İçerik
Moonlight / Ay Işığı
Bir erkeğin psikolojik gelişimini tüm çıplaklığıyla anlatan film, safi eşcinsel bir hikaye anlatmanın değil, bir insanın başka bir insana yakın hissetmesinin, sevgi, aşk, güven duymasının hikayesini anlatmanın peşinden gidiyor ve bu anlatımı da bu denli farklı ve cesur sularda ilerleyerek yapmayı tercih ediyor.
İçerik
John Wick: Chapter 2 / Katıksız Bir Aksiyon
Uzun aksiyon sahneleri ise şiddet ve kaostan uzak tutulan Continental Oteli ile bölünerek hem izleyicinin hem de John Wick’in soluklanmasına olanak sağlıyor. Özellikle seçilen mekanlar görsel olarak çok etkileyici.
İçerik
Enkaz / Sesimizi Duyan Var Mı?
Enkaz altında kalan Nisa'yla birlikte dar alanda sıkışmanın gerilimini yaşatan film, diğer yandan enkazdan kurtulmasına rağmen travmaları devam etmekte olan Barış'la doğada huzur ve sükuneti hissettiriyor.
İçerik
Swiss Army Man / İlk osuruk güldürür, sonuncusu ağlatır!
Karşımızda ilginç olduğu kadar derin, felsefi ve sosyolojik bir film var. Seyirciye bir yandan yaşamın güzelliklerini, hatıraları ve sevinci ballandırarak anlatırken bir yandan da ölümün karanlık, soğuk ve geri dönülmezliğini sezdiriyor.
İçerik
Rings / Halka 3
Rings öncelikle korkutucu değil. Birkaç sahnede ses ve ani ataklarla gelen basit korku hileleri ile izleyiciyi koltuğunda zıplatmayı başarıyor, eğer bu bir başarı olarak görülebilirse tabi.
İçerik
Live by Night / Gecenin Kanunu
Affleck’in canlandırdığı Joe Coughlin karakteri anti kahraman olmasına rağmen maalesef “anti” kısmının içi tam olarak doldurulamıyor ve karman çorman bir karakter izliyoruz. Açıkçası yan karakterler bile daha iyi anti kahraman olmayı başarıyor.
İçerik
Lion / Evinden çok uzakta
Lion, kaybolan bir çocuğun aile üzerinde yarattığı etkiyi, yıllar boyu bekleyişi ve belirsizliği aile bireyleri gözünden değil, küçük çocuk tarafından anlatıyor.
İçerik
Toni Erdmann / Çılgın, dokunaklı, zeki, komik
Temelde bir baba kız ilişkisini ele alan bu trajikomik film, bir yandan kurumsal hayatın insanları nasıl da robotlaştırdığını bu denli yakın bir perspektiften anlatabilmesi adına çok değerli bir yapım. Uzun bir film ve diyaloglar çok bol fakat bir o kadar da zengin ve tatmin edici.
İçerik
xXx: Return of Xander Cage / Yeni Nesil Ajan: Xander Cage'in Dönüşü
xXx: Return of Xander Cage (Yeni Nesil Ajan: Xander Cage'in Dönüşü), gerçeklikten çok uzakta gezinen, yerçekimine meydan okuyan mantık dışı extreme sahnelerle donatılmış ve aksiyonun dozunu fazla kaçırmış bir film.
İçerik
The Salesman / Satıcı
Bilindiği üzere İran şeriat kurallarına göre yönetilen bir ülke. Hal böyle olunca toplumdaki bir çok suç/suçlama/iftira bireyler arasında çözülmeye çalışılıyor. Zira ötesi kırbaçlama, ağır cezalar ve hatta ölüme dek gidebiliyor. İşte usta yönetmen bir yandan da bu sistemdeki adalet eleştirisini de yapıyor olay üzerinden. Bu anlamda da oldukça yerici bir çalışma olduğunu da eklemeli.
İçerik
Queen of Katwe / Uzak bir coğrafyadan başarı öyküsü
Yönetmen Mira Nair, içinde bulunduğu kötü koşullardan ötürü hiç kimsenin öğrenme hakkından mahrum kalmamasını ileri süren fazlaca detayı filme güzelce yerleştirmiş. Ayrıca 20 yıldan fazla Uganda’da yaşayan Nair, buradaki fahişelik, yoksulluk gibi ögeleri sıkça göstermeyi tercih etmiyor ve seyircinin ana karaktere acımasını değil o karakterle gurur duyulması için elinden geleni yapıyor.
İçerik
Trumbo / Hollywood’un Karanlık Dünyası
Bruce Cook’un aynı isimli biyografik kitabından uyarlanan film, sert ve acımasız bir dönemi işliyor. Ne kadar gerçek olaylardan yola çıksa da kurmacanın da işin içine dahil olduğunu belirtmek gerekir. Mesela Komedyen Louis C.K.’nin canlandırdığı senarist Arlen Hird, aslında bazı gerçek kişilerin birleşiminden oluşturulmuş hayali bir karakter
İçerik
Gölge / Gülay'ın İki Yüzü
Birçok ilk filmde karşılaşılan, senaryoda bulunan boşluklar ya da bazı durumların açıklanmaması gibi kusurlar Gölge'de söz konusu değil. Senaryo, bazı sahnelerde sarkmaya uğrasa da, filmdeki gizem ve gerilim birkaç makas değiştirme ile film sonuna dek canlı tutuluyor.
İçerik
Devamı ilkinden daha iyi!
Mafyanın çok sakil durduğu, komedinin zorlamayla ortaya çıkmaya çalıştığı filmler olduğu gibi, ekseninde mafya olmazsa at çöpe gitsin filmler de izliyoruz elbette.
İçerik
Felak / Haset kine dönüşürse
Filmin ses kaydı ve miksajı benzer amatör Türk korku filmlerine göre başarılı olsa da, bazı sahnelerde görüntü-ses senkronizasyonunda sorun bulunuyor. Filmin girişinde yer alan büyü sahnesinin atmosferi gayet başarılı; ancak filmin genelindeki görüntü yönetiminin aynı kalitede ve başarıda olduğunu söylemek zor.
İçerik
American Honey / Acı tatlı bir büyüme hikayesi
Film bireysel bir hikâye anlatıyor gibi görünse de içeriğiyle Amerikan toplumuna ışık tutma özelliği gösteriyor ve gereğinden fazla şişirilmiş Amerikan Rüyası balonunu sorguluyor. Bu balonu daha giriş sekansında patlatan Arnold, sonrasında mizacını yumuşatıyor.
İçerik
Kabakçığın Hayatı / Animasyon deyip geçmemeli
Popüler animasyonlarda alışık olduğumuz bir tempoya sahip değil Kabakçığın Hayatı, hatta oldukça ağır bir tempoya sahip olduğunu söylemeliyiz. Sonsuz saygıyı hak etse de, bir stop-motion olarak – madem kıyas ettik - Koralin kadar etkileyici bir teknik görebileceğinizi de söyleyemem açıkçası bu filmde.
İçerik
"Snowden" / Sam Amca Bizi İzliyor
Snowden, gerçek bir olayı anlatmaktan çok kişi odaklı ilerleyerek izleyicinin ana kahramanla özdeşleşmesini sağlamaya çalışıyor. Ama asıl mesele olan “bizi izleyen Sam Amca” konusunda çok etkileyici olmayı başaramıyor. Ayrıca başkanlığı bitmek üzere olan Obama’nın, düşündüğümüz kadar güvenilir, demokratik ve özgürlükçü olmadığını söyleyebilmek pek de cesaret istemez herhalde.
İçerik
"Anthropoid" / Savaşın “insanımsı” bir tarafı yoktur
Yaşanmış olayları sinemaya uyarlama bir yerde tarihi sorumluluğu olan bir işe dönüşebiliyor. Sean Ellis bu sorumluluğun bilincinde görünüyor. Fakat yine de hikâyesini fazla suya sabuna dokunmadan anlatmayı tercih ediyor.
İçerik
"Snowden" / United States of Roughneck!
Film boyunca ABD'nin kirli çamaşırlarının ortaya dökülüşünü izlerken bir yandan da medyanın sahte yüzünü, fırsatçılığını da tanıklıklarımız arasına ekliyoruz. Ama asıl mevzu Obama'nın coşkuyla başkanlığa gelişinin ardından yıllar içinde nasıl bir hayal kırıklığına dönüştüğünün mesajını da alttan alta yiyoruz Oliver Stone'un bakış açısıyla.