Popüler Sinema

Paylaş
Röportajlar

Ferhat Özmen: "Gelecek için hep hazırlık halindeyim!"

Ferhat Özmen: "Gelecek için hep hazırlık halindeyim!"
Yazar: Fırat Sayıcı

Öncelikle biraz kendinden bahseder misin?

 

Öncelikle herkese merhaba diyeyim. Lise yıllarımda sinemaya heves ettim. Bunun için de üniversite eğitimimi sinema üzerine almak istedim. İlk tercihim sinemaydı ama Zihinsel Engelliler Öğretmenliği okuma sürecinde buldum kendimi. Bir yıl kadar okudum. Okul Türkiye’de değildi. Birinci senenin sonlarına doğru devam edemeyeceğimi ve sinema yapmak istediğimi anladım. Türkiye’ye dönüp yeniden hazırlandım. 2014 yılında Marmara Üniversitesi GSF Sinema Bölümü’ne yani şimdiki adıyla Film Tasarımı Bölümü’ne girdim. 2016 yılında TÜRSAK VAKFI’nın katkılarıyla ‘Beyoğlu Sineması’ filmini çektim. 2016 - 2017 yıllarında festivallerden on beş kadar ödülle döndü. Daha sonra 2018 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığının Katkılarıyla ‘Karganın Aşınan Gagası’ filmimi çektim. Festival süreci devam etmektedir. Aynı zamanda sinema sektöründe çalışmalarıma devam ediyorum.


Biraz "Karganın Aşınan Gagası"ndan ve onu çekme nedenlerinden bahseder misin?

 

Bu filmin hikayesi yaşanmış bir olaya dayanıyor. Beylikdüzü’nde bir kadın gerçekten peynirini gömmeye çalışırken hikayesine dahil oldum. Bir kadın onun hayatı için son derece sıradan olan peynir gömme ritüelini onu kuşatan şehir hayatında gerçekleştirememişti. Onun bu durumdan şikayetine tanık oldum. Buradaki imgenin güçlülüğü beni üzerine uzun uzun düşündürdü. Sonra üzerinde çalışmaya karar verdim. Çıkan birkaç versiyonu oldu ama onları beğenmedim. O haliyle hissettiklerimin altında kalabilirdi hikaye. Çalışma bir süreye yayılınca çıkan şeyden bir film yapabileceğimi düşündüm. Senaryo bitince Kültür Bakanlığı’na gönderdim. Destek aldı. Peynir, buzdolabı icat edilmeden önce toprağa gömülürdü. Anadolu’da halen kırsal kesimde aileler peynirlerini toprağın altına gömerler. Hem uzun süre bozulmadan korunur hem de gömülen peynir toprağın etkisiyle yeni bir lezzete kavuşur. Şükran; İstanbul’a gelmeden önce yanında getirdiği peynirler kadar sade ve doğaldır. Daha sonra Şükran, kaybettiği peynir kutusuna dönüşmeye başlar. İstanbul’da; rezidanslar, alışveriş merkezleri, inşaatların arasında kaybolur. Şükran kaybettiği peynir kutusu gibi bozulmamak için şehre savaş açmıştır. Büyük kentin Şükran üzerindeki tahribatını realist bir şekilde göstermeye çalıştım. Faruk ise adeta şehirle beraber hareket etmektedir.

 

Örnek aldığın, sinemasını sevdiğin, yerli ve yabancı yönetmenler kimler?

 

Özellikle İran sinemasını çok seviyorum. Abbas Kiorüstemi, Macid Macidi, Bahman Ghobadi, Asgar Farhadi ve Pennahi. Onun dışında. Kieslowski, Dardanne Kardeşler, Kubrick sürekli izlediğim yönetmenler. Son olarak Rus Sinemasından Andrey Zvyagintsev beni ayrıca etkileyen son zamanların yaşayan efsanevi yönetmenlerinden. Yerli herkesi takip ediyorum ama özellikle isim vermek gerekirse Mahmut Fazıl Coşkun, Emin Alper, Tolga Karaçelik,  Yeşim Ustaoğlu, Ali Kemal Çınar’ı söyleyebilirim. Ali Kemal Çınar bence dikkatle takip edilmesi gereken bir yönetmen. Film yapma yöntemi çok ilgimi çekiyor. Beklentim çok yüksek.

 

Senin için kısa filmin tanımı nedir?

 

Öncelikle çok yerde kısa film nedir sorusu tartışılıyor. Nedenini anlamış değilim. Uzun metraj nedir diye tartışılmıyor. Ya da öykü nedir diye tartışılmıyor. Ha bire ‘Kısa Film’ nedir sorusu soruluyor. Madem sordunuz bende kendi tanımımı yapayım yine de. Kısa film uzun metraj için hem hazırlıktır hem de tek başına da filmdir. İlk film çekmeye başladığımızda daha kısa şeyler çekeriz o gerçekten bir hazırlıktır. Belki de kısa filmin hazırlığı odur yani ilk yaptığımız pratik, yarım yamalak çekimler. Kamerayı ve öyküyü nasıl anlattığımıza dair bilgi alabilmek adına yaptığımız her şey… Onun dışında profesyonel bir hikayenin tamamını anlatan bir kısa film bir filmdir. Uzun ya da kısa, onun süresiyle ilgili değildir mesele. 20 dk’lık bir film bazen 180 dk’lık bir filmden daha etkili olabilir. Ki kısa film avantajlıdır. Kötüyse de kısa sürede bitiyor. Ama uzun öyle mi kötüyse yandınız. 130 dk beklemeniz gerekiyor.

 

 

Sence hızla gelişen teknolojinin, kısa filme ne gibi katkıları olabilir? Neler götürür?

 

Hızla gelişen teknoloji hayatımızda ki her şey gibi ve her şey kadar etkilenecek. Bence teknoloji daha kolay film üretilmesini sağlayabilir. Sayıca daha çok film yapılmaya başlanacak. Fakat nitelik olarak çok şey değişeceğini sanmıyorum. Hatta daha hızlı yapıldığı için teknik olarak belki daha iyi filmler göreceğiz. Ama yüzeysel filmler yapılacak. Herkes akla gelen ilk fikri, düşünmeden, üzerine çalışma yapmadan çekecek. Yığınla film ortaya çıkacak.

 

Türkiye’deki film festivalleri ve kısa filmcilere yaklaşımları konusunda neler söylemek istersin?

 

Bu filmimle az festivale gittim. Açıkçası bir önceki filmim olan ‘Beyoğlu Sineması’filmiyle çok fazla festivale katılmıştım. Neredeyse gitmediğim festival kalmamıştı. Genel anlamda memnun olduğum festivaller var. Yani gerçekten derdi ‘kısa film’ olan festivaller var. Bu anlamda mutluyum. Kalitesine güvendiğim en az 7-8 festival var. Akbank, Hisar Seçkisi gibi. Onun dışında bir yerlerden fonlandığı için yapılan çokça festival de var. Onlar daha yoğunlukta tabi. Benim çok önemsediğim bir mevzu değil. Haksızlık yapılmadığı sürece iyi kötü festivaller devam etmelidir. Ben onurlu bir dayanışma kültüründen geliyorum. Festivallerden ve yapanlardan beklediğimiz sadece dayanışma. Festival, jüri üyesi, mansiyon ödülü, röportajlar, zaten o onu tanıyordu...vs.Tüm bunların ötesinde film yapan tüm arkadaşlarım sadece ve sadece yaptıkları filmleriyle var olacaktırlar. Hiçbir şey onların sinemasını hiçbir yöntemle değerli ya da değersiz kılamaz. Onun için günün sonunda gerçekten derdimin olduğu filmler yapmaya çalışıyor olacağım.

 

Son olarak gelecek planlarından bahsedelim…

 

Gelecek için hep hazırlık halindeyim. Galiba ilerde kısa ya da uzun filmler çekmek için çalışıyorum şu an. İki tane uzun metraj hikayesine çok yakınım. Bir tanesini  açığa çıkardım. Sinemasına güvendiğim, değer verdiğim insanlarla bunları paylaştım. Uzun süre çalışmam gerekir. Hikaye kendini sürekli güncelliyor. Bazen başka hikayeler de beni meşgul ediyor. Özellikle güzel bir kahvaltı yapmışsam o gün mutlaka bir kaç sahne ekleyebiliyorum  Bir zamanlamam yok. Demlenmeye bıraktım diyebilirim. Belki çok yakında olur, belli mi olur?


twitter.com/firatsayici

YORUMLAR

Ziyaretçi Gönder

HABERLER

Sinema Adası Online Sinema Akademisi başl...

Sinema Adası Online Sinema Akademisi başl...

Solomun'un Yeni Klibine Fatih Akın İmzası...

Solomun'un Yeni Klibine Fatih Akın İmzası...

Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter