Popüler Sinema

Paylaş
Röportajlar

"Festival için değil, seyirci için film çekiyoruz!"

"Festival için değil, seyirci için film çekiyoruz!"
Yazar: Fırat Sayıcı

Bu yıl festivallerde “Pembe Kimlik” belgeseli ile adından sıkça söz ettiren Tolunay Tekmek, bu kez sorularımı cevaplandıran genç yönetmen…

 

Öncelikle biraz kendinden bahseder misin? 

 

9 Aralık 1997 Adana doğumluyum. 2016 yılında Gümüşhane Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünü kazandım. Üniversite birinci sınıfta iken Gümüşhane Film Atölyesi tarafından çekilen “Beyazperde” programında yönetmenlik yaptım. 2016 yılında Kelkit Belediyesi tarafından çekilen “Biz Hep Birlikte Kelkit’iz” projesinde yardımcı yönetmenlik yaptım ve aynı projede grafik animasyon görevini de üstlendim. 2017 yılında ilk belgeselim olan “Hemdiye” belgeselinin yönetmenliğini yaptım. 29. Aydın Doğan Genç İletişimcileri Yarışması’nda Görsel Dal Belgesel Kategorisi’nde birincilik ödülüm bulunuyor. 2017-2019 yılları arasında Gümüşhane Üniversitesi Sinema Kulübü başkanlığı yaptım. 2019 yılında ise “Pembe Kimlik” adlı belgesel filmini çektim. Sinema hayatıma kısa filmler çekerek devam ediyorum.

 

Sana göre belgeselin tanımı nedir? 

 

Belgeseli kuytu köşede kalmış, aslında herkesin baktığı ama kimsenin görmediği bir durumu gün yüzüne çıkarma sanatıdır diye yorumlayabilirim. Benim belgesel anlayışım tamamen toplumsal sorunlar üzerine. Sorunlara değinip çözüm bulma... 

 

Biraz “Pembe Kimlik”den ve onu çekme nedenlerinden bahseder misin?

 

Pembe Kimlik belgeselimizde Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde yer alan Çıkrık Köyü’nde altmış yıldır devam eden, doğuştan cinsel gelişim bozukluğu olan kişilerin zorlu yaşam öyküsü anlatılmaktadır. Bu hastalığa sahip erkekler cinsel organlarının içe kapalı olarak doğmasından dolayı nüfusa kız çocuğu olarak kaydedilir. Yıllar ilerledikçe vücut gelişiminde dolayı çocuklarının yüzlerinde sakal çıkması üzerine doktora başvuran aileler gerçeği fark edeceklerdir. 

 

Haberi okur okumaz benimsedim. Herkesin başına gelebilecek bir hastalık var ve orada hastalık ile mücadele eden insanlar yardım bekliyor. Benim çekme nedenlerimin en başında o insanlara yardım edebilirim düşüncesi vardı. Ortada bir dert var ve kimse bu zamana kadar görmemiş. Ben de bu sorunu en etkili araç olan sinema ile gün yüzüne çıkarıp insanlara yardım edebilirim düşüncesi ile giriştim bu işe. Umarım her şey istediğimiz gibi olur ve amacımıza ulaşmış oluruz. Şimdilik TRT Belgesel başta olmak üzere 8 ödül aldık ve gün geçtikçe insanlara filmimiz ulaşıyor. 

 

 

Sence hızla gelişen teknolojinin, belgesele ne gibi katkıları olabilir? Neler götürür?

 

Gün geçtikçe teknoloji çok gelişiyor ve ayak uydurmak zorundayız. Şimdi bir tık ile bütün bilgilere ulaşıyoruz. Belgesel filmlerimiz geleceğe yönelik bir arşivdir. Bundan 20-30 yıl sonra teknoloji daha da gelişecek ve bizden sonra gelecek olan nesil bizim filmlerimize rahatlıkta ulaşabilecek. Böylece daha fazla platformlarda gösterilmiş, ulaşılmış olacak. 

 

Örnek aldığın, sinemasını sevdiğin, yerli ve yabancı yönetmeler kimdir?

 

Aslında belirli bir yönetmen yok aklımda. İnsanoğlu her gün yeni bir şey öğreniyor ve ben izlediğim her filmden bir şeyler kapıp filmlerimde deniyorum. Ama bir isim vermek gerekirse kurgu tekniğini ve matematiğini beğendiğim Quentin Tarantino diyebilirim. 1995 yılından sonra çekmiş olduğu filmlerin yarısını izlemişimdir ve bana çok şey kattı diyebilirim. Türk yönetmelerden ise şu aralar Onur Saylak’ı çok seviyorum.

 

Türkiye’deki film festivalleri ve kısa filmcilere yaklaşımları konusunda neler söylemek istersin?

 

Bazı festivaller cidden çok özel hissettiriyor, başından sonuna kadar bizimle ilgileniyorlar her şeyi eksiksiz yapmaya çalışıyorlar. Ama bazı festivaller de tamamen kendilerinin reklamını yapmak için çalışıyorlar. Filmlere değer vermiyorlar, bizi yok sayıyorlar. Halbuki biz festival için film çekmiyoruz. Biz seyirciye film çekiyoruz. Onlarla buluşup sıcak ortam yaratmak istiyoruz. Festivallerde yeni insanlarla tanışıp belki de ileride birlikte çalışacak imkan sağlayacağız. O yüzden kısa film yönetmenlerine fazla değer verilsin ve olabildiğince festivallere davet edilsin. Konser verecek, 1-2 gün reklam için ünlü oyuncular geleceğine bırakın yönetmenler seyirciyle buluşsun. İşte o zaman sanat gelişir. 

 

Son olarak gelecek planlarından bahseder misin ?

 

Bu sene mezun oluyorum. Kendimi hazır hissedene kadar kısa film ile yoluma devam edeceğim. Hazır hissettiğimde kendi senaryom üzerinde düşünüp uzun metrajlı bir film yapmak istiyorum. Bundan sonra sinema sektöründe ben de varım. 

 

Twitter.com/firatsayici

 

YORUMLAR

Ziyaretçi Gönder

RÖPORTAJLAR

ARZU YANARDAĞ: ‘Femme Fatale Kadın’ klişe...

ARZU YANARDAĞ: ‘Femme Fatale Kadın’ klişe...

Mustafa İri

Gizem İbak: “Kısa film, arzu ve ihtiyaçta...

Gizem İbak: “Kısa film, arzu ve ihtiyaçta...

Fırat Sayıcı

Kısa film bir sinema eseridir!

Kısa film bir sinema eseridir!

Fırat Sayıcı

Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter