Popüler Sinema

Paylaş
Eleştiriler

Lillian

Lillian
(7.0/10)
Yazar: Duygu Kocabaylıoğlu

Haftalardır, hatta aylardır evde olanlarımız için çıkıp şöyle bir yürümek, hatta hızını alamayıp fütursuzca birkaç kilometre yol yapmak ne kadar da özlenen bir eylem değil mi? Bakkala, markete giderken tedirgin olanlarımız, açık havada spora çıkanlara “uzaylı” gözüyle bakarken, Andreas Horvath’ın başkarakteri Lillian’ı olduğu yerde kim, nasıl tutabilirdi acaba? 


Salon salon mekik dokumak yerine bu yıl evimizin salonundan takip ettiğimiz 39. İstanbul Film Festivali’nin ilk yayınlanan seçkisinde onlinegösterime soktuğu filmlerden biri de gerçekten sıra dışı bir öykünün anlatıldığı Lillian (2019) adlı yapımdı. Avusturyalı sinemacı AndreasHorvath’ın imzasını taşıyan film, biraz da şehir efsanesine dönüşmüş bir gerçek yaşam öyküsünün uyarlaması. 


Ansiklopedik verilere göre, ya da efsane o dur ki, LillianAlling isimli bir Rusya vatandaşı (aslen Polonyalı) ABD’de göçmenken 1926 yılında New York’tan yola çıkarak Batı Amerika’dan Kanada’ya doğru yürüyüp, oradan Alaska üzerinden Bering Boğazı’nı aşarak evine, Rusya’ya dönmeye çalışır. Pek çok lokal kayıtta yer alsa da bu gerçek Lillian’ınbir noktadan sonra ‘evine’ varıp varamadığını halen kimse bilmiyor. Fakat çağımız iletişim çağı, her sır ifşa olmaya muktedir;ve insan sormadan edemiyor,LillianAlling,Bering Boğazı’nı geçip sağ salim evine varabilmiş olsa 100 sene sonra herhalde bir şekilde dünyanın bundan haberi olurdu?


Filmimize dönersek, Horvath’ın elinde yeniden şekillenerek günümüze uyarlanan Lillian, New York’ta beş parasız kaldığını, dahası göçmenliğinin yasadışı bir statüye döndüğünü fark eden genç bir kadının, tam deli işi bir seyahate koyulması ile başlıyor: “Dünya umurumda değil, ben evime yürüyerek dönerim!” Üstelik günümüz Lillian’ı ilham aldığı karaktere nazaran (yasal statüsü kalmasa da) günübirlik, kaçak işlerde pek de çalışmaya niyetli değil. İnsanoğlunun gerçek köklerine dönerek bir avcı-toplayıcı usulü hayatta kalmaya çalışan Lillian, terk edilmiş barakalarda, hurda arabalar yaşayarak, ufak tefek hırsızlıklarla yada kendisine hediye edilenlerle yoluna bakıp, değişen coğrafi ve iklim koşullarında günde kilometrelerce yol yürümeye devam ediyor. 


Horvath karakterini Batı Amerika’nın kuzey-güney eksenli taşrasına doğru sürerken, ağzından tek bir kelime çıkmayan Lillian üzerinden seyirciye çok şey anlatıyor. Son 2 haftadır yeniden gündeme oturan bitmek bilmez Amerikan ırkçılığını,Amerikan yerlileri ve ‘beyaz kasaba sakinleri’ üzerinden resmeden Horvath, seyirciye pastoral bir toplumsal izlek sunuyor. Kimin öteki ya da tehlikeli olduğunu anlamak çok zor olmasa gerek… Horvath’ınyalın anlatım dilinin yanı sıra sırtladığı görüntü yönetmenliğinin de bu riskli yolculuktan, özellikle iklimsel değişikliklerde, alnının akıyla çıktığını belirtelim. Lilliansessizliğine nazaran fonda kullanılan yerel radyo frekansları ya da reklam panoları da, seyirciye fazlasıyla konuşuyor… Şüphesiz ki yönetmenin belgeselcilik temelinin Lillian filmine kattıklarını göz önünde bulundurmak gerek. 


Aslen fotoğrafçı ve görsel tasarım alanında işler üreten bir sanatçı olan Polonyalı PatrycjaPlanik, genç ve asi Lilliankarakterine pek çok şey katıyor. Hiçbir diyaloğu yok ama ağzıyla değil gözleriyle konuşmayı tercih ediyor Lillian. Sanki bu ülkenin, bu toprakların ona verebileceği hiçbir şey kalmamış gibi o da sesini vermiyor, kelimelerini harcamıyor daha fazla. Bir kadını en özgürleştirebilecek cümlelerden olan “Ben başımın çaresine bakarım”ınvücut bulmuş hali olarak yürüyor da yürüyorPlanik ilk ciddi başrol oyunculuğunda. Dudak ısırtan ve seyirciyi koltuğunda ‘rahat ettirmeyen’ bu performansın çeşitli festivallerden ödülle döndüğünü de ekleyelim. 


2019 yılında Cannes Film Festivali’nde Yönetmenlerin 15 Günü bölümünde dünya prömiyerini yapan ve Altın Kamera için yarışan film, Cekya’dan Portekiz’e İsveç’ten Hindistan’a pek çok ülke gezmiş; gerçek Lillian kadar mil yapmış.İstanbul Film Festivali seçkisi sonrası umarız ülkemizde başka festival ya da online platformlarda yayına girer; dahası umarız sağlıklı günlerde vizyonda Lillian’ı izleme şansımız olur. Zira AndreasHorvath’ın rejisi büyük perdede daha da vurucu olacaktır. 


Sinemayla ve sağlıkla kalın!


Twitter.com/duygukocabayli

YORUMLAR

Ziyaretçi Gönder

ELEŞTİRİLER

Mikrofon

Mikrofon

Seza Köreken Yalçınkaya

Mükemmel Aday

Mükemmel Aday

Rise of Empires: Ottoman

Rise of Empires: Ottoman

Seza Köreken Yalçınkaya

Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter