Popüler Sinema

Paylaş
Eleştiriler

39. İstanbul Film Festivali Yarışma Seçkisi-2

39. İstanbul Film Festivali Yarışma Seçkisi-2
Yazar: Duygu Kocabaylıoğlu

39. İstanbul Film Festivali’nin ulusal yarışma bölümünde yer alan özellikle ilk filmler - ki Seyfi Teoman İlk Film Ödülü için de yarışıyor aslında bu yapımlar- gerçek birer hayal kırıklığı olarak bu yılki sinema tarihimize geçecekler. 2020 yeterince zor bir sene değilmiş gibi bir de vasat sularda gezinen yerli yapımlara zaman ve emek ayırıyoruz; biz eleştirmenleri bir kalemde geçelim de bu yapımların seyirci karşılığı ne olacak, olabilecek mi acaba, insan düşünmeden edemiyor. Uzatmadan online olarak izlediğimiz son iki filmden, Uzak Ülke ve Bina’dan biraz bahsedelim…


Uzak Ülke


Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından sonra 1924’te Yunanistan ile karşılıklı gerçekleştirilen nüfus mübadelesini konu alan yapımları, şimdiye dek hep Ege’nin iki yakasından örneklerle izlemiştik. Erkan Yazıcı imzalı Uzak Ülke, aslında Trabzon’dan yola çıkan Rumların da olduğunu göstermesiyle iyi bir noktadan hareket ediyor. Ergenlik çağında olan ve kısa sürede üst üste travmalar yaşayan genç Paris ile Kurtuluş Savaşı komutanlarından olmasına rağmen, yeni kurulan devlet ile siyasi düzlemde ters düşen Binbaşı Osman’ı terk edilmiş bir kampta yan yana düşüren senaryo, bu çatışmayı filmin ilk yarısında iyi-kötü korumayı başarıyor. 


Özellikle Paris’in ve ailesinin yaşadıklarına kısmen geri dönüşlerle, bu gencin neden kampta bir başına kaldığını anlamaya çalışıyoruz. Fakat filmin özellikle ikinci yarısının fazlaca uzun tutulmuş olması, kilit altındaki ikilinin baştaki çatışmaları sonrasında bir orta yol bulup birbirlerine tanımlarına fırsat verme sahneleri fazlasıyla uzamış. Yola çıkış fikriyle nefis bir kısa ya da hadi biraz daha meselenin derinliğine ineceksek orta metrajda bağlanabilecek bir öykü, 90 dakikaya zorla yayılmış gibi. Üstelik ancak iki karakterin karşılıklı dertleştiği sahnede Osman’ın neden bu kampa sürüldüğünü tam olarak anlayabiliyoruz; e filmin o kadar uzatılmış bir süresi var madem, neden karaktere dümdüz söyletmeyi tercih ediyor yönetmen? Bu ve benzeri pek çok sorunla birlikte işlemeyen temposuyla Uzak Ülke filminin en çekici tarafı, Karadeniz’in azgın dalgalarını seyretmekten ibaret oluyor maalesef.  


Bina 


Festival seçkisinin en azından benim seyredebildiğim kısmıyla tür açısından en ayrıksı filmi Bina diyebilirim. Distopik bir gerilim filmi olan Bina, Orçun Behram imzalı bir ilk film. İşin ilginci ülkemizde son bir aydır LGBTİ bireylere karşı nefret söylemi ve kadın cinayetleri iyice artmışken, bonus olarak sosyal medyanın da ‘denetim’ altına alınarak haber alma ve ifade özgürlüğü adına her şeyin gitgide otokratik bir zemine oturtulmaya çalışıldığı şu günlerde, festival seçkisindeki filmler konuları itibariyle “her kamuoyu maddesine bir filmmiş” gibi denk düştü. Bu anlamda yönetmen ve senarist Behram da aslında nokta atışı bir saptama yapıyor ve bence böylesi bir konu için de filminin türünü doğru belirlemiş görünüyor. Distopya ve baskıcı devlet yönetimi dendiğinde aklımıza gelen ilk örnek olan 1984’ün BigBrother’ını alıp, hepsi birbirinden beter karakterlerle bezeli bir apartmanın ortak yayın sistemine oturtuyor yönetmen hikayesini.Apartmanın çatısına uydu anten takılırken yaşanan bir faciası ile başlayan süreç, insanların seyrettikçe beyinlerinin yıkandığı ve apartmanın ele geçirilişinin görsel efektlerle bolca desteklendiği bir kabuslar silsilesine dönüşüyor adeta. Başrol apartman görevlisi Mehmet’i canlandıran İhsan Önal’ın gerilimli performansı fena değil ama yine fazlaca uzun süresi ile bir noktadan sonra merakın ve seyir zevkinin azaldığı bir yapım maalesef Bina. 


Ayrıca teknik bir not olarak bu filmin online gösteriminin –şahsımdan kaynaklanmayan nedenlerle-oldukça sıkıntılı geçtiğini eklemek isterim; hali hazırda temposu ağır olan bir filmi zor koşullarda seyredince seyir zevkinin de etkilenmemesi mümkün değil. Umarız ki filmin ilerleyen süreçlerde hem vizyon hem diğer festivallerde daha çok gösterim şansı olsun; başka bir online platformda karşıma çıkarsa ikinci bir şans vereceğim. 


Twitter.com/duygukocabayli

YORUMLAR

Ziyaretçi Gönder

RÖPORTAJLAR

Kıvılcım Akay: "Belgesel sinema hisl...

Kıvılcım Akay: "Belgesel sinema hisl...

Fırat Sayıcı

Ferhat Özmen: "Gelecek için hep hazı...

Ferhat Özmen: "Gelecek için hep hazı...

Fırat Sayıcı

Kısa film bir sinema eseridir!

Kısa film bir sinema eseridir!

Fırat Sayıcı

Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter