Popüler Sinema

Paylaş
Eleştiriler

The Accountant - Hesaplaşma

:: Videolar The Accountant - Hesaplaşma
(8.0/10)
Üye: Melis Zararsız
Aksiyon sahneleri oldukça başarılı, The Warrior ile bildiğimiz yönetmen Gavin O’Connor yönetmenlik/ sinematografi anlamında beklentileri boşa çıkarmıyor doğrusu.

Yaklaşık 15-20 sene önce, ben Rotaract Kulübü üyesiyken bir akşam  TODEV (Turkiye Otistiklere Destek ve Eğitim Vakfı) kurucuları konuk gelmiş ve bize otizmin ne olduğunu, daha çok da ne “olmadığını” anlatmışlardı. O zamana kadar otizmi sadece Rain Man’den biliyordum şöyle bir, ama o gün vakıf oldum duruma, hatta sonra TODEV üyesi de oldum, toplantılarına ve çeşitli etkinliklerine katılarak otistik çocukları olan ailelerle, onların o “dahi ve özel” çocuklarıyla tanışma, birlikte vakit geçirme şansını yakaladım. O dönem Rotaract dergimize “Hepimiz Otistiğiz” başlıklı bir yazı yazmış, otizmin bir hastalık değil,  bir özgünlük, bir özellik, bir farklılık olduğunu anlatmaya çalışmıştım dilim döndüğünce. Aslında hepimizin hayatında takıntı yaptığımız konular, bazı odak noktalarının eksikliği/fazlalığı, bazı empatik eksiklikler, sosyalliktan uzaklaşmak istediğimiz durumlar ve bu yaklaşımlarımızın bize getirileri/götürüleri oluyor. Bu yüzden otizm, gerçekten de araştırdıkça epey ilgi çekici bir konu olarak karşımıza çıkıyor ve hiçbirimize uzak değil.


 

Otizm bir sinema filminde uzun süredir karşıma çıkmıyordu. Açıkçası Hesaplaşma (The Accountant) isimli, afişinde elinde taramalı tüfek olan bir Ben Affleck olan bu filmde de otizmle karşılaşacağımı düşünmemiştim. Evet, Affleck’in büyük başarıyla canlandırdığı Christian, çocukluğundan itibaren otizmle mücadele etmiş bir karakter. Otizmi olmayan erkek kardeşi ise onun en iyi anlaşabildiği arkadaşı. Her otistik gibi Chris’in de sosyalleşme sorunları var. Doktorunun kızı, erkek kardeşinden sonraki ilk arkadaşı oluyor. Chris’in çocukluğundan küçük bir enstantane ile başlıyor film ve daha sonra büyümüş, iş güç sahibi olmuş Chris’i izliyoruz fakat flashback’lerle geri dönüp hayatındaki tüm başarı ve başarısızlıkların psikolojik nedenlerine vakıf oluyoruz. Psikolojik çözümlemeler çok sağlam, çocuk Chris’i oynayan oyuncu da, Ben Affleck de bu zor karakterin hakkını fazlasıyla vermişler. Otizm, aslında Chris’in süper gücü. Zira otizm, bir hastalık değil, farklı bir beyin yapısının sonuçları aslında. Sosyal ve duygusal anlamda zorluklar yaşamakla birlikte çoğunun sanat yönü kuvvetli oluyor, ayrıntıları görmede üstün yetenekleri oluyor, matematik konusunda dahi olabiliyorlar. Chris de sanattan hoşlanan bir matematik dehası. Annenin aileyi terk edişi, babanın ise çocuğunun “hassasiyeti” sebebiyle onu ve erkek kardeşini aşırı sert bir şekilde yetiştirişi sonucunda Chris aynı zamanda bir ölüm makinesi haline geliyor. Genelde dünyanın en tehlikeli suç organizasyonlarına muhasebecilik yaparak geçimini sağlıyor ve başı beladan kurtulmuyor. Eninde sonunda yasal bir müşteri almak durumunda kalsa da bir devlet teşkilatının milyon dolarlar akladığını fark eden muhasebe yardımcısı Dana ile birlikte başlarını daha büyük belalara sokuyorlar. 


 

Filmde sadece Chris’in psikolojik çözümlemelerine giriyor değiliz.  Ayrı bir filme konu olabilecek kadar derin bir geçmişi olan kardeşi Brax’in (Jon Bernthal), Hazine Bakanlığı'nın Suç Yürütme Birimi başkanı Ray King’in (J.K. Simmons) ,  başkanın yardımcısı Marybeth Medina’nın hikayeleri de minik flashback’lerle anlatılıyor bize. Bu, seyirciye bilgi verme açısından olumlu olarak görülse de açıkçası filmi epey uzatıyor ve bazen konudan saptırıyor, adeta bir HBO dizisi izliyormuşuz da bir sonraki bölümde bu karakterlerden birinin hikayesine daha yakından odaklanacakmışız gibi hissediyoruz ama bu bir sinema filmi. Gavin O'Connor, Bill Dubuque’un yazdığı bu derin ve verimli hikayeyi “non-lineer” bir kurguyla anlatmalara doyamamış anlaşılan.


 

Aksiyon sahneleri oldukça başarılı, The Warrior ile bildiğimiz yönetmen Gavin O’Connor yönetmenlik/ sinematografi anlamında beklentileri boşa çıkarmıyor. Fakat film, hikayesinin derin psikolojik altyapısına ayırdığı zaman doğrultusunda çok da alışık olduğumuz aksiyon/gerilim filmlerinin temposunda değil. Bu anlamda, yorucu ve gereksiz bölümler içeriyor doğrusu. Öte yandan içi boş bir aksiyon filmi izlemeyeceğinizden, gerçek hayattan, kostümsüz bir süper kahraman izleyeceğinizden de emin olabilirsiniz. 

 

Twitter.com/blossomel

YORUMLAR

Ziyaretçi Gönder

ELEŞTİRİLER

Büyük Britanya'nın Üç Kadını...

Büyük Britanya'nın Üç Kadını...

Seza Köreken Yalçınkaya

Brave New World

Brave New World

Seza Köreken Yalçınkaya

Sınır Çiti

Sınır Çiti

Duygu Kocabaylıoğlu

Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter