Popüler Sinema

Paylaş
Eleştiriler

High Life

High Life
Yazar: Seza Köreken Yalçınkaya

High Life, Claire Patin’in yönetmenliğini yaptığı ve üzerinde uzun senelerdir çalıştığını söylediği merakla beklenen yapımlardan biriydi. Mayıs 2019’da vizyona giren filmin başrollerinde Juliet Binoche ve Robert Pattison olduğu için de oldukça ilgi gördü. Toplumla uyumsuz mahkumların evrendeki kara delikleri keşfetmeleri için uzaya gönderilmeleri ve yeni bir hayat kurma çabalarını anlatan High Life klostrofobik ve karanlık bir film izlenimi yaratsa da insanın yaratılış hikayesini farklı bir açıdan ele almasıyla zaman içerisinde incelemeleri yapılacak bir film.


Son dönemde festivalleri gezen filmlerden beklenen, izleyicide bir değişim yaratması durumu ve bir süre filmin yaşam akışına sızması hali High Life’ı izledikten sonra birçok izleyicide olmuş gibi görünüyor. Film olumlu ya da olumsuz bir süre boyunca kendinden bahsettirdi. Filmi izleyip tatmin olmak ya da olmamak izleyicinin beklentisi ve filmin tamamındaki örüntüyle izleyicinin bağ kurabilmesiyle alakalı. Filmin doğrusal olmayan anlatımı izleyicide kopukluk hissi yaratmış ve herhangi bir karakterle özdeşleşmesini engellemiş olabilir. Bu bilinçli bir tercih olduğu için filmin bütününü bu yönden ele almamız gerekir. Filmin karanlık ve umutsuz atmosferinde gelişen olaylardaki küçük umutlara tutunma hali insanın içindeki yaşamı sürdürme güdüsünden geldiği gibi aynı güdüyle filmi sonuna kadar izlemek mümkün. Rahatsız edici sahneler sebebiyle yarıda bırakılıp çıkılan bir filme böyle bir tespit yapmak absürt olabilir. Bu durum farklı açılardan bakmakla açıklanabilir.


İnsanın içinde bulunan yaratma arzusu kübik bir uzay mekiğinin içinde yeni Adem ve Havva arayışı olarak filmin tamamına işlenmiş. Kaldı ki filmde birkaç kere geçen “Doğa kanunlarını çiğnersen bedelini ödersin.” sözü de bir şeylere yaşam vermenin ve öldürmenin sadece tanrının elinde olması ve insanın buna müdahil olması dolayısıyla sonuçlarına katlanması şeklinde açıklanabilir. Bunun dışında cinsel birleşme dışında laboratuar ortamında kontrollü bir şekilde güçlü genlere sahip bir bebek yapmaya çalışmak da yine doğadan uzaklaşan insan tanıma uyuyor. Yine dünyadan gösterilen görüntülerdeki savaş ve patlamalar da insanın doğaya karşı duruşu gibi görünüyor. Filmin tamamına yayılmış ve farklı şekillerde verilen bu tema ister istemez insan ve tanrı ilişkisini öne çıkarıyor. Bu durumda High Life’a metafizik açıdan bakmak doğru geliyor.


Bir çok eski kaynakta karşılaştığımız ve anlatıla gelen yaratılış hikayesindeki ilk günah ve kötücül meleğin düşüşü imgeleri filmdeki genetiği güçlü ilk uzay bebeğinin dünyaya gelişi ve doktorun uzay mekiğinden düşüşüyle örtüşüyor. Mahkumların çeşitli yöntemlerle bastırmaya çalıştıkları içlerindeki vahşi istekler topluluk içerisinde yaşamaya başlayan ilk insanların duygularıyla aynı. Kadın bedeni üzerinde hakkı olduğunu düşünerek tecavüze yeltenme ve her ne kadar güvenli bir ortam gibi görünse de yastığının altında bıçak saklayan kadın güvensiz ortamda sürekli tetikte olan avcı toplayıcı insanla ortak paylaşımını yansıtıyor. Kaldı ki bu insanların toplumla uyumsuz olmalarının sebepleri de yalnız başlarına sokakta güvensiz bir ortamda büyümüş olmaları. Yönetmenin arzu, istekler ve vücut sıvılarıyla ilgili bir film olduğunu vurgulamasıyla da dünyadaki ilk insanların ve uzaydaki ilk insanların ruhsal durumunu ve güdülerinin ortak olduğu fikrine ulaşılabilir.


7 numaralı uzay mekiği dışında birçok uzay mekiğinin var olduğunu filmden anlayabiliyoruz ama sadece ikisinin içindeki yaşamı daha fazla sonuçları görebiliyoruz.7 numaralı uzay mekiğinde insanların, 9 numaralı uzay mekiğinde köpeklerin olması ve söz konusu canlıların yavruları ya da bebekleri olması Nuh’un Gemisi fenomenini uzaya uyarlamak gibi görünüyor. Uzayda yaşam arayışının yoğunlaştığı, alternatif gezegen arayışlarının sürdüğü günümüzde uzaya Nuh’un gemilerini göndermek insanın yapmak isteyebileceği bir şey. 


Karakterlerin yaşadığı süreç düşünülünce, filmin sonundaki üst yaşam formuna büyük bir kara delikten geçme fikri High Life’ın karamsar atmosferine rağmen oldukça iyimser. Bu haliyle de metafizikle yakın ilişki içerisinde olan makro felsefinin de ön plana çıktığı söylenebilir. Yine yönetmenin bunun açıklamasını zamanın ve mekanın eşitlendiği bir yere varmak olarak yapması da bu fikri destekliyor.


High Life üst fikirlerle açıklanabilecek bir hikaye ve doğrusal olmayan bir anlatımla dikkat çekiyor. Farklı düşüncelere ve başka başka ortamlara sürüklenmeyi seven izleyicinin hoşuna gidebilir. Sadece bilim kurgu filmi izlemekten hoşlanan kitleyeyse biraz yavan gelebilir. Son olarak hatırlatmak gerekir ki yönetmen bu filmin bilim kurgu olmadığını ısrarla belirtiyor.

 

twitter.com/_cheshirekedisi

YORUMLAR

Ziyaretçi Gönder

RÖPORTAJLAR

Simay Yaykır: Festivallerde kısa filmlere...

Simay Yaykır: Festivallerde kısa filmlere...

Fırat Sayıcı

Furkan Daşbilek: Sektörün daha çok kısa f...

Furkan Daşbilek: Sektörün daha çok kısa f...

Fırat Sayıcı

Esra Yıldırım: Teknoloji sebebiyle her şe...

Esra Yıldırım: Teknoloji sebebiyle her şe...

Fırat Sayıcı

SEANSLAR

Göster

Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter