İçerik
Venedik Film Festivali'nde 9.Gün
Festival yorgunluğu çökmeye başladı. Toronto başlayınca Venedik’te gazeteci sayısı da azaldı. Artık intiaklar oynanıyor. Cumartesı sabahı Brian De Palma’nın “Tutku”suyla dananın kuyruğu kopacak. FIPRESCI jurisi olarak kararımızı aşağı yukarı verdik. Jürilerde kararlar ortak verildiği için yazdıklarımdan sonucu tahmin etmeye boşuna kalkmayın. Benim değil jürinin seçimi söz konusu.
İçerik
Venedik Film Festivali'nde 8.Gün
Harmony Korine 16 yaşında “Kids”in senaryosuna imza attığından beri, Amerikan bağımsız sinemasının yaramaz çocuğu olmayı sürdürüyor. Adını Amerikan üniversitelerinin bahar tatilinden alan “Bahar Tatilcileri” (Spring Breakers) Korine’in bugüne kadar yaptığı en ana akım film.
İçerik
Venedik Film Festivali'nde 7.Gün
Olivier Assayas’in Altın Aslan için yarışan filmi “Mayıstan Sonra” tahmin edilebileceği gibi 68 Mayısının ardından gelen yıllardan yani 1970’lerin başından söz ediyor. Assayas genç bir oyuncu kadrosuyla kendi hayatından izler taşıyan bir film yapmış.
İçerik
Bourne yeni yüzüyle karşımızda
Akdeniz’den baygın bir şekilde çıkarılan ajan Jason Bourne ile 12 yıl önce tanışmıştık. Üç film boyunca hayatta kalma mücadelesini ve kimliğini bulma yolcuğunu izledik. Bourne’un Mirası, hayatta kalmak için savaşmak zorunda olan yeni bir ajanı izleyiciyle tanıştırmak için perdeyi yeniden açıyor. Ama bu kez Matt Damon yerine yeni bir yüz, Jeremy Renner ile... Yönetmen koltuğundaysa ilk üç filmin senaristi Tony Gilroy var.
İçerik
Venedik Film Festivali'nde 6.Gün
Bir yönetmenin ilk filmiyle Venedik’te Altın Aslan için yarşsması sıradan bir şey değil. İsrailli Rama Burshtein “Boşluğu Doldur” (LEMALE ET HA’CHALAL) adlı filmiyle bunu başarmış.
İçerik
Kadınlara Gerçekçi Dokunuşlar
Şöyle bir durup geriye baktığımızda sinema tarihimizde kadınlara ait filmler çeken, filmin merkezine kadını koyan sayılı yönetmenin var olduğunu görürüz. Bunlardan kanımca en önemlisi (ki o bile sadece belli dönemlerde bu yaklaşımı uygulamıştır) Atıf Yılmaz’dır.
İçerik
Venedik Film Festivali'nde 5.Gün
Terrence Malick’in bir dahi oldugunu benim de düşünmüşlüğüm vardır. “Ince Kırmızı Hat”ı Berlin’de seyrettiğimde çok etkilenmiştim. Bir de garip bir ilişkim oldu Malick’le. Gayet nadir film yapan bu yönetmenin filmleri ne zaman büyük bir festivale gitsem beni buldu. İlk Berlinale’mde de ilk Cannes’ımda da Malick yarıştı ve filmi en iyi film seçildi. İlk Venedik’imde yine Malick yarışıyor. Bakalım tarih tekerrur edecek mi? Ben yine Cannes’da olduğu gibi Venedik’te de Malick’in eli boş dönmesi için duacıyım. Bu kez geçen seferkinden daha çok.
İçerik
Venedik Film Festivali'nde 4.Gün
Festivalin en heyecanla beklenen yarışma filmlerinden biri bugün gösterildi: Paul Thomas Anderson’ın ”Usta”sı (The Master) yönetmenin ”Kan Dökülecek”ten sonra yaptığı ilk film. Kan Dökülecek ikisi Oscar, birisi Berlin’de Gümüş Ayı olmak üzere 70 civarında ödül kazanmış bir filmdi. Daniel Day Lewis gibi güçlü bir oyuncusu vardı ve aslında anlattığı karakteri son derece yetersiz bir biçimde tasvir etmesine rağmen etkileyici olabilmişti. Safi bir kötülüğün temsilcisi gibiydi filmin petrol zengini kahramanı. Metafiziğin konusu olacak bir kötülüğün. O filmin bir de din adamı kahramanı vardı.
İçerik
Venedik Film Festivali'nde 3.Gün
Venedik Günleri adlı bölümde Miu Miu adlı moda şirketinin ısmarladığı 4 kısa filmden oluşan “Kadınların Hikayeleri”ni moda şirketinin (miu miu) web sitesinden görebilirsiniz (http://www.miumiu.com/it/wtales/2/film). Lucrecia Martel ve Giada Colagrande’nin filmleri ilginçken, Zoe Cassavetes ve Massy Tadjedin’in filmleri ise bende iz bırakmadı.
İçerik
Venedik Film Festivali'nde 2.Gün
Dün yazdığım filmlerin ikisi de yarışmalı bölümlerde yer almıyordu. Mira Nair’in “Kararsız Kökten Dincisi” festivalin açılışını yapmıştı, Sarah Polley’nin “Anlattığımız Hikayeleri” ise yarışmasız Venedik Günleri bölümündeydi.
İçerik
Mirastan Men Edilecek Kadar Kötü!
80’ler aksiyon sineması açıkta bırakılmış bir elma şekeri gibi... Aradan geçen 30 yıldan sonra bile üşüşen sinek çok oluyor. Bu hafta izleyeceğimiz tamamen gişe kaygısıyla yapılmış Bourne’un Mirası da işte böyle bir film!
İçerik
Venedik Film Festivali'nde 1.Gün
Bu yazıyı yazmaya başladığım sırada 69. Venedik Film Festivali daha resmen başlamamıştı ama film eleştirmenleri için gösterimler başlayalı bir gün olmuştu. Bu yıl festivalin başkanı degişti; Marco Mueller’in yerini Alberto Barbera aldı.
İçerik
Aksiyon bu filmde
Yaşlanan ama eskimeyen aksiyon filmleri yıldızları Cehennem Melekleri 2 ile karşımızda. İkinci filmde yönetmen koltuğuna Sylvester Stallone yerine Simon West otururken, senaryoda Dave Callaham ve Sylvester Stallone’nin imzası var. Kadrosunda Arnold Schwarzenegger, Jean-Claude Van Damme, Chuck Norris, Terry Crews, Mickey Rourke, Dolph Lundgren gibi aksiyon sinemasının gözde yıldızlarını da barındıran bu bol aksiyon ve kanlı intikam hikâyesi, Amerika ile aynı anda ülkemizde de vizyona girdi.
İçerik
Değil 360, binyüz kere etrafında dönsen bu filmden bir şey olmaz
Bazı filmler gerçekten büyük hayal kırıklığı yaratıyor. Tabii bu hayal kırıklığının altında biraz da bizim beklentilerimizi kaşıyan üreticilerinin geçmişi oluyor. Bu hafta vizyona giren 360’ın yönetmeni Fernando Meirelles, Tanrıkent – City Of God filmiyle gözümüzde o kadar büyümüştü ki onun filmlerini merakla bekler olmuştuk.
İçerik
Robot filmi çekmek gelenek ister
Bu hafta vizyona giren Eva, Daniel Brühl gibi çok iyi bir oyuncuya sahip oldumasına rağmen son dönemlerin en zayıf robot filmi...
İçerik
Bulmayın artık şu filmleri!
Bu hafta sinemalar, baba oğul Stone’ların işgali altında. Oliver Stone’un yönettiği Vahşiler’de Sean Stone kısa bir rolde görünürken, baba Stone da oğlunun yönettiği filmde aynı şekilde kısa bir rolde görünüyor.
İçerik
Bu filmler bizi germiyor
Gerilim filmleriyle o kadar çok karşılaşıyoruz ki izleyici olarak artık kolay kolay heyecanlanmadığımızı söyleyebilirim. Korku ve gerilim filmleri özel türlerdir, kendilerine göre formülleri vardır. Bu tür filmlerin alt metinlerine istediğiniz konuyu ve eleştiriyi saklayabilirsiniz. Zaten bir korku veya gerilim filmini başarılı diye nitelememizin en büyük sebebi de bu alt metinlerde bulunan eleştirilerdir.
İçerik
Bu filmde iki ‘D’ var
2010 yılındaki filmde Victoria Gölü’nü kana bulayan piranalar devam filminde bir su parkının açılışını hedef alıyor.
İçerik
Dersim’de doğa, film ve özgürlük….
Bir festivale giderken, öncelikle de ilk defa gideceğim bir yerse nasıl bir yere gidiyorum düşüncesiyle giderim. Dersim / Tunceli hakkında çok şey duyduk yıllarca, çeşitli gündem maddeleri oldu Dersim’in… O yüzden muhteşem doğasıyla baş başa kalmış, kendisini doğaya adayarak kendinden geçmiş insanlarla karşılaştım… Babamın yıllar önce Hozat’ta görev yaptığını bildiğim için (daha ben doğmadan) Hemen babamı aradım Tunceli’deyim dedim… Babamın sesi heyecanlıydı, orası çok demokrattır, halkının yüzde doksanı okumuştur ve doğası harikadır dedi… Evet gerçekten de gittiğim diğer doğu illerinden farklıydı…
İçerik
Cannes Film Festivali'nde 26 Mayıs
Ve nihayet sona geldik. Bugün son yarışma filmi “Mud” (Çamur demek ama filmde özel bir ad olarak geçiyor)gösterildi. “Mud” Jeff Nichols’ın üçüncü filmi. İkinci filmi “Sığınak”ı (Take Shelter)kısa bir süre önce izlemiştik. “Sığınak”ta hem hayali hem de gerçek fırtınalar vardı ve bu yüzden yanlış bir şekilde filmi çevreci ilan edenler olmuştu. Oysa filmin konusu kapitalizm ve şizofreniye dairdi. Güvencesiz bir sosyal yapı ve ekonomik kriz, ruhsal dengesi zaten sallantıda olan bir bireyi nasıl paranoyaklaştırır diye özetlenebilirdi filmin konusu. Nichols’ın yeni filmi de doğayla iç içe ama yine çevrecilik değil filmin derdi.