İçerik
Değil 360, binyüz kere etrafında dönsen bu filmden bir şey olmaz
Bazı filmler gerçekten büyük hayal kırıklığı yaratıyor. Tabii bu hayal kırıklığının altında biraz da bizim beklentilerimizi kaşıyan üreticilerinin geçmişi oluyor. Bu hafta vizyona giren 360’ın yönetmeni Fernando Meirelles, Tanrıkent – City Of God filmiyle gözümüzde o kadar büyümüştü ki onun filmlerini merakla bekler olmuştuk.
İçerik
Bu kanatlar sihirli…
Çocuk filmleri basın gösterimleri ve doğal olarak büyükler nezdinde en az ilgi gören filmlerden. Tinkerball şu bizim Peter Pan’ın sevimli perisi, hatta biraz da Pan’ın platoniği. Sarı ve topuz yapılmış saçları, düğme burnu, yapraktan yapılmış kıyafeti ve pır pır eden kanatlarıyla herkesin sevimli bulduğu bir pericik o. Peter Pan’a kitaplarda, tiyatro oyunlarında ve sinemada o kadar fazla eşlik etti ki, bir gün kendi macerasına doğru kanat çırpacağını nereden bilebilirdik.
İçerik
Beni vur, kendini vur, her şeyi vur adamım!
80’ler partileri birkaç yıldan bu yana çok moda… Sly’ın, (Slyvester Stallone) aksiyon sinemasının en sıkı adamlarını alıp The Expendables’i çekerek bir tür kerosen partisi vermesine de bunlar yol açmış olabilir pekala… İlk film eğlenceli olduğu kadar, ununu elemiş, eleğini asmış oyuncuları için riskli bir projeydi. Neyse ki vefalı 80’ler çocukları kendi kahramanlarını görmek için bir kez daha sinemanın yolunu tuttular.
İçerik
Yeni Dünya Düzeni
Ülkesi Rusya’da çektiği Gece Nöbeti (2004) ve Gündüz Nöbeti (2006) isimli fantastik filmlerle ses getirmeyi başaran Timur Bekmambetov’un Hollywood’un gözünden kaçması beklenemezdi elbette. Abartılı aksiyon sahneleriyle hatırlanacak olan Wanted (2008), macera dolu olduğu söylenen Amerika’daki ilk sınavıydı. Kazak asıllı Rus yönetmen, Vampir Avcısı: Abraham Lincoln ile Hollywood’da kalıcı olmak istediğinin altını çiziyor.
İçerik
Her şey limuzinde geçiyor
David Cronenberg’in ilk kez Cannes’da gösterilen ve farklı tepkiler alan edebiyat uyarlaması Cosmopolis vizyonda. Tek bir günde ve ağırlıklı olarak bir limuzinin içinde geçen film ekonomik kriz zamanında genç bir finans dehasının bir gününü anlatıyor. Film, kapitalizm, hayat ve seks üzerine bitip tükenmeyen diyalogları ile eleştirildi. Ama ben tam tersine Cosmopolis’in daha çok aksiyona dayalı yaz filmleri arasından bu yönüyle sıyrılacağını ve izleyenleri, onlara farklı bakış açıları sağlayarak etkileyeceğini düşünüyorum. Başrolde Alacakaranlık serisinin yakışıklısı Robert Pattinson var.
İçerik
Pörtleyen gözler, üç memeliler ve total fiyasko...
Gerçeğe Çağrı'nın (Total Recall) yeni versiyonunu seyretmeden hemen önce 1990 tarihli ilk filmi tekrar izledim. Evet, kesinlikle gelen gideni aratıyor ve taklitler asıllarını yaşatıyor. Paul Verhoeven'ın yönettiği Arnold Schwarzenegger ve Sharon Stone'un oynadığı Total Recall, pörtleyen ve tekrar normale dönen gözler, sarkan diller, ufacık burun deliğinden çıkan toplar ve bunun gibi birçok tuhaflığın serpiştirildiği, esprili ve B tipi estetiğine meyilli, kült mertebesindeki bir bilimkurgu denemesiydi. Komik, eğlenceli ve görece yaratıcıydı. Philip K. Dick uyarlaması Total Recall her şeyden öte, Mars'a dair bir film idi, kızıl gezegene atmosfer gelsin, zalim zenginler kaybetsin, ezilenler yani mutant direnişçiler soluk alabilsinler diye, bizim kas yığını vali Arnold, hafızası silinmiş eski gizli ajan rolünde kahramanlığa soyunuyordu. Eksik ve gedikti ama güzeldi be...
İçerik
Delhi’de Türkiye Sinemasının Gövde Gösterisi
Yeni Delhi’nin Osian’s Cinefan Film Festivali iki yıl ara vermişti. Bu yıl 12.si düzenlenen festivalin dönüşü gerçekten görkemli oldu. Hem filmler çok iyiydi, hem de çağrılan konukların niteliği. Ayrıca çok da iyi ağırlandığımızı söylemeliyim. Hindistan Türkiye sinemasıyla hep çok yakından ilgilendi. 11. Osian’s’da da hem ana yarışmada hem de kısa film yarışmasında Türk filmleri vardı. Bu yıl katılımımız da aldığımız ödüller de bir önceki festivali aştı.
İçerik
Nerdesin Arnold?
Arnold Schwarzenegger’in kült filmi Total Recall – Gerçeğe Çağrı tekrar uyarlanarak karşımıza geldi. Colin Farrell’in canlandırdığı Quaid karakteri orjinalinden çok şey kaybetmiş…
İçerik
Parapsikolojiye Giriş
İspanya yapımı Lanetli Ruh, ‘buluntu film’ (found footage) türünün izinden giden desteye eklenen yeni bir kart olarak yerini aldı. İngilizce çekilen film, daha çok Paranormal Activity serisine yakın duruyor.
İçerik
Her derde deva Limuzin!
Don Delillo’nun 2003 tarihli romanından uyarlanan Cosmopolis öncelikle yoğun felsefi seanslarına davet ediyor izleyiciyi. Aslında arada söylediği önemli şeyler filmin gevezeliğinde kaybolarak sıkıcı bir terapiye dönüşüyor.
İçerik
2041'e ışınlanıyoruz!
Eva, İspanyol sinemasından drama yönü de etkileyici başarılı bir bilimkurgu örneği. Sadece bilimkurgu değil, duygusal yönüyle de öne çıkan filmin başrolündeki çocuk oyuncu Claudia Vega, üç bin çocuk arasından seçilmiş.
İçerik
Baskın, basanındır!
“Baskın” (The Raid) filmini, İstanbul Film Festivali'nde geç bir saatte seyretmiş ve onca uyuma isteği uyandıran ağır tempolu yapımdan sonra, resmen ilaç gibi gelmişti, bünyeye... Film, öyle müthiş bir aksiyona da denk gelmiyor üstelik, vasatı yer yer aşıyor, bakın bu kabul. Lakin tam tekmil heyecandan öte, aşırı miktarda zerk edilen hız, şiddet ve gerilim, haliyle sersemletiyor. Benim anlatmak istediğim Baskın'ın sinema ederi değil, memleket aksiyon sinemasının hazin hali ve Endonezya'nın bunu başarmış olmasıyla bana gelen ara pas, şimdi golü atmak daha mümkün. Evet, hadi ABD'nin, Batı Avvupa'nın, Japonya'nın tekniği iyi, birader Endonezya da yapmış işte, biz niye nal topluyoruz?
İçerik
Oğul Miyazaki’den Çıraklık Dönemi İçin Yeterli bir Anime…
Sinema dünyasında bazı isimler kocaman bir dağın tepesinde, bir tür dokunulmazlık pelerinini kuşanmış olarak parıldarlar. Sinema adına verdikleriyle geldikleri noktada başka türlüsü de mümkün değildir. Anime dediğimiz Japon çizgi filmlerinin en büyük ustası Hayao Miyazaki’ de böyle bir isim…
İçerik
Bir ‘Yeryüzündeki Son Aşk’ değil!
David MacKenzie benim için farklı ilişkiler uzman yönetmeni. Tabii ben en çok en son filmi Yeryüzündeki Son Aşk filmini seviyorum. O filmden aldığım tat uzun zaman bir koku olarak yer etti hafızamda. Bir salgınla baş gösteren bir hastalık ve garip bir tutku hali, tabii Young Adam /Tutku Nehri’ni de katmak gerek aşkın farklı hallerine.
