Popüler Sinema

Paylaş
Eleştiriler

Karavan

Karavan
(4.0/10)
Yazar: Uğur Hakan Hacıoğlu

Paolo Virzì’ nin yönetmenliğini üstlendiği Karavan filmi Cuma günü ülkemizde vizyona girdi. Son dönemde İtalyan sinemasında duygusal filmlerin yönetmenliğinde sıkça gördüğümüz Virzì yine bir dram filmiyle karşımızda. Üstelik Karavan geçen yıl Venedik Film Festivali’nin ana yarışmasında yer alan bir yapım oldu. Dram filmlerini sevenler için yönetmen yine koltuğuna oturmuş ve onları tatmin etmek için elinden geleni yapmış. 

 

Doğmak kadar ölüm de hayatın içerisinde yer alan biyolojik döngünün bir halkasıdır. İlerleyen yaşlarındaki çiftimiz John ve Ella ölüme ne kadar yaklaştıklarını realist bir şekilde kabul eden bir ilişki içerisinde iken bir sabah çocuklarını ve komşularını son derece şaşırtıcı bir paniğin arasında bırakarak Ella’nın memleketi ülkenin güneyine doğru yola çıkarlar. Bu noktaya kadar sıradan gözüken hikâyede John’un alzheimer hastası olduğu halde karavan kullanması ve eşi Ella’nın da kanser hastası olduğu gerçeğini öğrenmemizin ardından çocukları ve komşularının endişesinde gayet yerli olduklarını fark ediyoruz. Fakat John ve Ella gayet mutlu bir şekilde yolculuklarına çıktıklarında her şeyin Ella’nın planladığı gibi gittiğini söyleyebiliriz üstelik buna yolculuğun sonu da dâhil. Yıllardır bir köşede bekleyen Leisure Seeker ismini verdikleri karavanları tüm yaşanmışlıklar ile birlikte yolculuk sırasında onlara eşlik ediyor. Aslında bu yolculuk aynı zamanda gençlik yıllarında çocuklarıyla birlikte yaptıkları yolculukların bir tekrarı niteliğinde. Uğradıkları duraklar, benzin istasyonları, alınan cevizli kurabiyeler, kamp yapılan alanlar aslında bir ailenin tüm yaşanmışlıklarını hissetmemizi sağlıyor. Alzheimer hastası olmadan önce başarılı bir edebiyat profesörü olan John görmesi için yolculuğun son durağı olarak Ernest Hemingway’in müze evi seçilmiş. Film boyunca John edebiyat birikimini karşılaştıkları insanlarla da paylaşmaya çalışırken zihninin ne denli yorulduğuna da fark ediyoruz. Film ilerledikçe çiftin hayatı, fotoğraflar, hatıralar, aşk, sırlar ve ölüm arasında bir ip cambazı hassaslığında yürüyor. Bu noktada özellikle aile içerisindeki bazı sorunların, çocuklarla aralarındaki mesafelerin ise yüzeysel olarak geçildiğini söylemek mümkün. Bu yüzeysellik bazı noktalarda inandırıcılık hususunu da ciddi anlamda şüpheye düşürüyor. 

 

Dramatik bir mutlu sonla biten film, yönetmenin Amerikan film sektöründeki ilk sınavı olduğunu da hesaba katarsak samimi, içten ve aile bağları ile ilgili önemli mesajlar vermiş olsa da bazı noktalarda beklentileri karşılamadığı da bir gerçek.

 

 

 

YORUMLAR

Ziyaretçi Gönder

SEANSLAR

Göster

Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter