Popüler Sinema

Paylaş
Eleştiriler

Yol Ayrımı

Yol Ayrımı
(5.6/10)
Yazar: Fırat Sayıcı

Yavuz Turgul'u çok severiz. Şener Şen'e adeta taparız. Her ikisi de Türk sinemasının en önemli kilometre taşlarından biri. Birliktelikleri sinemamızın en iyi örneklerini doğururken seyircinin de, sık sık fırtınayla boğuşan Türk sinemasının tehlikeli sularından kaçıp sığınabilecekleri güvenli bir liman haline gelmişlerdi. Ancak artık Şen ve Turgul'un yollarını ayırmanın zamanı gelmedi mi sizce de?

 

Mazhar, hayatını babasından devraldığı tekstil imparatorluğunu büyültmeye adamıştır. Bunun için de agresif ve acımasız yöntemler izlemekten çekinmez. Fakat Mazhar'ın yaşadığı trafik kazası birçok şeyi değiştirir. Kaza Mazhar'ın hayata yeniden tutunmasını sağlar. Belki böylece geçmişten bugüne fark etmeden taşıdığı ağır yükten de kurtulabilecektir. Bu değişim tabii ki kolay olmayacaktır. Karşılaştığı yol ayrımında, ailesi önünde bir engel olarak beklemektedir. Mazhar Kozanlı, yaptığı tercihin bedelini ödemek ya da pes etmekle karşı karşıya kalacaktır. Çıktığı bu yolda yeni dostlar ve mekânlar bulacak, yolu Nur’un Gemisi ve tayfasıyla da kesişecektir. Şener Şen, Çiğdem Selışık Onat, Rutkay Aziz, Mert Fırat, Tilbe Saran ve Nihal Yalçın gibi isimlerin yer aldığı filmi Yavuz Turgul yazmış ve yönetmiş.

 

Sektörel konuşmalarımızda kimisi Yavuz Turgul’un Şener Şen’i esir ettiğini, onu diğer yönetmenlerden mahrum bıraktığını düşünürken, kimisi de Şener Şen’in sadece Yavuz Turgul’a güvenerek emniyetli yoldan ilerlediği görüşünde. Her iki durumda da Türk sinemasının bu mevzuda yara aldığını düşünen biri olarak, artık Turgul - Şen ikilisinin ortaklıklarını sonlandırmasalar da, ara sıra farklı isimlerle çalışmaları gerektiğini düşünüyorum. Yol Ayrımı’ndan sonra bu istek katlanarak artıyor. Sadece ben değil, seyircinin büyük bir çoğunluğu da böyle bir istek içerisinde kanımca. Onlar Şener Şen’i haftanın 2-3 gecesi çeşitli filmlerle televizyondan izliyorlar, evet, ama sinemada daha sık görmeyi hak ettiklerine inanıyorlar. Zira Şen gibi halka mal olmuş ve halkla var olmuş bir sanatçı 2-3 yılda bir taze filmlerle göstermeli kendini. Benim düşüncem bu yönde…

 

Yol Ayrımı, en başta gereksiz uzunluğuyla, teatral ve didaktik oyunculuklarıyla (bu tongaya yer yer Şener Şen de düşüyor), başarısı gölgelenmiş bir yapım olarak akıllarda kalacak. Rahatlıkla 90-100 dakikada anlatılacak bir konu, derinlikliymiş gibi gözüken ama yer yer karikatüre dönüşen çoğu karakteriyle sündürülürken bazı yan mesajların anlamsızca havada asılı kalmasına şahit olmak insanın canını sıkıyor.  Gereksiz yere 40-50 dakikalık bir fazlalık olduğu aşikar filmde, bolca tekrara düşen, konunun altını çizmekten ziyade seyircinin sabrını zorlayan o kadar çok sahne var ki…  

 

Şener Şen’in karşısında Tilbe Saran ve Nihal Yalçın haricinde isabetli bir cast çalışması yapıldığını göremiyoruz. En son “Çırak” filminde izleme şansını bulduğumuz Çiğdem Selışık, canlandırdığı Firdevs karakterinin hakkını sonuna kadar veriyor ancak gerçek hayatta Şener Şen’den 2 yaş büyük olan Selışık, Mazhar Kozanlı’nın annesi olabilecek inandırıcılıkta değil kesinlikle! Diğer yandan filmde Mazhar’ın eski dostu Altan’ı canlandıran Rutkay Aziz’i izlerken Bizimkiler dizisindeki Cenap karakterini neredeyse her an hatırlamamız ne kadar üzücü bir durum.

 

Yavuz Turgul Türkiye’nin görüp görebileceği en iyi senaristlerinden biri olmasına rağmen Yol Ayrımı’nda oldukça sendelemiş. Yarattığı karakterlerin -birkaçı haricinde- inandırıcılık seviyesi yerlerde. Tüm hayatı boyunca katı bir disipline sahip olan, gülmeyen, hayatını iş ve para ekseninde çeviren Mazhar Kozanlı’nın, bir trafik kazası sonucu yol ayrımına gelmesi, değişmesi ve neredeyse sosyalist bir insana evrilmesi filmin inandırıcılık sorunlarının başında gelmekte. Turgul’un, ana yoldan çıkarak yan yollara saparak toplumsal ve yer yer devrimsel mesajlar vermeye çalışmasına anlam veremeyerek filmin finaline geldik. Ana akım sinemanın tüm kodlarını kullanmayı seven bir yönetmen olarak Turgul, neden Yol Ayrımı filmini muallakta sonlandırıyor? O ödül töreninden sonra ne oldu? Mazhar, hayallerinin peşinden mi koştu? Yoksa annesi Firdevs’in kötücül planlarına yenik düşerek elindeki her şeyi kaybedip akıl hastanesine mi mahkum kaldı? Kafamızda –gereksiz- deli sorular…

 

Yazıyı, filmden, Altan’ın Robert Frost'un ünlü şiirinden Mazhar’a yaptığı alıntıyla kapatalım ve Turgul’la Şen’in yollarını bu noktadan itibaren ayırmasını ve bütün farkı yaratanın bu ayrılığın kendisi olmasını dileyelim; "Bir ormanda yol ikiye ayrıldı, ben daha az geçilmişinden gittim ve bütün farkı yaratan bu oldu..."

 

twitter.com/firatsayici

YORUMLAR

Ziyaretçi Gönder

SEANSLAR

Göster

Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter