Popüler Sinema

Paylaş
Eleştiriler

Sevgili Komşum

Sevgili Komşum
(6.5/10)
Yazar: Duygu Kocabaylıoğlu

Geride bıraktığımız haftasonu, 19 Ekim (2018) Cuma günü, biraz da sessiz sedasız bir tanıtımsızlıkla, taze bir Türk filmi vizyona girdi; Sevgili Komşum. Ülkemizde telaffuzu pek tercih edilmeyen bir türde, dramatik-komedi - hatta alt türde kara komedi- olarak adlandırabileceğimiz yapım, fragman ve özeti ile merak uyandıran bir senaryoya ve de güçlü bir oyuncu kadrosuna sahip aslında… 

 

Yönetmenliğini Acı Aşk, Kadın İşi Banka Soygunu, Aşk Sana Benzer gibi filmlerde reji koltuğunda gördüğümüz A. Taner Elhan’ın üstlendiği filmin, bir apartmanda geçen senaryosu ise Selcan Özgür ve Onur Ünlü ikilisine ait. Onur Ünlü’yü artık anlatmaya hacet yok; Selcan Özgür ise Behzat Ç.’nin dizi versiyonunda başladığı yazarlık/senaristlik çizgisini aynı kulvarda emin adımlarla sürdürerek, en son Dudullu Postası internet dizisinde, yine Onur Ünlü ile beraber çalışarak pişmiş bir isim. Yani Sevgili Komşum filminin komedi-dram-gerilim üçgeninde gidip gelen senaryo duygusu, bu ikilinin marifeti.    

 

Açılışta karşımıza evli, belki biraz da birbirinden pek hoşlanmadığını hissettiğimiz, bir çift var; Nevin ve Cengiz. Bu çiftin yeni taşındığı apartmanda gerek karşı komşuları, gerek kapıcı ve diğer çevre ile araları pek iyi değil. Sır verip, ‘ser’i sabaha saklayan tipler. Derken bir anda Nevin apar topar hastaneye kaldırılır; ve apartmanda olaylar gelişir! Gelişir de öyle böyle değil! Senaryo kalıplaşmış kadın-erkek rolleri üzerine seyirciye birtakım ekmek kırıntıları atıyor önce. Bu kör kör parmağım gözüne ipuçları, siz hemen üzerine atlayıp da sonuca varın diye... Sonrasında filmin ikinci bölümü öyle bir düğümleniyor ki hikayede kim gerçek kim sahte, kim rol yapıyor, kim kimin ayağına çelme takıyor; gel de çık işin içinden! Labirente dönen ve içine mafyanın da dahil olduğu ilişkiler ağı, klişe sonuçlara varmanıza pek fırsat bırakmıyor açıkçası. “Katil bahçıvanmış meğerse!” dediğiniz yerde oklar şoförü gösteriyor… Yoksa? Yoksa göstermiyor mu? 

 

Filmin bu çok girdili çıktılı senaryosunu sırtlamaya çalışan, her biri ayrı ayrı tiyatro kökenli yetkin bir oyuncu kadrosu var. Sadece Ayşen Gruda ya da Erkan Can gibi ustalar değil; filmin büyük bölümünü götüren Sezin Akbaşoğulları ve Selim Bayraktar da kadronun kıymetli isimleri. Fakat nedense bu iki oyuncudan teatral bir yoğunluk akıyor tüm film boyunca. Sadece rollerinin sahteliği gereği de değil, sanki oyun içinde oyun oynarken karşı tarafa “Bak ben de sahteyim” dermiş gibi. Tiyatro oyunu olarak kaleme alınmış olsa, ya da sahnelense, o sahneye cuk oturacak bir olay örgüsü içerisinde, tiyatro oyunculuğunu şahane canlandırıyorlar karşımızdaki isimler. Tiyatro salonunda seyredilse, şüphesiz ayakta alkışlanacak bir performans ile. Ama nacizane şahsım adına, bir sinema filmi duygusu bir türlü geçemedi bana bu yapımda. Ne senaryo ile, ne yönetmelikle, ne de (Selin Şekerci’yi ayrı tutalım) baş karakter oyunculukları ile. Belki de oyun içinde oyun olmasından dolayı, filmi, ben tiyatroya daha yakın görmüşümdür; bireysel bir sanat algısı da olabilir tüm bu yazıdaki derdimiz. 

 

Velhasıl, araya serpiştirilen politik göndermeleri, sağ gösterip sol vuran akışı ve kim masum kim ‘gerçek suçlu’ merakını diri tutuşuyla kotarılmış bir yerli yapım var karşımızda. Yetkin bir oyuncu kadrosuyla, farklı bir 90 dakika geçirmeniz için iyi bir yerli alternatif. Ne ‘bunalımlı festival kafası’, ne ucuz gençlik melodramı ne de küfür komedisi. Koltuğa oturun, akışa bırakın… Sonra bu yetkin oyuncuların her birini tiyatro sahnesinde de kovalayın… 

 

twitter.com/duygukocabayli

YORUMLAR

Ziyaretçi Gönder

SEANSLAR

Göster

Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter