Popüler Sinema

Paylaş
Eleştiriler

Yıldızlara Doğru

Yıldızlara Doğru
(6.8/10)
Yazar: Seza Köreken Yalçınkaya

Ad Astra, Brad Pitt’in filmin önüne geçmesinden dolayı çokça konuşulan bir yapım oldu. Gerçekten de film boyunca Brad Pitt’in ruhsal durumundaki değişiklikler üzerine sahneler ardı ardına geliyor. Bu yönüyle film, bir uzay filminden çok uzayda geçen bir dram filmi olarak nitelenebilir.


Roy McBride, kişisel hayatında bağlanma sorunları olan bir astronottur. Filmde, bu bağlanma sorunun temel travması çocukken babasını bir uzay görevi sırasında kaybetmesi olarak veriliyor. Aynı zamanda askeri eğitim almış bir insan olduğu için görev bilinci oldukça yüksek bir karakterdir. Kabul ettiği bir uzay göreviyle kendisini varoluşsal soruları ve görevi arasında sıkışmış bir halde bulur. Görevden alınsa da cevapları bulmanın kendince bir yolunu bulacaktır.


Ad Astra, bir dram üzerinden insanın uzayda varoluşu ve beraberinde getirebileceği sorunlar üzerinde duruyor. Bunu yaparken de insanın sınırlılığı ve evrenin sınırsızlığı hakkında ufak tartışmalara giriyor. Yine aynı şekilde dünyadan uzağa gittikçe insanın yalnızlaşması ve varoluşsal sorulara bulunan cevapların daha fazla soru yaratması insan aklının evrenin büyüklüğü yanındaki yetersizliğine de kısaca değiniyor. Aristoteles tarafından sosyal bir hayvan olarak nitelenen insan dünyadan uzaklaştıkça yalnızlığına kısılıyor ve mantıklı karar verme mekanizması zarar görüyor. Durumun felsefi boyutundan çok Roy’un karakter yolculuğu üzerinden anlatım kurularak durağan bir dram filmi ortaya çıkarılıyor. Yine de film izleyiciye şu soruyu sordurmayı başarıyor “Cevaplar için ne kadar ileri gidebilirsin?”


Mars’da koloni kurmanın etik tartışmaları hala devam ediyor. İlerlemeye programlı insan elindeki teknolojiyle bunu yapabilecek durumdaysa yapmalı ama bunun sonuçlarıyla da baş edebilmeli. Kolonileşme özel şirketlerin desteği olmadan sadece devletlerin ortak çalışmalarıyla başarılabilecek bir şey değil. Özel şirketlerin dünya üzerindeki kaynak yarışı kutuplardan petrol çıkarmaya kadar uzanmışken hiç insan eli değmemiş Mars’da ya da Ay’da bu şirketleri ne durdurabilir? Bu durum kaynak yarışının başka gezegenlere sıçramasından başka bir işe yarar mı? Bunu önlemenin bir yolu bulunabilir mi? Ad Astra’da bunun bir yolu bulunamamış ve “vahşi batı”ya dönmüş, korsanların olduğu bir gerçeklik oluşturulmuş. İnsan doğası göz önünde bulundurulunca oldukça gerçekçi bir bakış açısıyla şekillendirilen bu gerçeklik hikayeye aksiyon ve gerilim katıyor. Yine Mars’da doğup büyümüş iki bin kişilik bir topluluğun varlığı hem insani olarak yeni sorular doğuruyor hem de politik olarak yeni olan bu durumun çıkmazlarını kısmi olarak sorgulamaya yönlendiriyor. 


Ad Astra, bilimkurgu filmi arayışıyla giden izleyiciyi ters köşeye yatıran bir film. Kaldı ki filmin fragmanları da izleyicide bu beklentiyi yarattı. Tam bir bilimkurgu olmayışı, anlatmak istediği fikirlere dayalı gerçekliği de tam anlamıyla veremeyişiyle çok arada kalan bir yapım ortaya çıkıyor. İzleyici ne bir piyasa filmiyle karşı karşıya ne de yüksek bir felsefi düşünceye etki eden bir yapımla. Bu durumda izleyici tarafından gelen olumsuz yorumlara şaşırmamak gerekir. Yine de insanoğlunun ilerledikçe yalnızlaşması ve cevabı burnunun dibinde bulması her izleyicinin kendi kişisel yolculuğunda sorgulayabileceği yeni fikirler oluşturabilir. 


Bilimkurgu izleyicisini tatmin etmeyecek uzay temalı bu dram filmi benliğini sorgulamayı seven izleyicilerin hoşuna gidebilir. Senaryosundaki klişeleri görmezden gelirsek Roy’un peşinde olduğu şeyle izleyici rahatlıkla bağ kurabilir.

 

twitter.com/_cheshirekedisi

YORUMLAR

Ziyaretçi Gönder

HABERLER

Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde...

Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde...

Ankara Film Festivali Ulusal Yarışma Film...

Ankara Film Festivali Ulusal Yarışma Film...

Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter