Popüler Sinema

Paylaş
Eleştiriler

Testere: Jigsaw Efsanesi

Testere: Jigsaw Efsanesi
(6.0/10)
Yazar: Deniz Çobaner

Jigsaw ile ilk kez 2004’te tanıştıktan sonra korku-gerilim türüne getirdiği etki için türü severler olarak fazlaca heyecanlanmıştık. Bütün dünyada gördüğü benzer tepkiler sayesinde James Wan ve Leigh Whannel’in tek mekan-düşük bütçe-amatör heyecanı üçgeniyle bizi büyüleyen Saw, Hollywood’un bayıldığı bir metaya ve hatta para makinesine evrildi. Bu git gide ilk günkü heyecanını yitiren zincirin en son halkası Saw:Legacy de kısa bir süre önce vizyonda yerini aldı. Her ne kadar Saw:Legacy, Saw felsefesinin suyunun suyu da olsa, Jigsaw severlerin heyecanlanmasına engel olamadı ve dünya çapında yüz binlerce seyirciyi beklentileriyle birlikte salonlara çekmeyi başardı.

 

Saw:Legacy’nin yapımcılığı yine Twisted Pictures’ın elinde fakat seri sürecinde sık sık değişen yönetmen koltuğunda bu sefer Daybreakers ve Predestination filmlerinden tanıdığımız Peter Spierig ve Michael Spierig kardeşler oturuyor. Yönetmen dokunuşu filmde kendini belli etmiş olacak ki 3. filmden sonra felsefik özünden kopup kan-işkence şöleni(!)’ne dönen filmi özüne bir nebze de olsa geri döndürmeyi başarmış. Yaşamın ve hayatta kalmanın kutsanması, kötülüğün cezalandırılması ve sıra dışı yöntemlerle “kötülerin” rehabilite edilmesi ana fikri yer yer budansa da hala tadının hissedilmesi filmi izlenir kılan öğelerden bazıları haline gelmiş. 

 

Oyunculuklardan bahsedecek olursak Tobin Bell’i yeniden görmek oldukça sevindirici, ölümünden 10 yıl sonra “Acaba ölmedi mi?” sorusunu beraberinde getirmesi biraz zorlama olsa dahi… Onun dışındaki oyunculuklarda sivrilen bir karakter olmasa da senaryonun gerektirdiğini karşıladıklarını söyleyebiliriz. Karakterlerin yer yer fazla karikatürize olması izleyiciyi rahatsız edebiliyor. Senaryoyu fazla ele vermeden Dedektif Halloran ve Eleanor Bonneville’in sahnelerini gözümüzün önüne getirirsek neyi kastettiğim anlaşılabilir diye düşünüyorum. Ayrıca Logan Nelson’ı ilginç bir karakter haline getirmeye çalışırken kullanılan mesleki görmüş geçirmişlik-bir nevi gazilik- giysisi birkaç beden büyük gelirken, bir de üstüne babalık kartı eklenince samimiyet ya da inandırıcılıktan eser kalmıyor. Oysa ki hikâyenin özünde tanıştığımız Dr. Gordon ya da Amanda’ya gözü kapalı inanabiliyorduk.  

 

Hikaye yine alışık olduğumuz gibi ana temayı oluşturan bir oyunla açılıyor. Kendi içinde bölümlere ayrılmış oyunun her parçası ayrı bir kurbana yönelik. Geçmişle hesaplaşırken zaman ile arasındaki bağı koparan oyun devam ederken dışarıdaki hayatta ölümleri araştıran Dedektif Halloran, adli tıp uzmanları Logan Nelson ve Eleanor Bonneville arasındaki gerilim ve gizem üçgeni de filmin temposunu git gide artırıyor. Böylece film yavaş yavaş polisiye-gizem türüne evrilip “Katil kim?” sorusu ile zihinleri meşgul ediyor. 

 

Saw serisinin ilk 3 filmindeki oyunların zeka seviyesi 4-5-6. filmlerde düşüp, kan ve ayrıntılı vahşet anları daha detaylandırılmıştı. Bu da haliyle sıradanlaşmaya apar topar yuvarlanmayı beraberinde getirmişti. Son filmde bu konu gözden geçirilmiş olacak ki Saw felsefesinin özüne dönüş çabası dikkat çekiyor. İkinci yarıdan filmin sonuna kadar ufak tefek ters köşelerle izleyicinin adrenalini yükseltiliyor. Final twisti ise şaşırtıcı olmaya çalışmasına rağmen zorlama olmaktan kurtulamıyor. 

 

Sonuç olarak Jigsaw’ın mirasını devam ettirmekle övünen önceki filmlerle neredeyse bütün köprüleri atıp, farklı bir istikamete yönelmeye çalışan film, son filmlerden bir adım daha öne çıksa da ilk bölümleri mumla aratıyor. Yine de her yılın cadılar bayramını beklemeye sebep olan seri, sevenleriyle bir nevi hasret gideriyor. 


Twitter.com/tuzluk_arch

YORUMLAR

Ziyaretçi Gönder

HABERLER

2021 BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu!

2021 BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu!

Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter