Popüler Sinema

Paylaş
Dosyalar

Sinemada Hedonizm

Sinemada Hedonizm
Yazar: Fırat Sayıcı

Yazımıza, anlatmaya çalıştığımız şeyi özetleyen bir mini öyküyle başlayalım. Ünlü bir sporcu arabasına binmek üzereyken yanına bir kadın yaklaşır. Sporcuya küçük bir bebeğinin olduğunu, bebeğin çok hastalandığını ve hastane masraflarını karşılayamadığını, onun her gün biraz daha ölüme yaklaştığını anlatır. Kadının anlattıkları sporcuyu etkiler. Hemen çek defterini çıkarır ve yüklüce bir para meblağı yazarak kadına verir ve umarım bebeğinin iyi günleri için harcarsın der. Sporcu ertesi gün kulüpte öğle yemeği yerken yanına bir arkadaşı yaklaşarak, geçen gün çocuklar, bir kadının sizinle konuştuğunu ve o kadına yüklüce bir çek verdiğinizi söylediler der. Ünlü sporcu, 'Evet, ne olmuş' der. Arkadaşı, 'O kadın bir sahtekar, zengin kişilere yaklaşıp hasta bir bebeği olduğunu söyleyerek para koparırmış. Korkarım sizden de koparmış.' der. Sporcu büyük bir sevinçle, 'Öyle mi, yani ölümü beklenen bir bebek yok mu? İşte bu hafta duyduğum en güzel haber bu.' der.

 

"Hedonizm", Türkçe adıyla "Hazcılık", hazzın mutlak anlamda iyi olduğunu, insan eylemlerinin nihai anlamda haz sağlayacak bir biçimde planlanması gerektiğini, sürekli haz verene yönelmenin en uygun davranış biçimi olduğunu savunan felsefi görüş. Arristippos gibi felsefeciler hazcılığı bedensel ve manevi mutluluk/hazla eşleştirirken, Epikuros gibi felsefeciler de hazzı sonsuzlaştırmak, yaşama yaymak ve dolayısıyla da bilgelik mertebesine ulaşmak gerektiğini savunur. 

 

Hedonizm denince akla ilk başta gelen zengin, aristokrat, zevkli, kültürlü ve yaşamdan her an tat almayı bilen insanlar geliyor elbette. Örneğin özellikle Amerika ve Avrupa'da cinsel hedonizme bağlı yaşayan gruplar olduğu bilinmekte. Cinsel yaşamlarına heyecan katmak amaçlı insanların eşlerini değiştirdikleri kamplara da hazcılık kampı adı verildiği bilinir. 

 

Gelin şimdi, hedonizmi ve hedonist insanları sinema nasıl ele almış, ona bakalım. Böylece biraz daha şekillenmiş olacak anlatmak istediklerimiz. İyi okumalar...

 

 

Tatlı Hayat (La Dolce Vita) - 1960


Tuhaf gazeteci Marcello Rubini zengin ve şöhretli İtalyan aristokrasisine dair söylentilerin yayınlanacağı bir köşede yazması için Roma’da çalıştığı gazete tarafından görevlendirilir. Marcello, bir partiden diğerine geçmekte, bu esnada da sosyetenin en güzel, en ilginç insanlarıyla tanışmaktadır. Başlarda tatlı görünen bu hayat, zamanla Marcello’yu daha yalnız, daha ucuz bir insan haline getirir. Cannes'da Altın Palmiye kazanan, Federico Fellini'nin başyapıtlarından biri olan filmde Marcello Mastroianni ve Anita Ekberg rol alıyor. Sıradan bir gazeteci olarak birden bire yüksek sosyetenin içine giren Marcello, önceleri hedonizmin doruğunda yaşayan bu insanlara imrense de, filmin sonlarına doğru ne yapacağını şaşıran, içinde bulunduğu durumdan sıkılan ve mutluluğu başka çözümlerde arayan biri haline geliyordu. Film içi boş bir hedonizmin anlamsızlığı üzerine kurulu...

 

 

24 Saat Parti İnsanları (24 Hour Party People) - 2002


76 yılında Manchester’da Televizyoncu Tony Wilson bir Sex Pistols konseri deneyimi yaşar. Bir insanın dünyada başına gelebilecek en 'iğrenç' ve güzel deneyimlerden birinin sonunda, Wilson konserin de gazıyla arkadaşlarıyla birlikte bir plak şirketi kurmaya karar verir. Şirket Factory Records adını taşımaktadır... Joy Division gibi gruplarla anlaşma imzalarlarken, Brit müzik dünyasına nasıl bir güzellik yaptıklarının farkında değillerdir. 70’lerin sonunda patlayacak olan yeni gruplar, İngiliz müziğinin çehresini değiştirecektir. Sex, drugs and the British Rocks ile yoğrulmuş. Genç ya da orta yaşına girmek üzere olan Manchester'lı tiplerin orta ölçekli hedonist hayatını mercek altına alan film biraz da gerçekle kurmacanın iç içe geçtiği döküdrama niteliğinde. I Want You filmiyle gönlümüzü fetheden Michael Winterbottom’un yönettiği filmin oyuncuları Steve Coogan, John Thomson, Andy Serkis, Shirley Henderson... Müzik dünyasının hedonizmin anlayışını gözlemlemek bir yana İngiliz mizahının nasıl bir şey olduğu hakkında hiç bir fikriniz yoksa da bu filmi izleyebilirsiniz. 

 

 

Çarpışma (Crash) - 1996  


Çarpışma, bilim kurgu yazarı J. G. Ballard'ın yalnızca günümüz dünyasının değil, gelecek yüzyılın eğilimleri üzerine de açılımlar yapan aynı isimli kült romanından uyarlandı. Modern dünyada insanın teknoloji içinde nasıl kimliksizleştiğini ve yine teknoloji aracılığı ile kendisini keşfetmesini anlatır. Kitaba ve filme adını veren trafik kazasıyla hayatları tamamen değişen evli bir çift ve tanıştıkları yeni insanlarla girdikleri değişik ilişkiler konu edilir. Seks ve araba bu filmde birer simgedir. Film karakterleri, araba kazalarıyla hayatlarını yeniden sorgulayan, metal ile ölümcül tehlike arasındaki bağlantıyla cinsel tatmine ulaşmaya çabalayan kişilerdir. Oldukça ilginç geliyor kulağa değil mi? Hedonizmin özellikle de cinsel anlamda ve belki de biraz sapkınca bir şekilde doruğa çıktığı bir film olan Crash'in yaratıcısı arıza yönetmen David Cronenberg. Final sahnesi ise ana karakterlerinin hedonist anlayışlarının altını çizercesine sapkınca. Mutlaka izleyin derim.   

 

 

Kumsal (The Beach) - 2000


İngiliz yazar Alex Garland'ın 1996 yılında yazdığı aynı adlı romanından John Hodge'un senaryosunu uyarladığı filmin yönetmeni sevdiğimiz yönetmenlerden Danny Boyle. Filmin başrollerini ise Leonardo DiCaprio, Tilda Swinton, Virginie Ledoyen ve Robert Carlyle paylaşıyor. Film, genç Amerikalı bir maceraperest olan Richard'ın seyahat için gittiği Tayland'ın başkenti Bangkok'da kaldığı otelde, yan odada kalan birisinden aldığı haritayı kullanarak; otelde tanıştığı Étienne ve Françoise adlı Fransız turistlerle gittiği bakir bir tropik adada yaşadıklarını konu alır. Di Caprio'nun canlandırdığı baş kahramanımız Richard, tekdüze yaşamını minik hazlar peşinde koşmak için bir süreliğine terk eder. Ancak onun hedonizm anlayışı mutluluk, huzur..vs. değildir. Aksine, heyecanın, gizemin, aksiyonun, bilinmeyenin ve tehlikenin peşine düşmek ona haz verecektir. 

 

 

Casino Royale - 2006


007 Ajan kimliğiyle göreve başlayan James Bond'un görevi, dünya teröristlerine finansman sağlayan Le Chiffre'ye engel olup bu ağı çökertmektir. Teröristlere inecek bu büyük darbe için James Bond öncelikle, Le Chiffre'yi, Casino Royale de oynanacak olan yüksek bahisli poker oyununda da yenmesi gerekmektedir. Ajana bu yüksek bahisli oyunda parayı, görevli olduğu İngiliz hükümeti sağlayacaktır. Bu parayı koruması için ise hazine dairesi, Vesper Lynd adlı kadını görevlendirir. Bond başta bu durumdan pek hoşlanmaz. Le Chiffre'nin düzenlediği bir grup saldırılarla mücadele eden Bond ve Vesper Lynd arasında bir yakınlık oluşur. Bu durumdan sonra olaylar daha da tehlikeli bir hal alır. Bir türlü James Bond'luğa yakıştıramadığım Daniel Craig'e filmde Eva Green, Mads Mikkelsen ve Caterina Murino eşlik ediyorlar. Bir karakter olarak yaratıldığı günden beri tehlikeden tehlikeye koşarken hedonizmin nimetlerinden yararlanmayı kendine ikincil bir görev olarak belirleyen James Bond karakteri hem erkeklerin hem de kadınların sevdiği bir karakter. En pahalı giysileri giyen, en kalite arabaları kullanan, en iyi otellerde kalan, en güzel kadınlarla sevişen Bond'un hedonizme yaklaşımını kim sevmez ki?

 

 

Otomatik Portakal (A Clockwork Orange) - 1971


Usta yönetmen Stanley Kubrick, Anthony Burgess'in aynı adlı romanından uyarladığı 1971 yapımı filmiyle de sinema tarihine geçti. Britanya'da endüstri sonrası bir şehirdeki, ahlaki değerlerin birbirine karıştığı, iyi ve kötünün ayırt edilemez hale geldiği bir toplumda, gençlerden oluşan bir çetenin insanlara uyguladıkları şiddeti ve Alex üzerinden insan doğası ve toplumsal değerlerin çatışmasını konu eder. Malcolm McDowell, Warren Clarke, James Marcus, Patrick Magee gibi isimlerin oynadığı film gösterildiği dönemde oldukça büyük tartışmalar yaratmıştı. Hazzı suçta ve şiddette arayan bir avuç genç üzerinden derdini anlatmaya çalışan film toplumsal yargıları da ayrıca eleştiriyordu. İzlemesi zor bir film olduğunu da belirtmek gerek.

 

 

Aşk Zamanı (In the Mood For Love) - 2000


Bir adam ve bir kadın Hong Kong'da aynı apartmana taşınırlar. Birbirleriyle zaman geçirmeye başlayan bu ikilinin arasında zaman geçtikçe bir bağ oluşmaya başlar. İlginçtir ikisi de eşlerinin kendilerini aldattığından şüphelenmektedir. Kar Wai Wong'un bu şiirsel yapıtı hazzın odağına aşkı koyuyor. Maggie Cheung ve Tony Liung Chiu Wai'nin bu güzel şiirin dizelerini canlandırdıkları yapımı izlerken belki de deneyimlemediğiniz öyle duygulara ulaşıyorsunuz ki, film bitince müthiş bir lezzet bırakıyor dimağınızda. 

 

 

Seks Oyunları (Cruel Intentions) - 1999


Hedonizmin yüksek dozuyla ne yapacağını şaşıran bir avuç züppe gencin hikayesi de diyebiliriz bu filme. Sebastian yakışıklı ve hali vakti yerinde bir gençtir. Kathryn ise onun üvey kardeşidir. Aralarında tuhaf bir ilişki olan ikili en az ilişkileri kadar tuhaf bir iddiaya tutuşurlar. Annette ikisinin de radarından kaçmayan güzel bir genç kızdır. Eğer Sebastian, bu genç kızı yatağa atmayı başarırsa iddiayı kazanacaktır ve üvey kardeşi Kathryn'i de yatağa atma ödülünü kucaklayacaktır. Kathryn ise Sebastian'ın olası başarısızlığında onun arabasına el koyacaktır. Cinsellik, tutku ve gerilimin yaşanacağı bir oyun başlayacaktır. Roger Kumble'nın yönetmenliğinde çekilen erotizm dozu yüksek gerilim filmi Cruel Intentions'ın başrollerini Sarah Michelle Gellar, Ryan Phillippe ve Reese Witherspoon gibi ünlü isimler paylaşıyorlar. Oldukça varlıklı ailelere mensup gençlerin tehlikeli seks oyunlarına ve ilişkilerine odaklanan yapım, gösterildiği dönemde bir hayli ilgi toplamıştı. 

 

FIRAT SAYICI

twitter.com/firatsayici

YORUMLAR

Ziyaretçi Gönder

ELEŞTİRİLER

Beden ve Ruh

Beden ve Ruh

Mustafa İri

Berlin Sendromu

Berlin Sendromu

Fırat Sayıcı

Destruction Babies / Yıkım Bebekleri

Destruction Babies / Yıkım Bebekleri

Müge İbrikçi

SEANSLAR

Göster

Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter