall ve Osman Sınav’ın Mustafa Kutlu’nun eserinden uyarladığı Uzun Hikâye yer alıyor.
İçerik
Cinedergi Kasım 2012 sayısı yayında!
Sanal dünyanın en kapsamlı sinema dergisi Cinedergi 53. sayısıyla yayında! Cinedergi bu sayısında yine bu ay öne çıkan konulara el atıyor, dosya ve röportajlarıyla öne çıkıyor!
İçerik
Cinedergi Ekim 2012 sayısı yayında!
Sanal dünyanın en kapsamlı sinema dergisi Cinedergi 52. sayısıyla yayında! Cinedergi bu sayısında yine bu ay öne çıkan konulara el atıyor, dosya ve röportajlarıyla öne çıkıyor!
İçerik
Cinedergi Eylül 2012 sayısı yayında!
Sanal dünyanın en kapsamlı sinema dergisi Cinedergi 51. sayısıyla yayında! Cinedergi bu sayısında yine bu ay öne çıkan konulara el atıyor, dosya ve röportajlarıyla öne çıkıyor!
İçerik
Spike Lee'ye, Venedik'ten “Film Yapımcısına Övgü 2012” Ödülü
Biennale di Venezia ve Jaeger-LeCoultre, çağdaş sinemaya büyük yenilikler getiren, Amerikalı yönetmen, senarist, oyuncu ve yapımcı Spike Lee’nin Venedik Uluslararası Film Festivali'nde Jaeger-LeCoultre Film Yapımcısı Övgü 2012 Ödülüne layık görüldüğünü duyurdu.
İçerik
Cebenoyan, Venedik 2012’nin eleştirmenler jürisinde
Sitemiz eleştirmelerinden Cüneyt Cebenoyan, Venedik Uluslararası Film Festivali Eleştirmenler jürisinde görev alacak.
İçerik
2012 Barış Zirvesi Ödülü Sean Penn'e
Nobel ödülü sahiplerince verilen 2012 Barış Zirvesi ödülüne, ünlü aktör Sean Penn layık görüldü. Haiti'de yürüttüğü insani yardım çalışmalarıyla 12. Dünya Nobel Ödülü Sahipleri Zirvesi'nde alınan kararla 2012 Barış Zirvesi Ödülüne layık görülen Penn, ödülünü gelecek ay ABD'nin Chicago kentinde düzenlenen törenle alacak.
İçerik
2012’DE TÜRKİYE SİNEMASI’NIN KARNESİ KIRIKLARLA DOLU!
Bu sabah bir haber okudum, neşem yerine geldi. Malum, yıl bitiyor herkes 2012’ye adisyon çıkarmakla meşgul, hatta bu yıl biraz abarttık mı ne?
İçerik
2012 Model Yeşilçam Filmi
Özcan Deniz, tıpkı sanatçı dostu Mahsun Kırmızıgül gibi, müzisyen kimliğinden sonra sinemacı kimliğini ortaya koymaya başladı. İlk filmi “Ya Sonra”da nasıl bir sinema anlayışı olduğunun ilk sinyallerini vermişti. Hollywood kalıplarını muntazam kullanarak eli yüzü düzgün, gişe odaklı bir film koymuştu ortaya. Aynı stili, 2004 yapımı “A Moment to Remember” adlı bir G.Kore filminden uyarladığı “Evim Sensin”de uyguluyor.
İçerik
Cannes 2012 genel değerlendirme
Cannes’dan son yazımı yazdığımda sonuçlar belli olmamıştı daha. Ne uzun metraj yarışmasında, ne de yan bölüm “Belirli Bir Bakış”ta Türkiye’den bir film yoktu. Buna rağmen hem Rezan Yeşilbaş’ın kısa filmi “Sessiz”in kazandığı Altın Palmiye’yle, hem Nuri Bilge Ceylan’a verilen “Altın Fayton”la (film yönetmenlerince verilen bir ödül) hem de Fatih Akın’ın “Cennet bahçesindeki Çöplük” adlı belgeseliyle dünyanın bu en büyük ve en önemli film festivalinde yerimiz hiç de fena değildi.
Film
Uçurum
Herkes her gün işinde… Günlük rutin devam ediyor… Ancak bir uçurumun kenarında yürüdüğümüzü fark edemiyoruz… Ta ki, kaybettiklerimiz canımızı acıtana kadar… Hayallerimiz, sevdiklerimiz, geleceğimiz geliyor aklımıza uçurumun kenarında… Bir fil şeridi gibi geçiyor yanımızdan… Yardım edecek, uzanacak bir el arıyor kalbimiz… Uçurum, günlük yaşam koşturmacası sırasında fark etmediğimiz ancak korunaklı hayatımızın zırhı çıktığında gözler önüne serilen korkular, tehlikeler ve bunlar arasında yaşam mücadelesi veren masum insanlar… Evimiz, işimiz, ailemiz, arkadaşlarımız, maaşımız, sigortamız, köpeğimiz, her gün tekrar ettiğimiz korunaklı hayatımız aslında bizi bu tehlikeden koruyamıyor… Hepimiz görmediğimiz bir uçurumun kenarında sürdürüyoruz hayatımızı. Bir yanlış yol, bir geç kalmış adım, bir talihsiz kaza ve hepimiz, en yukarıdaki, en mutlu, en güçlü olanımız bile, bir gün o uçurumdan aşağı düşebilir.
Film
Eve Düşen Yıldırım
Beklemediği bir anda babasının ölümüyle yıkılan Muazzez, İzmirde yapayalnız kalmıştır. Durumu haber alan amcası yıllardır görmediği ve konuşmadığı ağabeyinin kızı Muazzezi İstanbula yanına almak ister. Muazzez İstanbulda amcasının köşküne taşınır. Ancak amcasının iki oğlu Namık ve Sait, Muazzeze aşık olur. Üstelik Namık evlidir. Muazzez yeni ailesiyle tanıştığı andan itibaren hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Film
Awake
Quantum ölümsüzlüğünden yola çıkan yapım dedektif Michael Britten'ın (Jason Isaacs) karısı Hannah (Laura Allen) ve oğlu Rex'in (Dylan Minnette) de içinde olduğu bir kazadan sonra hastanede uyanmasıyla başlıyor. Ancak kazadan sonra Michael iki farklı gerçeklik arasında gidip gelmeye başlıyor. Birinde Hannah ölü ancak Rex hayatta. Diğerinde ise, tam tersi. Her ikisinden de vazgeçemeyen kahramanımız, iki dünya arasında seyahatlerine devam ediyor. Bu; iki farklı hayat sürmesi, iki farklı ortakla uğraşması demek. Michael üstüne üstlük iki gerçeklik arasında bazı bağlantılar fark edince, gizem iyice artıyor.
Film
The River
The River dizisi, bir vahşi yaşam ve televizyon kişiliği olan Emmet Cole’u konu almaktadır. Emmet dünyanın dört bir yanında karısı Tess ve oğlu Lincoln ile ileride en çok izlenen televizyon programlarından biri haline gelecek olan bu programı çekmeye başlarlar. Amazon’da araştırmaya çıktığı bir gün Emmet ortalıktan kaybolur ve bir daha geri dönmez onu merak eden ailesi, arkadaşları ve film ekibi onu bulabilmek için gizemli ve ölümcül bir yolculuğa çıkarlar.
Ünlü kâşif Dr. Emmet Cole (Bruce Greenwood) Amazon ormanlarının çok derinine, büyülü bir şey aramak üzere gitmiş ve bir daha hiç dönmemiştir. Kaybolmasıyla ilgili bu şok edici haber, aslında orada bir yerde keşfedilmeyi bekliyordur. Onun programını izleyerek büyümüş olan milyonlarca kişiye göre aslında o bir kahramandır. Oğlu Lincoln’e göre ise o bir gizem, anlaşılamaz biridir. Kaybolmasının ardından aradan 6 ay geçmiştir ve Lincoln’de artık geçmişi geride bırakmaya karar vermiştir işte tam da bu sırada Dr. Emmet Cole’un sinyal verici birden sessizliğe bürünür. Bunu bir işaret olarak sayan annesi kocasını bulabilmek için hemen bir arama-kurtarma ekibi oluşturur, Lincoln (Joe Anderson) ise düşünmeden bu ekibe katılır. Arama-kurtarma ekibinin ve gerekli ekipmanı karşılayabilmek için bu kurtarma görevi kayıt etmesi için kurnaz yapımcı Clark (Paul Blackthorne) ile anlaşılır. Kalabalık kurtarma ekibi eskiden tanıdıkları sevdikleri, akrabaları ve yeni tanıştıkları candan insanlardan oluşmaktadır hatta seksi ve becerikli Lena (Eloise Mumford) ve teknik sıkıntıları ustalıkla çözen Emilio (Daniel Zacapa) ve ölümcül güvenlik Kaptan Kurt Brynildson (Thomas Kretschmann).
Film
Alcatraz
Tüm zamanları en meşhur hapishanesi Alcatraz 1963 yılında giderlerinin ödenmemesi ve denizin yolaçtığı tahribat yüzünden kapatılmıştır fakat bilinen gerçekler bununla sınırlı değildir. Hapishanede bulunan mahkum ve gardiyanlardan oluşan toplam 302 kişi arkaların da hiç bir iz bırakmadan esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuştur. Kaybolan mahkumlarlar 50 yıl sonra tekrar ortaya çıkar ve bu kişiler aradan geçen 50 yıla rağmen hiç yaşlanmamışlardır. Dedektif Rebecca Madsen (Sarah Jones), ajan Emerson Hauser (Sam Neil) ve tarihçi aynı zamanda çizgi roman yazarı Diego Soto (Jorge Garcia) ortaya çıkan mahkumları yakalamak ve bu olayların sırrını çözmek için bir ekip olarak çalışmak zorundadır...