İçerik
Baskın Dövenindir
Gareth Evans tarafından yazılıp yönetilmiş olan Endonezya / ABD ortak yapımı Baskın, bu seneki İstanbul Film Festivali programının ‘Geceyarısı Çılgınlığı’ bölümünde yer alıyordu. Festivalde izleme şansı bulduğum Baskın, bu senenin en heyecanla beklediğim yapımlarından biriydi.
İçerik
Robot filmi çekmek gelenek ister
Bu hafta vizyona giren Eva, Daniel Brühl gibi çok iyi bir oyuncuya sahip oldumasına rağmen son dönemlerin en zayıf robot filmi...
İçerik
Kara Şövalye’ye acıklı bir veda
Christopher Nolan, DC Comics dünyasının ünlü süper kahramanı Batman’i yeniden ele aldığı serinin son halkası Kara Şövalye Yükseliyor’da destansı bir finalle hikâyeyi tamamlıyor. Warner Bros., Amerika’da 12 kişinin hayatını kaybettiği kanlı gösterimden sonra filmin Paris ve Türkiye’deki gala ve özel gösterimlerini iptal etmişti. Kara Şövalye Yükseliyor sessiz sedasız ama biletleri önceden tükenmiş salonlarda vizyonda. Filmin İMDB notunun 9.1 olduğunu da hatırlatalım.
İçerik
Kartaca yıkılmalı, Gotham kurtarılmalı...
Muhafazakarlık maskesini yeniden takan, kapitalizm ve faşizm için sürekli kahramanlığa soyunan, haliyle hayli hayran depolayan pek meşhur düzen yanlısı ve yüce ahlaklı mirasyedi Batman Efendi, çizgi romandan sinemaya görkemli geçişinin şimdilik son etabında, Gotham kentini nükleer tehlikeden kurtarmaya çabalıyor. Çizgi romanların ekseriyetle, J. Edgar Hoover zihniyetinde düşmanlar yarattığı, sıcak savaş, soğuk savaş ve işgal sürecinde ABD'nin çıkarlarını gözettiği ve sisteminin devamı için çaba gösterdiği malumunuz. Batman de tüm bu kahraman ordusunun belki de en sinsi üyesi, saman altından su yürütmekte üstüne yok. Evet, Kara Şövalye Yükseliyor, nükleer tehlike altınaki bir kenti, teröristleri, azgın suçluları ve elbette buna karşı çıkan kahramanları anlatıyor. Neden düşman var diye sormuyor, sisteme rakip çıkanı bertaraf etmenin yolunu kurguluyor. Erk sahibi olanlar, evini temiz tutup, komşuya musallat olurlar. Tarih tanıktır, Kartaca yıkılmalıdır diyenlerle, Felluce'yi dümdüz edenlerin farkı yoktur. ABD dışındaki bir ülkenin sıradan bir kenti, ekipman tipi işbirlikçi kahraman Batman'in umurunda mı? Asla! Ancak Gotham önemli ve değerlidir, sistemin kalbidir ve ivedilikle kurtarılmalıdır.
İçerik
Çocuklar, Tacizcileri ve Polisler
“Polis”, 2011 yılında Cannes’da Altın Palmiye için yarıştı ve Jüri Ödülü’yle mükafatlandırıldı. Doğrusu bu ödüle çok şaşırmıştım. Maiwenn’in (Le Besco) yönettiği filmin orijinal ismi de Polis ama yanlış, çocukça yazılmış bir polis. Yani Police yerine Polisse.
İçerik
Bu gitmeler gitmek değil…
Filmimizin kahramanı Jill genç ve sarışın ortalama bir Amerikalı… Yani çok zeki değil ama azimli… Kız kardeşi bir anda ortadan kaybolan Jill, kendisini de iki sene önce kaçıran seri katilin geri döndüğünü anlar. Fakat bu tür filmlerde hep olduğu üzere polisi buna ikna edemez. Kendi kaçışından sonra polis dosyayı Jill’in bir akıl hastası olduğuna ve her şeyi uydurduğuna kanaat getirerek kapatmıştır ve onlara göre yine aynı şeyi yapıyordur. Amerika’da yalnızlıktan çıldırıp sırf ilgi çekmek için 911 hatlarına dadananları düşününce akla yatkın geliyor bu…