İçerik
Prometheus da dindar olmuş!
Tanrıların zulmüne dur diyen özgürlükçü, asi ve gerilla titan Prometheus, ateşi çalar ve eşitlik aşkına insanlarla paylaşır. İnsan için isyan eden, bu büyük vicdan, elbette tarihin ilk komünistidir aynı zamanda... Kibirli ve kinli tanrıları karşısına alan ve bu uğurda işkence ve eziyet gören, görece mağdur ve mazlum ama inadına mağrur Promete, Ridley Scott sayesinde tekrar tanrıyı veya tanrıları aramaya çıkar. Görsel bir şölenin hakkını veren, uzun bir süredir de yolu gözlenen Prometheus filminin en büyük falsosu da budur.
İçerik
Siyah giyme toz olur!
“Siyah Giyen Adamlar 3” (Men in Black 3), dünyaya kalmaya, konaklamaya veya olay çıkartmaya gelen kimi iyi, kimi zeki, kimi de harbiden deli uzaylıları ve onlardan sorumlu, özel yetenekli, altın yürekli ve siyah takım elbiseli yeryüzü ajanlarını anlatan 15 yıllık absürt serinin üçüncü ve son filmi, özetle... Siyah Giyen Adamlar 3, hakkını teslim etmek gerekirse en az 1997'de kotarılan ilk yapım kadar etkileyici, 2002'de çekilen ikinci filmden ise fersah fersah iyi.... Üç boyutlu, ilk iki filmden daha derinlikli, keyifli ve seyri zevkli bir film bu, kaçırmamalı...
İçerik
Iskalanmış Bir İş Aga
"Öz Hakiki Karakol: Asayiş Berkemal Aga", aynı mahallede oturan, küçük suçlara bulaşan ve zıt karakterlere sahip olsalar dahi arkadaş kalmayı başaran mini bir çetenin, büyük bir iş kotarıp, turnayı gözünden vurma hayallerini anlatan bir film.
İçerik
Bir beden, bin neden...
Vahşi kapitalizm, sanal çağ ile kolkola, günümüz insanını giderek makineleştiriyor, yozlaştırıyor, tüm duyarlılıklardan ve güzelim erdemlerden arındırıyor. Adeta soyuyor, üryan ediyor. Hele kadınlar... Ya şişman, yaşlı, çirkin gibi sıfatlarla aşağılıyor, ya da genç, güzel, seksi diyerek metalaştırıyor. Artık insan kaynak, kadın hammadde, insanlık desen hak getire...
İçerik
Korkunun ecele faydası yoksa, eğlenmek de şart...
Ormanda, kırda, nehir kenarında, dağ başında tatil yapmak isteyen gençler ve yaşadıkları dehşet içerikli hadiseler... Ah! Yine mi dediniz, haklısınız ben de filmin konusu okuyunca aynı tepkiyi verdim çünkü...
İçerik
Ucuzluk ve İstismar
“Mezarına Tüküreceğim” (I Spit On Your Grave) adlı dişe diş kana kan intikam intikam temalı hayli meşhur istismar filmi, 32 yıl sonra yeniden çevrildi (remake), ardından iki yıl internette ve tüm korsancılarda bekledi ve nihayet gösterime girdi. İstismar filmlerini sevenler tarafından kült ilan edilen ilk yapım, uzadıkça uzayan ve asla bitmeyecekmiş hissi veren, neredeyse 45 dakikalık tecavüz bölümüyle dikkat çeker. Öç alma bölümü ise güdüktür, beklentileri karşılamaktan uzaktır (ne bekleniyorsa artık) ve hatta esnetir.
İçerik
Tepenin Ardı'nda 'düşman' var!
Memleket sineması bizi hüsrana uğratarak başlamıştı 2012'ye, hatta geçen yıl Altın Koza ve Altın Portakal'da arka arkaya birbirinden kötü yerli işi filmler izleyince, projeler çoğalıyor, kalite ise giderek azalıyor diyerek kendi aramızda konuşmaya bile başlamıştık. Tam umudumu yitirirken, İstanbul Film Festivali hızır gibi yetişti resmen...
İçerik
Tanrılar da ölür...
“Titanların Öfkesi” (Wrath of the Titans), tanrılar, titanlar ve insanlara dair bir dünyayı kurgulayan Yunan mitolojisini günümüz teknolojisiyle birleştiren, mecarayla aksiyonu harmanlayan üç boyutlu bir devam filmi, nihayetinde... İki yıl önce vizyona giren ilk film “Titanların Savaşı”ndan (Clash of the Titans) daha iyi kotarıldığı aşikar, hatta geçen yıl gösterilen Tarsem Singh imzalı Zeus temalı “Ölümsüz”den (Immortals) bile sollar diyebilirim. Ancak yine de eksik ve gedik mevcut. Varsın olsun, öykümüzde tanrılar bile kusurlu, film ne ki...
İçerik
Patlak Sokaklar, dublaj dudaklar
"Patlak Sokaklar: Gerzomat" filmi için sanal dünyanın çok tıklanan absürt işleri, beyazperdeyle buluşuyor, diyebiliriz özetle. Şimdi Fransızca şarkıları “Sütü Seven Kamyoncular” ve “Bana Kitap Al” olarak çeviren ve bu gülüp geçilecek ve parlak fikir denilebilecek komikliği videoya çekip, Youtube'a atan gençler, milyonlarca kez izlenince yeni projelere girişti. Ve ardından reklam kokan hareketler (viral reklam) geldi, “Buz Gibi Biraderler”, “Tuttur En Kral Sensin”, “Minibüs”, “Yaşam Mücadelesi” gibi...
İçerik
John Carter
“John Carter: İki Dünya Arasında” (John Carter) filmini izleyince aklıma geçen hafta gösterime giren bizim yerli işi “Sen Kimsin?” geldi, o da her şeyden katmıştı hikayesine, resmen çorba gibi olmuştu.
İçerik
Hugo
Büyük usta Martin Scorsese’nin üç boyutlu çektiği “Hugo”ya karşı önyargılıydım, kısa bir süre önce Steven Spielberg’ün “Tenten” adlı filmini izlemiş ve sevememiştim. Ancak Hugo, hem 3D’ye olan önyargımı yıktı hem de ilk denemesinde turnayı gözünden vuran Scorsese’nin ezber bozan bir yönetmen olduğunu bana bir kez daha hatırlattı. Müthiş bir yapıt “Hugo”, kesinlikle bu yıl seyrettiğim en iyi film… Sinema büyüsünü yaratanlara, 7. sanatı kuranlara bundan güzel ve bundan özel bir saygı duruşunda bulunulamazdı. Hugo’ya gidin, çocuklarınızı da götürün, pişman olmayacaksınız.