İçerik
Terence Davies’le İstanbul’da
İstanbul Film Festivali’nin en sevdiğim yanı, film gösterimleri değil. Onları da çok seviyorum elbette ama filmlerin yaratıcılarıyla aynı mekanı paylaşabilmek, sohbet edebilmek, onları insan olarak tanıyabilmek festivalin en sevdiğim yanı.
İçerik
Casusların şehri İstanbul
Skyfall ile İstanbul’da geçen Hollywood filmleri son dönemde tavan yaptı. Son iki yıl içinde büyük bütçeli beş Hollywood yapımı casus filmi İstanbul sokaklarında çekildi. Hollywood İstanbul’a bundan önce 60’lı yıllarda bu kadar gözünü dikmişti...
İçerik
Akıl Hastanesi Filmleri
Bu ay “Cinnet Gecesi” ve “Tımarhane” gibi akıl hastanesi motifinin korkunun içine sokan filmleri izleyince, aklımıza takılan buradan çıkan formüller oldu aslında. Akıl hastanesi filmi de “Shock Corridor” ve “Guguk Kuşu” gibi saygı duyulan örnekler verse de sinemada çok başvurulan bir alan değil. Bunun sebebi şablonun büyük oranda kısıtlı alana sıkışması ve akıl hastası karakterlere yaklaşımıyla ahlaki açıdan tehlikeli boyutlara uzanması aslında. Son dönemdeki akıl hastanesi filmlerine bakınca ise bu sıkıntıları genelde ‘masalsı-fantastik’ bir dokunuşla bertaraf etmeye çabalayan üretimler görebiliyoruz.
İçerik
Stanley Kubrick Öneriyor: İzlemeniz Gereken 14 Film
Usta yönetmen Stanley Kubrick'den mutlaka görmeniz 14 filmlik bir liste...
İçerik
THE COLLECTOR / THE COLLECTION filmlerinin yönetmeni MARCUS DUNSTAN ile Röportaj
Patrick’le çalışmalarımızda gençliğimizin ve yetişkinliğimizin deneyimlerini, gelecek korkularını derleyerek hikâyelerin adrenalini haline getirip paylaşmaktan zevk alıyoruz. İzleyiciye yönelik, kötü bir günün kalıcı bir tasviri için korku filmlerine her zaman ihtiyaç vardır ve bu düpedüz iyileştirici etkisi olan bir durumdur.
İçerik
Bütün meyhaneleri İstanbul'un belgeseli...
“Artık çoğu belgeselde metin ve seslendirme bulunmuyor. Ama bu bir moda haline geldi diye gerekliliğine rağmen bundan vazgeçmek olmazdı.”
İçerik
Çantamı aldım, İstanbul’a geldim!
Cennet Mahallesi ve Baba Ocağı gibi dizilerden tanıdığımız Aylin Kabasakal Eş Ruhumun Eş Zamanı filminde başrolü oynuyor. Türkiye’nin ilk Kuantum filmi olarak lanse edilen yapımın rastlantılar ve seçimlerimizin hayatımızı şekillendirdiği iddiası var. Biz de Kabasakal’a sorduk, “Rastlantılar sizin de hayatınazda önemli rol oynuyor mu” diye. Kabasakal tercihlerin ve rastlantıların hayatını yönlendirdiğini, gerçek hayatta da filmdeki gibi cesur tercihler yaptığını söyledi. İzmir’den cebinde beş parası olmadan çantasını kaptığı gibi İstanbul’a geldiğini ve bu şehirde kaybolmayıp bir kariyer yapmayı başardığını ifade etti. İşte Kabasakal’ın ilginç cevapları...
Film
Keşanlı Ali Destanı
Sineklidağ, büyük bir kentin eteklerinde yer alan, gecekondulardan oluşmuş, ezilen, yoksul insanların yaşadığı bir varoştur. Keşanlı Ali, Çakal Rüstem’i öldürmekten hapse düşmüştür ve hapisten bir kahraman olarak çıkagelir.
Ali’nin iki dramı vardır: Birinicsi, suçsuzdur; ikincisi, aşık olduğu Zilha, Çakal’ın yeğenidir ve ona düşmanca davranmaktadır. Muhtar seçilen Ali, Sineklidağ’da yeni bir düzen oluşturur ama yüreğiyle beyni arasında ciddi çatışma yaşamaktadır. Şef olarak toplumuna, insan olarak duyduğu aşka sorumludur.
Ali ‘Destan’ı kullanmaya karar vermiştir. Çünkü “Bu toplumda sessiz, sakin, efendi olursan her zaman dayak yer, ezilirsin. Ama terbiyesiz, güçlü, zalim, ne dediğini bilmeyen biri olursan, o zaman saygı görürsün”. Ali, hapiste bunu öğrenmiş ve yeni bir Ali’yi fark etmiştir.